Yol Arkadaşım

Yol Arkadaşım


Arkadaş! Bakıyorum da Adem’in çocukları olduğumuzu unutup, benimle aranı açacak söylemler üretiyor ve tefrikaya meylediyorsun. Ben kardeşiz diyorum sen soy sop diyorsun, makam mevkii diyorsun, mahalle diyorsun, meşrep diyorsun ve benimle aranı bozmak için araya türlü türlü engeller koyuyorsun. Arkadaş, ait olduğun etnik yapı, yaşadığın coğrafya ne olursa olsun biz seninle insanlıkta kardeş değil miyiz? Ben senin acılarının da neşelerinin de kardeşi değil miyim? Sana uğrayan yoksulluk beni de etkilemez mi? Senin yürek acın, senin hüsranın, senin mahrumiyetlerin beni derinden sarsmaz mı? Arkadaş! Unutma ki biz seninle hem kardeş, hem dava arkadaşıyız. Kardeş ne kadar anlamlı, ne kadar özel ve ne kadar değerli bir kavram. Ama sen buna itibar etmiyor dışlayıcı, ötekileştirici tavırlar sergiliyorsun.

 

Arkadaş! Kişisel zevklerimiz, kişisel beğenilerimiz farklı olabilir, nefes alıp verdiğimiz iklim, ait olduğumuz aile, koşturduğumuz sokaklar, rızkımızı aradığımız ortamlar, komşuluk yaptığımız kişiler farklı olabilir ancak seninle kalplerimizi birleştiren bir davamız, bir kutsalımız var. Sırtımızda o davanın yükünü taşırken nasıl olur da aramıza tefrikalar sokabilir ve beni ötekileştirebilirsin. Bunu yapamazsın, yapmamalısın.

 

Arkadaş! Unutma seninle aynı gemide yolculuk yapmakta ve omuzlarımızdaki yükü taşıyabilmek için birbirimizin desteğine ihtiyaç duymaktayız. Yol epey uzun ve uzaklaşma, tut elimden ve bu yükü birlikte taşıyalım, birlikte yol alalım, birlikte hareket edelim, böylesi daha iyi olmaz mı? Kardeş kardeşin eli, ayağı, gözü, kulağıdır, önüme engeller koyma gel benim elim ol kardeşim!

 

Zanda bulunma, kusur aramaya kalkma, ötekileştirme, dışlama aramıza duvardan engeller örme. Kardeşlik büyük bir değerdir ve ben sana kardeşimsin, elimsin, ayağımsın diyorum… Gemi ağır ağır ilerlerken senin omuzlarındaki yük de artıyor ve fakat yükünü hafifletecek kişilerle arana duvarlar örüyor ve uzaklaşıyorsun.

 

Arkadaş! Seninle olan akrabalığım kan kardeşliğinden daha da öte bir şey. Seninle aynı davaya inanıyor, aynı yükü taşıyor, aynı hayalleri kuruyor, aynı marşları okuyor, aynı temennileri yapıyorum. Tefrikaya her meyledişinde duygularını okuyor ve öfkenin bana değil kendine olduğunu görüyorum. Kendini affettiğinde, kendini sevdiğinde, kendine hak ettiğin değeri verdiğinde biliyorum benimle aran düzelecek. Bunun için daha fazla bekleme, yaklaş, selam ver ve tut elimden.

 

Biliyorum yükümüz ağır… Kimimiz katmerleşmiş acıları taşımaktayız, kimimiz derin bir özlem, gözyaşı, acıyla bütünleşmiş bir kalp… Ama gidiyoruz işte… Umut ve korku, yaptıklarımız ve yapmadıklarımız arasındayız. Yükümüz bu kadar ağırken, sorumluluğumuz bu kadar mühimken nasıl olur da sen-ben ayrımına gidebilirsin. Ben de senin kadar yol yorgunuyum ve attığım her adımda senden güç almak istiyorum… Lütfen benim karşımda değil yanımda yer al ve hakkı ve sabrı tavsiye et ve bundan asla vazgeçme!

Google+ WhatsApp