Yeni dünyada para ve Medyen halkı

Yeni dünyada para ve Medyen halkı


Şuayb Peygamber Medyen halkına gönderilmişti. Şuayb aleyhisselam Musa aleyhisselamın kayınpederidir ve Asa-yı Musa’yı Hz. Musa’ya veren Hz. Şuayb’dir. dir.

 

Wikipedia’ya göre “Şuayip Şehri”, Roma döneminde kurulduğu düşünülen yerleşim yeridir. Şanlıurfa’nın Harran ilçesindedir. Şuayb Peygamberin bu bölgede yaşadığı rivayet edilir. Haksöz’de yayınlanan “Hz. Musa’nın Kayınpederi, Şuayb Peygamber midir?” başlıklı makalede “Medyen, Arabistan yarımadasının kuzeyinde Afrika kıtası ile Asya kıtalarının Kızıldeniz ile ayrıldığı bir noktadadır” şeklinde bir bilgi verilir. Bu makalede, konu ve dönem hakkında çok ayrıntılı bilgiler de var..

 

Kur’an-ı Kerim’de Hud suresinde Medyen halkı ve Şuayb Peygamber hakkında şu bilgiler verilir: “Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı peygamber gönderdik. Onlara şöyle dedi: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin; sizin için O’ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın. Ben sizin helâl yoldan kazanmadığınız bol nimetler içinde yaşadığınızı görüyorum. Böyle giderse, hepinizi azabıyla çepeçevre kuşatacak bir günün gelivermesinden sizin adınıza korkuyorum.” “Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı büyük bir titizlik ve tam bir doğrulukla yerine getirin; kendilerine ait mallarda haklarını eksiltmek suretiyle insanlara zulmetmeyin ve bozguncular kesilerek yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.”, “Eğer mü’minseniz Allah’ın helâlinden kazandırdığı kârlar sizin için daha hayırlıdır. Bununla beraber ben sizin başınızda bir bekçi de değilim’.” (Hûd / 84-85-86).

 

Riba’dan önce, ilk yapılması gereken ölçü ve tartının doğru tutulmasıdır. Terazi, metre, standart olan neyse onun korunması gerek. Altın para ile alışverişte Faiz/Riba’dan önce altının ayarı ve gramının doğru olması gerekir. Ticaretin, işin kendisi haramsa, sadece ölçü ve tartıyı doğru tutmak da çare değil. “Kem alat ile kemalat olmaz”. Yanlış pusula, rehber, ölçü ile doğru bir neticeye ulaşılmaz. Düşünsenize, işlemlerin çoğu yanlış; para yanlış, parayı kazanırken, harcarken yapılan işler yanlış, banka yanlış..

 

Son bir kamuoyu araştırmasında, en acil çözülmesi gereken sorun nedir diye sormuşlar, cevap ne biliyor musunuz: 

 

%60 Ekonomik sorunlar (hayat pahalılığı ve işsizlik), %10 eğitim, öğretim, kültür, %12 göçmenler, %12 adaletsizlik ve ahlaki sorunlar, diğerleri %6. İşte asıl sorun bu tablo! Ülkedeki sorunun/krizin kaynağı olarak toplumun %12’si göçmenleri görüyor.. Adaletsizlik ve ahlaksızlıktan şikayet edenler de %12. Meseleyi eğitim, kültür, sanat meselesi olarak görenler %10. Adalet ve ahlak, akıl-fikir, çok da insanların umurunda değil bu araştırmaya göre. Kimse dinsizlik, agnostizm, satanizm, deizmi, uyuşturucuyu, fuhşiyatı, ailenin dağılmasını, gençlerin halini öncelikli  mesele olarak görmüyor sanki, toplumun geneli olarak. İşte asıl sorun bu sonuç. Buradan sağlıklı bir siyaset, sağlıklı bir ekonomi ve sağlıklı bir toplum çıkmaz. Allah da böyle bir topluluğa yardım etmez, aksine o topluluğun işlerini sarp dağlara sardırır. Bize de “içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım” demek düşer. “Biz zalimlerden olduk” demek düşer. Bu durumda babanız peygamber olsa gelse, sizi-bizi kurtaramaz! (Ki, Haşa, yeni bir peygamber gelmeyecek) ve zaten peygamberlerinin kurtarıcı gücü yok, onlar kurtuluşa çağırır, göklerin hazinesinin anahtarı ve ordularının komutası peygamberlerin de elinde değildir. Kimi Allah’ın dinine yardım ederse, Allah da onlara yardım eder. Onlar mahzun da olmayacaklar.

 

Bakın, övünmeyi dövünmeyi bırakalım. Müslümancılık oynamayı da. Biz Müslümanız, Müslümancı değil. Müslümanım diyen herkesin her işini ve her sözünü savunmak zorunda değiliz. Hz. Ömer’in dediği gibi diyelim: Ben hata yaparsam ve bunu gören, duyan bilen biri beni uyarmazsa, benden uzak dursun, çünkü onda hayır yoktur. O uyarır da ben bu uyarıyı dikkate almazsam, yine benden uzak dursun, çünkü bende hayır yoktur”. Ömer hata yaptığında ve hatasını dayatmaya kalktığında “seni kılıcımla düzeltirim” diyen sahabi ya da, Hz. Ömer’in, hutbede, öğüt mahiyetinde, kişilerin muhayyer olduğu bir konuda örfe ilişkin bir sözü üzerine, zenci bir kadın, camide Hz. Ömer’i uyarır: Ayet ve hadiste olmayan bir konu hakkında, bizimle konuşmadan bizim hakkımızda hüküm veremezsin” der. Hz. Ömer de hutbede “Vallahi kadın Ömer’i susturdu” der. 

 

Artık paranın geni ile de oynandı. Paralar da hormonlu. İpin ucu başkalarının elinde.. Minareyi çalan kılıfını hazırlamış. Siz faizi merkez bankasında 1 puan düşürdüğünüzde, sistem, dış borcunuzun TL karşılığını aynı oranda artırıyor. Yani ikircikli bir duruma mahkum edilmişiz. Bu bugün başlamadı. 

 

Bu piyasada genellikle evdeki hesaplar çarşıya uymaz, ön görülen rahatlama piyasaya aynı şekilde yansımaz ve bunun sebeb olduğu değer kaybı ve dış borçtaki artış yanında piyasada başka birtakım haksızlıklara, dengesizliklere kapı aralamış olur.

 

Faiz üzerinden Riba konusunu bu şekilde piyasa üzerinden politik bir tartışmaya malzeme yapmak aslında dini bir hassasiyeti tartışmaya açmak anlamına geliyor. Bu tartışmanın sonuç olarak piyasaya bu şekilde yansıması, bu açıdan pek iç açıcı olmuyor.

 

Bu tartışmalar daha önce Vatikan’da da yapıldı, Luther de dinde reforma gitti, Kalvinistler batıda bu işe son noktayı koydu ve faizi meşrulaştırdı. Bu sürecin sonucu piyasa aklında benzer neticelere sebeb olabilir. Bu konuyu “efradına cami, ağyarına mani” bir şekilde ele almak ve suali mukadderlere cevap vermek gerek. Bu konuya artık Diyanet, ilahiyat ve din alimleri bir el atsa iyi olacak. İnşallah onlar da devreye girince iş daha da içinden çıkılmaz bir hal almaz. Çünkü bu noktaya durduk yere gelmedik. Bu süreci de iyi yönetmedik! Bu Faiz/Ribanın etkilendiği, etkilediği, sebeb ve sonuçlarını iyi bir şekilde değerlendirmek gerek. 

 

Ve Allah buyurdu (Mealen): “Ölçeği tam yapın. Eksik ölçerek başkalarına zarar verenlerden olmayın.”, “Tarttığınızda da doğru terazi ile tartın.” (Şuarâ / 181-182). “Göğe gelince, Allah onu yükseltti, kâinattaki mükemmel ahengi sağlayan ölçü ve dengeyi koydu.”, “Tarttığınızda da doğru terazi ile tartın.”, “Öyleyse tarttıklarınızı adâletle dosdoğru tartın ve hiçbir zaman ölçüyü eksik tutmayın!” (Rahmân / 7-8-9). “Ölçü ve tartıya hile karıştıranların vay hâline!”, “Onlar, insanlardan bir şey ölçerek aldıkları zaman tastamam alırlar.”, “Fakat kendileri başkalarına bir şey satarken, eksik ölçüp tartarlar.”, “Sahi onlar, yeniden diriltileceklerini hiç akıllarına getirmezler mi?” (Mutaffifin / 1-2-3-4). Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp