Zamana yolculuk

Zamana yolculuk


Yirmi yıldır ikamet ettiği evinden taşınan bir arkadaşım hatıralarını biriktirdiği mekâna veda ederken derin bir hüzne kapıldığını ve yüzünü avuçlarının içine alıp uzun süre ağladığını ifade etmişti. Sevilen kişilerden ayrılmanın acıya dönüştüğünü biliriz de yaşadığımız mekânları, kullandığımız eşyaları terk etmenin hüzne neden olacağını hiç düşünmeyiz. Oysa bağ kurduğumuz her şeyin iç dünyamızda bir yeri vardır ve her kopuş bir burukluğa ve hüzne dönüşür.

 

Yaşam alanımızda bulunan kişilerle bir bağ kurarız ve onlarla geçirdiğimiz vakitler, biriktirdiğimiz hatıralar duygusal bir yatırıma ve kazanca dönüşür. Hayatımızın bir parçası haline gelir bu kişiler, gündelik hayatta farkında olmadan onların enerjilerinden beslenir ve güçleniriz. Hayatımızda önemli bir boşluğu dolduran bu kişilerin vefatı ya da herhangi bir sebebe bağlı olarak bizimle bağlarını koparmaları ise duygusal birikimlerimize, içsel kaynaklarımıza veda etmektir ki, böyle durumlarda yas kaçınılmaz olur. Yas sürecinde kopuşu kabullenir, hatıralara veda eder ve duygularımızı yeniden inşa etmeye çalışırız.  Kaybetmek, uzaklaşmak ve duygusal birikimlerimize veda etmek acıyla küllenir ve açılan boşluğu doldurmak için çaba gösteririz.

 

İnsan sadece şahıslarla değil yaşam alanında yer kaplayan bütün nesnelerle bağ kurar. Yoksa bir kişinin yaşadığı evden taşınırken hüzünlenmesini ve sırlarını barındıran duvarlara yaslanıp veda etmesini ne ile açıklayabileceksiniz!

 

Ev kendimizi güvende hissettiğimiz özel bir alan, bizi dış dünyanın kargalaşanlarından uzaklaştıran ve kendimizi iyi hissetmemizi sağlayan bir mekândır. Ev yaşanmışlıklarımızın izlerini taşıyan, hatıralarımızı barındıran ve hüznümüze, neşemize tanık olan bir parçamızdır. Hayatımızla bütünleşen ev, dört duvardan ibaret bir yapı değildir kuşkusuz… Ev sevdiklerimizden kalan dokunuşları, sözleri, hatıraları ve kalplerimize akan sevgiyi taşıyan bir kap gibidir. O yüzden evden ayrılırken sadece komşularımıza, alışveriş yaptığımız, selamlaştığımız kişilere değil barındığımız mekâna ve hatıralara da veda eder,  hüzünleniriz.

 

Bağ kurduğumuz kişi ya da nesnelerden ayrılmak bir kopuştur ve her kopuş yeni bir başlangıca tabidir. Dolayısıyla bir kişinin yaşadığı evden, evinde beslediği kuştan, selamlaştığı kişilerden ayrılırken hüzünlenmesini küçümseyemeyiz, bütün bunlar duygusal bir yatırımın, emeğin, sevginin sonucudur. Sevdiğimiz kişi ya da mekândan kopuş yas sürecini gerekli kılar ve yasın sağlıklı şekilde tutulması gerekir aksi halde yeni duruma uyum zorlaşacaktır.

 

Bazı kişiler tutucudurlar, bulundukları ortamdan, bağ kurdukları nesnelerden fiziki olarak uzaklaşsalar da duygusal bağımlılıklarını sürdürmeye çalışırlar. Bu durum zamanla acının kronik hale gelmesine neden olur ve kişinin hayatını olumsuz yönde etkiler. O nedenle hayatımızdan kopan kişi ya da nesnelerin bıraktığı hatıralara saygı duymakla beraber yol verip, hayatımıza kaldığımız yerden devam edebilmeliyiz.

Google+ WhatsApp