Yatağını arayan ırmak

Yatağını arayan ırmak


Türkiye yatağını arayan ırmağa benziyor. 

 

Aslında sadece ülke değil, bu ülkedeki herkes, her topluluk kendini arıyor. İnsanlar kendi inanç, tarih ve gelenekleri ile bir türlü yüzleşemiyor.

 

Düşünsenize bizde 1700’ün başı Lale Devrinin başlangıcı kabul edilir. Oysa ABD Bağımsızlık Bildirisi, 13 Koloni’nin İngiltere’den ayrılarak  kendi bağımsızlıklarını ilan etmeleri ile başlar devletlerinin tarihleri. Bu bağımsızlık bildirisi Kongre tarafından 2 Temmuz 1776 tarihinde onaylanarak 4 Temmuz’da ilan edildi ve ABD kurulmuş oldu. 

 

Nazım Hikmet bu durumu, Kore savaşı dolayısı ile yazdığı “23 sentlik asker” şiirinde şöyle anlatır:

 

“Size tanesini 23 sente sattıkları asker,

 

mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,

 

mevcuttu otomatiksiz filan,

 

mevcuttu sadece insan olarak

 

mevcuttu, tuhafınıza gidecek,

 

mevcuttu hem de çoktan mı çoktan,

 

daha sizin devletinizin adı bile konmadan.”

 

Biz 1700’lerden beri kendimizi arıyoruz. Lale Devri, Tanzimat, İttihat Terakki, Meşrutiyet, Cumhuriyet, darbeler dönemi ve bugün! 2. Dünya savaşından hemen sonra kurulan AET’ye üyelik için yarım asrı aşan bir süre bekletildiğimiz yetmiyormuş gibi, bugün aralarına kabulümüz Kıbrıs Rum kesiminin onayına bağlandı. 

 

Ve biz hâlâ oralardayız. 

 

Müttefiklerimiz, sınırımızın hemen ötesinde bizimle savaşan terör örgütlerine silah verir, onları korur, eğitim verir istihbarat verir, yetmez on yılda bir yapılan darbelerin hepsinin arkasında onlar vardır. Ve biz onların ucuz asker deposu, sıçrama tahtası olalım diye NATO’sunda yer alırız. 

 

Siyasetimiz, ekonomimiz, savunmamız, eğitim politikamız, tarımımız, sağlığımız büyük ölçüde onların kontrolündedir. Sorunca NATO’ya, CENTO’ya, AET’ye, RCD’ye bağlıyız!? S400-F35 gidiyoruz işte.

 

Dün Ankara’da AK Parti genel kongresi vardı. Sonuçlara ilişkin detaylar, bugün-yarın belli olur.

 

AK Parti’yi 2023’e taşıyacak olan parti üst yönetimi ve bakanlık, aynı şekilde Beştepe kadrosu, bakanlıklara bağlı bürokrasi bu hafta içinde belirlenecek gibi.

 

Beştepe’de, başkan yardımcılığı ve üst bürokraside bir yenilenme bekleniyor. 

 

En az yarım düzine bakanlıkta değişiklik beklenirken, bazı bakanlıkların bölünmesi, bakanlık sayısının artırılması da söz konusu. Ve tabii parti üst yönetiminin yeniden şekillenmesi söz konusu.

 

Seçimden beri beklenen değişim, gecikme ile ancak bugün şekilleniyor ve tabii hem de İstanbul sözleşmesi ve Ayasofya baş imamının şahsında İslami değerleri dile getirilmesi sebebi ile başlayan siyasi tartışmalar çerçevesinde.

 

AK Parti’de İstanbul il başkanlığına getirilen isim, parti çevrelerinde “yola çıkılan kadrolar”la, “yolda bulunanlar”, “hasbiler” ve “hesabiler” tartışmasını başlatmıştı.

 

Kimler gelecek, kimler gidecek ve yeni gelenler toplumdaki beklentilere cevap verecek mi!

 

AK Parti’nin geleceği ile ilgili, cevabını arayan o kadar çok soru var ki! Eğer beklentilere cevap verilemezse parti içi tartışmalar daha can alıcı hale gelebilir. Susarak da siyaset yapılamaz. Tek kişinin konuşması ve ötekilerinin ona atıf yaparak söylenenleri tekrarlaması da sorunu çözmez.

 

Bana kalırsa bu bilim kurulları, bu politika kurulları, bu danışmanlar kalabalığı ile de bir yere varılamaz. STK’lar siyasetin arka bahçesine döndürüldü. Media inandırıcılığını kaybetti. Siyasetin dili insanları siyasetten uzaklaştırıyor. 

 

Adalet, yolsuzluk iddiaları konusunda toplum tatmin edici bir cevap bulmakta zorlanıyor. Bazı konuların şüyuu vukuundan beter hale gelmiş durumda. İnsanlar neye inanıp neye inanmayacağını bilemez oldu.. Herkesin bildiği konularda bile açıklık ve netlik olmayınca insanlar ne yapacaklarını bilemiyorlar.

 

Sanırım bir de, kamuoyu araştırma sonuçları, istatistiki veriler, ekonomik göstergelerin yukarıya doğru şekilde aktarılıp aktarılmadığına dair toplumda derin bir kuşku var. Teşkilatlar, milletvekilleri, belediyeler hakkında da şikayetlerin merkeze iletilmesi ve şikayet konularında iyileşme beklentileri cevapsız kalabiliyor.

 

Bazı kişi, konu, olayların üstüne gidenler trollerin hedefi oluyor. Bu “keskin sirke” küpüne zarar veriyor artık. Bu silah geri tepiyor. Bu adamlar, farklı kamplara ayrılıp, kendi içlerinde birbirleri ile savaşıyor ve karşılıklı olarak birbirleri aleyhine bilgi, belge, haber uyduruyorlar.

 

Bu sadece AK Partililer için değil, bu diğer partilerde de böyle. 

 

Yeni oluşturulduklarında hoşa giden işler çıkarırlar ama, bir süre sonra bazı gerçeklerle yüzleşince, ya da başları derde girince sahip çıkılmayınca bu işler bir anda tersine dönebiliyor. Aldatılmış duygusu ile çok tehlikeli olabiliyorlar. Bunlar, orta vadede getirdiklerinden çok götürürler.

 

İnşallah kongreden iyi haberler gelir. Beştepe ve merkezi yönetim kadrolarında da daha akıllı, daha dürüst ve daha cesur insanlar, daha itidalli, mütevazı isimler görev alır. Umudumuz aranan Ömerlerin bulunmasıdır. 

 

Her parti, her dernek, her kurum, hatta her kişi kendi gerçeğini arıyor. Ne kadar farklı olursak olalım gemilerimiz aynı ırmakta yüzüyor ve belki biz hepimiz aynı geminin yolcularıyız ve ırmak yatağını arıyor. 

 

Selâm ve dua ile..

Google+ WhatsApp