Zirveler dönemi

Zirveler dönemi


Geçtiğimiz bir hafta içinde dünyada arka arkaya üç önemli zirve gerçekleştirildi. O yüzden son günlerde dünya gündemini büyük ölçüde bu zirveler ve bu zirvelerde yapılan bazı ikili görüşmeler, ele alınan konular ve eş zamanlı olarak gerçekleştirilen sivil etkinlikler meşgul etti. Bu zirveler aynı zamanda koronavirüs salgınından sonra dünya liderlerinin masa başında yüz yüze görüşmelere dönmesi açısından önem taşıyordu. Çünkü bilindiği üzere salgın döneminde uluslararası toplantıların ve zirvelerin de çoğu sanal ortamda, ekranlar üzerinden gerçekleştirildi. Hatta dünya kamuoyu bu tarz toplantılara, zirvelere iyice alışmaya başladığı için artık bu uygulama gelenek haline gelecek ve liderler de oturdukları yerlerden, ekrandan ekrana görüşmeyi tercih edecekler diye düşünmeye başlamıştık. Ama yeniden otellerde buluşma, yüz yüze görüşme geleneğine dönülmesi ekranlar vasıtasıyla görüşmelerin, zirveler düzenlemenin liderleri pek sarmadığını ortaya koydu. 

 

Söz konusu üç zirvenin birincisi 11-13 Haziran’da, üç gün süreyle, İngiltere’nin bir sahil kenti olan Cornwall’da düzenlenen G7 Zirvesi’ydi. G7 (Grup 7), dünyadaki ekonomik gücün önemli bir kısmını elinde tutan ABD, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya , İngiltere ve Kanada’dan oluşuyor. Daha önce üye olan Rusya, Kırım’ı ilhak etmesinden dolayı çıkarıldı. G7 liderleri zirvelerde buluşarak hem kendi aralarındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini hem de bazı küresel sorunları konuşuyorlar. Küresel çapta sorunları konuşurken insanlığın yararına politikalar geliştirme çabası içinde oldukları imajı vermeye çalışsalar da asıl amaçları sömürü düzeninin dizginlerini ellerinde tutmaya devam etmek. 

 

G7 Zirvesi’nin düzenlendiği günlerde muhtelif sivil toplum kuruluşları tarafından da Cornwall’da ve bu şehrin baktığı sularda muhtelif eylemler, etkinlikler ve gösteriler düzenlendi. Emniyet teşkilatı göstericilerin liderlerin toplandığı yere yaklaşmalarını önlemek için, çok uzak noktaları gösteriler için tahsis ettiğini bildirdi. Ama göstericiler yine de seslerini duyurabilmek için toplantı yerine yaklaşmaya çalıştılar. 

 

Bu yılki zirvede ele alınan küresel nitelikteki sorunların başında gelen de iklim değişikliği konusuydu. Bu konuyla ilgilenen muhtelif sivil toplum kuruluşları da düzenledikleri etkinliklerde ve yaptıkları gösterilerde iklim değişikliğinin insanlığın geleceği açısından oluşturduğu tehlikelere dikkat çektiler. Zirvede de bu konuyla ilgili muhtelif kararlar alındı ve bu meseleyle ilgili değişiklikler ve düzenlemeler için kullanılmak üzere 100 milyar dolar para tahsis edilmesi kararı teyit edildi. Ancak bu konudaki kararlar çevre teşkilatlarını ve aktivistlerini tatmin etmedi. 

 

G7 Zirvesi’nin hemen ardından, 14 Haziran’da, NATO üyesi ülkelerin liderlerinin Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaptığı zirve de epey gündem oluşturdu. Bu zirve esnasında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Biden’ın ikili görüşmesi de medyanın özellikle ilgisini çeken bir gelişme oldu. 

 

NATO’nun sonuç bildirgesinde özellikle Çin kaynaklı tehlikenin üzerinde durulması tabii bu ülkenin de tepkilerine neden oldu. NATO, Çin’in davranışlarını sisteme meydan okuma olarak tanımladı ve bu ülkenin yükselişine karşı ortak bir cevap vermeleri gerektiğine dikkat çekildi. Çin’in Avrupa Birliği temsilcisi ise açıklamayı, Çin’in barışçıl kalkınmasını kötüleme amaçlı bir iftira olarak nitelendirdi. 

 

NATO Zirvesi’nden iki gün sonra, 16 Haziran’da da ABD Başkanı Biden ile Rusya Başkanı Putin İsviçre’nin Cenevre şehrinde bir zirve gerçekleştirdi. 

 

ABD ile Rusya’nın dünyaya yön verme konusunda hâlâ bir hakimiyet ve güç kavgası içinde olduğu biliniyor. Ancak bunlar her ne kadar bir rekabet içinde olsalar da birtakım ortak çıkar hesapları da bulunuyor ve özellikle Çin faktörü ikisini birden ilgilendiriyor. 

 

Biden ile Putin’in zirvede sadece kendi aralarındaki meseleleri değil aynı zamanda küresel ve bölgesel birtakım sorunları da ele aldığı haberlerde dile getirildi. 

Google+ WhatsApp