Zamana sığmayan hayatlar

Zamana sığmayan hayatlar


Şiirlerinde insanı büyüten ve erdemli kılan değerlerin para ile satın alınamayacağını vurgulayan Sezai Karakoç, hepimizin kalbine değebilen bir şahsiyetti. Kelimeleri yüreklerimize nakış gibi işlerken, adalet özlemimize, yaptıklarımıza ya da yapamadıklarımıza değiniyor ve düşünce ufkumuzu açıyordu. Şairle bizi akraba kılan, kalplerimizi yakınlaştıran ve bizi onunla duygudaş kılan tam da buydu aslında. Üstad Karakoç hepimizin içindeki yıkılmış duvarları, örselenmiş duyguları görebilmiş ve bu hasarı tamir edebilecek merhemin yüreklerimizde gizli olduğunu dile getirmiş bir büyüğümüzdü.

 

Sezai Karakoç’un vefatının ardından yapılan değerlendirmeler zihnimi şu iki noktaya yoğunlaştırdı: Birinci husus erdemli nesillerin yetişmesi için emek veren şahsiyetleri hayattayken unutuyor, vefatlarından sonra anlamaya ve tanımaya çalışıyoruz. Sezai Karakoç yaşlılığın, mahrumiyetlerin ve yalnızlığın getirdiği güçlüklere aldırmadan yüreklerimizin sesi olmaya ve ruhlarımıza değecek mesajlar vermeye devam ederken ona sanırım birkaç dakikalık ziyareti dahi reva görmemiştik. Oysa onu daha yakından tanıyabilir ve düşünce ufkundan, model olabilecek hayat tarzından, hoş sohbetinden, çalışma yönteminden istifade edebilirdik öyle değil mi? Bu pekâlâ mümkündü ancak bizler dünya meşgalelerini o kadar yücelttik ki gerçek güzellikleri göremez hale geldik. Allah aşkına değer üretebilen ve insanlığın müşterek sorunlarına dokunan kaç şahsiyat kaldı şu toplumda? Ve biz bu insanları ifadelerimizle yüceltsek de hayatımızda hak ettikleri yere koyamıyoruz ne yazık ki…

 

Sezai Karakoç’un vefatının ardından yayınlanan mesajlardan çıkardığım ikinci husus ise yüz yüze karşılaşmadığımız şairle şiirleri üzerinden kurduğumuz gönül bağı oldu. Onun sevgi ve merhamete dokunan ifadelerinde hepimiz kendimizden bir şeyler bulduk ve duygudaş olduk. Zira sevgi bütün canlıların hakkı olan güçlü bir değer. Hepimiz sevgi ve merhametle buluşmak ve erdemlerin, iyilikseverliğin yeşerdiği mecralarda yürümek isteriz. Adalete susamışızdır ve iyilik kimin yüreğinden dökülürse dökülsen hemen sahipleniveririz. Her ne kadar dünyanın göz kamaştıran büyüsüne kapılmış olsak da değerler şehrine özlem duyan bir yanımız vardır ki, şair aslında bizim tam da bu yanımıza hitap etmiştir. Şairle bizi akraba kılan, yakınlaştıran işte budur.

 

İnsanı ayakları ile toprağa, imanı ile güneşe değebilen bir varlık olarak gören şair, adalete, sevgiye, sükûnete, paylaşıma, tevazua ve erdem yüklü bir hayata vurgu yapmış ve bütün insanlığı kucaklayarak sevgide birleştirmiştir. Davranış bilimciler keşke söylemini tasvip etmezler ve geçmişin sadece bir tecrübe olarak görülebileceğini ifade ederler. Bugün burada bu kaideyi delerek keşke değerli büyüğümüz şair Sezai Karakoç’a hayattayken hak ettiği değeri verebilmiş olsaydık diyorum…

Google+ WhatsApp