Zırt kuşağı için, 2002 ile 2021 kıyaslaması!

Zırt kuşağı için, 2002 ile 2021 kıyaslaması!


AK Parti’nin iktidara gelişinin, bugün 19. yılı.. Zırt kuşağı bilmez..

 

Hakaret amacı ile “Zırt” demiyorum.

 

Hepsi bizim çocuklarımız.

 

Ama babalarına tepeden bakanlar var ise..

 

Annelerine “Sen ne biliyorsun ki?” diyen bebeler, küçük dağları ben (haşa) yarattım havası estiriyorsa..

 

Onlar için söylüyorum: Zırt kuşağı.

 

AK Parti’nin 19. iktidar yılında yaşayıp, “Z kuşağını anlamıyorsunuz” demek kolay.

 

Bakın 2002’de, AK Parti iktidara geldiğinde anlayamacağınız neler var imiş, kısa notlar şeklinde aktaralım..

 

3 Kasım 2002 seçimlerine, AK Parti girdi ama..

 

Başındaki Tayyip Erdoğan, milletvekili seçilemedi.

 

“Zırt kuşağı”nın muzip mensupları, tümsekten atlayan koyuna, “Aaa.. Edep yeri göründü” diye seslenen keçi misali..

 

“Aaaa.. Tayyip Erdoğan, milletvekili seçiminde, yeterli oyu alamamış mı? Hah hah.. Hiç güleceğimiz yoktu” demesinler..

 

Azıcık sabretsinler.

 

AK Parti kurulmuş..

 

Kurucular arasında başörtülü kadınlar da var.. Genel Başkan, Tayyip Erdoğan..

 

Laikçiler devletin tepesinden gideceklerini görüyorlar..

 

Ter ter tepiniyorlar..

 

Birbirlerini gazlıyorlar..

 

Bugünlerde “Hukuk” falan diyen birileri var ya..

 

İşte onlar, bakanı ile, Yargıtay daire başkanları ile, bürokratları ile..

 

Toplantı üzerine toplantı yapıyorlar.

 

Yargıtay Başsavcılığı koltuğunda oturan Sabih Kanadoğlu, “Buldum” diyor.

 

Hamamdan çıkan Arşimet benzeri bir görünüm ile, Anayasa Mahkemesi’ne koşuyor.

 

“Yüce Anayasa Mahkemeniz, başörtünün laikliğe aykırı bir giysi olduğunu karara bağlamıştır. Laiklik, Anayasa’nın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi olunamaz maddeleri arasındadır. Başörtülü kurucusu olan AK Parti’nin kapatılması, aksi takdirde bu kurucuların ihracının ihtarı..”

 

Zırt kuşağı, başörtü yasağını da bilmez.

 

Başörtülü kızların okuma haklarının olmadığı Türkiye’yi bilmedikleri gibi.. Parti kurucusu olmalarına bile tantana kopartanların ülkeye hakim oldukları dönemleri de bilmezler.

 

Zırt kuşağı; eminim, beni mugalata yaparak, konuyu unutturmaya çalışmakla suçluyorlardır..

 

“Lafı çevirme, Tayyip Erdoğan’ın milletvekili seçilemediğini anlat..” diyorlardır.

 

Anlatacağım..

 

Bir nefeslenin hele..

 

Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, derin hukuk bilgisi ile..

 

Başörtülü kurucular üzerinden AK Parti’nin tüzel kişiliğine ders verme yolunda emin adımlarla ilerlerken..

 

Partiyi başsız bırakıp..

 

Tayyip Erdoğan’ı engelleme yolunda da, adımlar atıyordu..

 

Yargıtay 8. Ceza Dariesi’nin başkanı Naci Ünver ile, gizli görüşmeler düzenleyip, “Ne yaparız, ne yaparız.. Erdoğan’ı seçtirmemek için, ne yaparız” diye kafa yoruyorlardı.

 

“Hukuk” mu?

 

“Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin koruyucusu olan laikçiler”in elinde, çoktan “guguk” oluvermişti bile..

 

Ve buldular..

 

Tayyip Erdoğan o tarihteki TCK 312’den dolayı, şiir okuduğu için bir mahkumiyet almıştı ya..

 

O mahkumiyeti sebebi ile cezasını yatıp çıkmıştı ya..

 

O mahkumiyet kararını gerekçe gösterip, iktidara yürüyen partinin genel başkanını milletvekili seçimine sokmayacaklardı..

 

Adalet Bakanı koltuğuna, seçim dönemi olduğu için, dışardan “bağımsız, tarafsız” adı altında atanan Çağdaş Yaşam’cı Aysel Çelikel ile görüştüler..

 

Diyarbakır’daki mahkemeden, faksla eski kararı getirttiler..

 

Aaa.. Bir baktılar, “mahkumiyet kararı infaz edilmiş olduğu için, adli sicil kaydından silinmesi” kararı verilmiş bile..

 

“Olur mu, olur mu? Hiç üç kulak olur mu” şarkısını tekrarlayıp..

 

“Olur mu, olur mu, hiç Tayyip Erdoğan milletvekili olur mu?” deyip..

 

Hemen faksla Diyarbakır mahkemesinden yeni bir karar çıkarttırıp, “Adli sicil kayıt silinme işleminin iptali”ni sağladılar..

 

O kararın inceleneceği Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver ile, çoktan görüşülmüş, iş bağlanmıştı..

 

Doysa geldi..

 

8. Ceza Dairesi kararı verdi; “Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olmaması için kurduğumuz tezgah gereği” diye tam gerekçeyi yazarlarken..

 

“Durun ya.. Biz ne yapıyoruz” diye, dairedeki diğer laikçi üyelerin uyarısı sonrasında, kararı net olarak verdiler..

 

“Tayyip Erdoğan’ın adli sicil kaydı devam etmektedir..”

 

Topu doksana atmak üzere pası yollayan 8. Ceza Dairesi’nin işlemi sonrasında, YSK kararı verdi:

 

“Tayyip Erdoğan milletvekili adayı olamaz.”

 

Ve, bu tezgah sonucunda, kendisinin belirlediği 363 isim milletvekili olduğu halde, Tayyip Erdoğan olamaz..

 

Ya.. İşte böyle.. 

 

Bugünlerde Gezi isyanı sebebi ile, 15 Temmuz hain darbe girişimi sebebi ile tutuklu olan Osman Kavala üzerinden “hukuk” talebinde bulunan laikçiler..

 

Tayyip Erdoğan’ın milletvekili adayı olmasına bile böyle engellemede bulunmuşlardı..

 

Sonrasında.. Bir Anayasa değişikliği ile Tayyip Erdoğan, yapılan ara seçimde milletvekili olmuş, başbakanlık koltuğuna oturabilmişti..

 

Oturmuştu da.. 

 

Tek başına iktidar olmanın gereğini hakkıyla yerine getirebilmiş miydi?

 

Hayır. 

 

Ne katsayı zulmü kaldırılabildi.. Ne başörtü yasağı..

 

Hatta 2007’de, Necdet Sezer’in cumhurbaşkanı süresi dolduğunda ve Abdullah Gül aday gösterildiğinde..

 

Bugünlerde iki lafın birisinde “Hukuk” diyen CHP kafalılar..

 

Parti yönetimine başörtülü kadınları alarak, Temel Karamollaoğlu’nu kendilerine kefil göstererek başörtü düşmanı olmadıklarını iddia eden CHP’liler..

 

“Olmaz.. Olamaz.. Asla ve kat’a.. Başörtülü birisinin eşi, cumhurbaşkanı olamaz” demiş..

 

Ve Anayasa Mahkemesi’ne 367 kararını aldırmışlardı..

 

O ne demekti?

 

Anayasa’daki “Nitelikli çoğunlukla cumhurbaşkanı seçilemez ise, sonraki turlarda salt çoğunlukla cumhurbaşkanı seçilir” kuralını devre dışı bırakmak demekti.

 

Anayasa istediği kadar “Salt çoğunlukla seçilir” desin.

 

Zırt kuşağının, o tarihteki Anayasa Mahkemesi’nden öğreneceği daha çok şey var..

 

Ne dedi mahkeme? 

 

“Salt çoğunlukla cumhurbaşkanı seçilebilir ama, toplantıda nitelikli çoğunluk olması lazım.”

 

“O nereden çıktı” diye sormasın zırt kuşağı.. Biz sorduk ama, cevap alamadık o zaman.

 

Hukuk alanından ekonomik alana kadar, 2002 ile 2021 kıyaslaması yapacağımız daha çok konu var ama..

 

Zırt kuşağının zekasından benim şüphem yok..

 

Tıpkı “Bekri Mustafa, Ayasofya’ya imam olmuş” denildiğinde, nelerin anlaşılacağı tahmin edildiği gibi..

 

363 milletvekilini belirleyen Tayyip Erdoğan’a kıldan tüyden sebeplerle engel çıkartanların, 2007’de de eşi başörtülü diye cumhurbaşkanı seçtirmediklerini de gördükten sonra..

 

“Yok yok. Gerisini anlatmanıza gerek yok” diyeceklerinden eminim..

Google+ WhatsApp