Zalimlerden Merhamet Dileme

Zalimlerden Merhamet Dileme


Batılıların savaşlarında kendilerine dokunulunca merhamet duyguları belirir. Birdenbire kendilerinin farkına varır gibi olurlar, bir süreliğine.

 

Kendimizi bildik bileli savaşlar var ve sürüyor. Batılılar işlerine geldiği gibi davranıyorlar. Merhametleri ve insafları çıkarlarıyla ilgilidir. Ekonomileri savaşlar ve silahlar, insanların ölümleri üzerinedir. Merhamet duyuları da bununla sınırlı.

 

Düşman üretme ve bunun üzerine var olma asıl inanışları.

 

Savaş uçakları, torpiller, bombalar, silâhlar, kimyasallar bir yerde tüketilmesi gerekiyor.

 

Savaşlar bir yandan ekonomi ile ilgili ise bir yandan da kültür ve medeniyetle ilgilidir.

 

Dünya nimetleri bütün kaynakları sadece onlar içindir. Dünya insanlığını denetleme, yönetme ve yönlendirme de onların hakkı!

 

Komünist bloğun dağılmasından sonra parsalar üzerinde hesaplar elbette var. On yıllar önce başlatılan turkuaz hareketleri şimdilik unutulmuş gibi görünüyor. Hesaplaşmalar ve çekişmeler bir yandan ekonomi ile ilgili iken bir yandan düşman türetmenin getireceği sonuçlara dayalı savaşların mutlak surette gerekliliği asla ihmal edilmiyor. Böyle olunca da insan sadece bir böcek gibi algılanıyor. Ezilip ezilmemesi önemli olmuyor.

 

İnsanların sabır sınırları da ister istemez tükeniyor. Nefrete dayalı olunca bir taraf diğer tarafa karşı daha çok kinleniyor. Gücü olanların çok da umurunda olmuyor. Bu, bir bakıma onların işine geliyor.

 

3. Dünya Savaşı çıkar mı, çıkmayacak. Her şey bir disiplin içinde yürüyor. Belli bölgeler üzerinde operasyonlar olur, belli bir yere kadar sürer sonra durulur.

 

Savaşlar bu yapı içinde asla bitmeyecek. Biri biter bir diğeri başlar. Ülkelerin birbirleriyle çekişmeleri silahlanmayı adeta zorunlu kılıyor.

 

Batı’nın insanlığı kurtarma ve koruma gibi bir amacı yok. Onun insanı özeldir

 

Doğusu ve batısıyla Batı bir bütündür.

 

İnsanilik Batılılar için sınırlıdır. Yani kendi insanı için insanîdir, yani hümanisttir. Savaşlardaki psikolojilerde bu çok daha belirginleşiyor. Ne denli merhametli olunduğu ya da olunmadığına sağlıklı bakılmalı.

 

Dünyadaki dengelere gözetme sonuçlarını bekleme asıl amaç. Bir yere kadar sınırlar belirlenir ve onun içinde hareket edilir. Çok kritik yere gelindiğinde orada durulur. Batılılardan merhamet dileme ve onları merhametli olmaya çağırmak nereye kadar olur? Asıl soru da bu.

 

Kayıtsızlık ve umursamazlık ağır basıyor.

 

Savaşların  yaşandığı anlara değil de sonuçlarına bakmak gerekiyor. Sonuçların doğuracaklarına. İnsan yıkımı ve tahribatının derinliğine.

 

Asıl önemli olan Müslümanların dağınıklıkları ve savruluşları. Onları bir arada tutacak olan manevî gücün yoksunluğu. Buna ekonomik koşullar da eklenince iyice çıkmazlar büyüyor.

 

Emperyalizmin amacı çıkarları ve aralarında pay bölüşümüdür. Amerika ile Rusya’yı böyle düşünmek gerekir.

 

Birlikte hareket eden kesimler ve güçler de burada kendilerine düşecek payın hesabını yapıyorlar. Kim bu sonuçlardan ne kadarını devşirebilir.

 

Müslüman entelektüellerin asıl sorunu bu karmaşada sağlıklı bir değerlendirmede bulunamayışları. Günün dalgalarına kapılış ve bundan bir şeyler çıkarma çabası sağlıklı olmuyor. Öfke dili hiçbir zaman sağlıklı bir bakış sağlamıyor. Öfkeye bakış ruhu da karartıyor.

 

Hayranlık ve korku da bunları olumsuz etkiliyor. Çaresizlik duygusu. Oysa Müslümanların mutlak surette bir çıkış yolu bulmaları gerekiyor. Ki, bu çok da zor değildir. Düşünce hareketleri sağlıklı bir düzlemde hızla gelişir. Yeter ki sahih bir bakış ile değerlendirilsin. Bu, sadece kendileri için değil insanlık için de gerekli. Her durum ve koşulda İslâm’ın anlatılmasıdır. İnsanlığın kurtuluşu da buna bağlıdır.

Google+ WhatsApp