‘Yıkılan kule’…

‘Yıkılan kule’…


‘Köşeye sıkışan kedi’ metaforundan fazlası var bu gelişmelerde çünkü en fazla sağınızı-solunuzu tırmalar. Rusya’nın ikaz/ısrarında ise rahatsız edici bir sadelik var…

 

Şu an bütün dünya tarafından tekrarlanarak analiz edilen Putin’in, “ABD ve NATO’dan talep ettiğimiz güvenlik garantilerinin sağlanmaması halinde gelecekteki hareket tarzımızı, ‘askeri uzmanlarımızın yapacağı teklifler’ üzerinden yönlendireceğiz” sözleri, Kremlin’in dayandığı son noktayı gösteriyor. Daha önce de bunu, küresel klişe olan ‘kırmızı çizgiler’ göndermesiyle vurgulamışlardı…

 

Genel eğilim, Ukrayna’ya yönelik bir Rus saldırısının gerçekleşmeyeceği yönünde. Gerekçeleri dinlediğinizde makul de geliyor. Peki Putin’in sözleri, ‘beklentimiz karşılanmazsa orduyu kullanırız’ mı demek, yoksa, ‘bütün seçenekler masada’ türünden yuvarlak ifade mi?..

 

Putin, ABD/NATO’nun doğuya genişlemesini, sınırlarda konuşlanmasını, burnunun dibinden politik ve askeri atışlar yapmasını kabul etmeyecek. Batı ılımlı yaklaşsa dahi, ıslak imzalı belgeler olmadan da ‘iyi niyet beyanlarını’ yutmayacak. Hatta, müzakerelerin başlaması da yeterli olmayacak çünkü, ‘top çevrildiğini’ fark ettiği anda da masa bozulacak.

 

Kremlin Sözcüsü Peskov; “Amerikalılar somut cevap vermeye hazır mı yoksa süreci uzatmayı tercih edip, uzun yıllar devam edecek müzakereler başlatmaya mı çalışacaklar, bu görüşmelerde netleşecek”…

 

Gelgelelim, müzakerelere Batı’nın oturtulması başarı hanesine yazılacak. Peki, tarih var mı? Kesinleşti denebilir. ABD’nin Ruslara söylediği, ‘10 Ocak’tan itibaren’.. Bu tarih 12 Ocak’ta yapılacak NATO-Rusya Konseyi buluşmasıyla da uyumlu.

 

Paylaşmıştık, Biden-Putin görüşmesinin ardından Rusya Biden’la ‘baş başa’ görüşme istemişti. İlk görüşmede Putin yalnız ama Biden’ın yanında kurmayları vardı. Rusya, ‘o kurmayları istemiyordu’. Kremlin sözcüsünün son açıklamalarına bakılırsa artık yalnız kalacak olsalar bile devlet başkanları görüşmesinin peşinde koşmuyor Rusya. İşin aslı, Pentagon’un Biden’ı etkilediğini düşünüyor Moskova. ‘Askeri yetkililerin önerilerine göre ne yapacağımıza karar vereceğiz’ ifadesi Pentagon’a yanıt aslında…

 

Rusların ciddiyeti şuradan da anlaşılmalı; Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO’ya alınmasının savaş doğuracağını çok yazıp, söyledik ve öyle.. Öyle ama Rus çizgileri daha geniş; İsveç ve Finlandiya’nın da NATO’ya dahil edilmesinin Moskova tarafından cevapsız bırakılmayacağı, ciddi askeri ve siyasi sonuçları olacağını açıkladılar.

 

Kısaca, ‘NATO/ABD’nin artık ilerleyeceği, Rusya’nın da gerileyeceği yer kalmadı’ diyorlar...

 

MAVİ EKRAN: ‘SYSTEM FAILURE’…

 

Benzer sıkışmışlık hali Oval Ofis’te de yaşanıyor. ABD’nin Rusya’ya beklediği güvenlik garantilerini verme olasılığı -bugün için- pek az. Zaten paylaştık, hem içeride hem dışarıda bunaltırlar Biden’ı. Kongre böyle bir Biden teklifine ancak ‘kötü adam kahkahası’ atacaktır.

 

Kaldı ki, acaba Avrupa ne diyecek bu işe? Mutabıklar mı? Görüşme tarihlerinin görünür hale gelmesi Washington’un pozisyon geliştireceğine delalet ediyor. Ediyor ama çıktısı ne ve ne zaman?..

 

Sık bahsetmemize rağmen sanki önemli etkisi yokmuş gibi, Afganistan ricatından sonra NATO/ABD’nin Ukrayna’dan çekilmesinin Batı politikalarını, ittifak kavrayışını zedelemeyeceğini söylemek, başı kuma gömmek inanılmaz bir sersemlik hali. Böylesi durumda, zaten kör-topal yürüyen Batı tipi uluslararası kurumların, NATO’nun güvenirliğinin aşınmaması mümkün mü?..

 

İlerisini söyleyelim; NATO içine çöker. ‘Ne iş yapıyorsun sen’ sorusunun karşılığı kalmaz. Hızla yaşlanır. Bu ‘sistem arızasıdır’. Mavi ekrandır. Düğmesine basıp, baştan da başlatamazsınız…

 

Acı gerçek şu ki, 2013’te başlayıp, 2014’te darbeyle Ukrayna hükümetini deviren Amerika, yutabileceğinden fazlasını ısırmış oldu. İşin başında Biden olduğu için, tarihin garip cilvesi olarak bedelini de şimdi o mu ödeyecek, göreceğiz…

 

ANLAŞMA OLMAZSA, AVRUPA’NIN PARSALİZASYONU BAŞLAR…

 

Amerika bunun yerine, Rusya’nın üzerine daha çok gitmeyi de tercih edebilir. Biliyoruz ki, küresel hesap, Rusya’nın kulak memesi kıvamına getirilip, stratejik potansiyelinin ehlileştirilip cephenin Çin’e çevrilmesi. Buna rağmen Rusya’yı yolun bittiği yerde itmek kaosa yol açacaktır.

 

O zaman emin olunuz, Suriye veya krizli bir Ortadoğu bölgesinden Avrupa’ya göçmek isteyenlerin kalabalığı akşam misafirliğine gelen komşular gibi kalacaktır. Kimi rakamlar böylesi bir halde 50 milyona yakın mültecinin Avrupa içinde sınır aşacağını söylüyor! Üstelik bu işin küçük bedeli; Balkanlar’da bugün işaretleri görülen dalgalanmalar 1992’ye götürüverir bölgeyi ve işte o zaman Tarot’tan ‘yıkılan kule’ kartını çekmiş olursunuz.

 

Putin’in açıklamaları elinden en fazla ne gelebileceğinin vardığı yeri gösteriyor. Aynı zamanda Biden Amerika’sına da alış-veriş için pazar(lık) yeri/payı bırakmıyor.

 

2022 ile birlikte başlayacak görüşmeler elbette süre alacak. Aynı süre boyunca stresli ortamda yaşayacağız. Nitekim Pazartesi günü, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Fomin, Moskova’daki yabancı elçilik mensuplarına, NATO’nun Rusya ile geniş çaplı ve yüksek yoğunluklu bir askeri çatışmaya hazırlandığını söyledi.

 

ABD ve Rusya’nın Avrupa sınırları üzerinden geliştirdiği süreç zaman içinde önce Dedeağaç ile Türk Devletleri Teşkilatı coğrafyasının çizdiği/kurduğu ‘setler’ üzerinden Çin’e.. Oradan Pasifik’in tüm sahillerine kavuşacak.

 

Ortakları da işte aynı müzakerelerde belli olacak!

Google+ WhatsApp