Yaşlı tilkinin numaraları

Yaşlı tilkinin numaraları


ABD’nin, uzun süren gerginlikten sonra koltuğa oturan yeni başkanı Joe Biden’ın Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) F-35 satışını askıya aldığı haberlerde dile getirildi. Tabii bu Biden’ın; “ABD artık farklı ABD’dir. Trump’ın politikası geride kaldı” demek için başvurduğu birinci numarası değildi. Bundan önce de Filistin Kurtuluş Örgütü’nün (FKÖ) ABD’deki diplomatik misyonunun yeniden açılmasına imkan tanınması yönünde karar verilmesi FKÖ yetkililerini bayağı memnun etmişti. 

 

Bütün bu gelişmeler karşısında ABD’nin “Ortadoğu politikası gerçekten değişiyor” diye düşünenler olabilir. Biden’ın, Arap dünyasındaki dikta rejimleri karşısında en azından biraz daha kararlı bir duruş sergileyebileceği, Filistin konusunda da hani şu meşhur “iki devletli çözüm formülü”nün hayata geçirilmesinin önünü açabilecek adımlar atabileceği, bu amaçla iki tarafla da dengeli bir ilişki içine girebileceği kanaatine kapılanlar; yorumlarında bu hususlara dikkat çekenler mutlaka olacaktır. 

 

Ama bu arada Biden’in Dışişleri Bakanı yapılan dolayısıyla bundan sonra ismini sıkça duyacağımız Antony Blinken, bakanlık görevini teslim almadan önce yaptığı açıklamada ABD’nin İsrail’e yönelik politikasında bir değişiklik olmayacağını belli etmişti. Blinken, ABD’nin Kudüs’ü yine İsrail’in başkenti olarak tanımaya devam edeceğini ve büyükelçiliğinin burada kalacağını söylemiş, İsrail’in ABD’nin en önemli müttefiki olduğuna dikkat çekmişti. 

 

Blinken bakanlık görevini devralmasından sonra da siyonist işgal rejiminin Dışişleri Bakanı Gabi Aşkenazi ile telefon görüşmesi yaparak ülkesinin İsrail’in güvenliğine sıkıca bağlı olduğunu vurguladı. Blinken, bu görüşmesinde Arap ülkelerinin işgal rejimiyle anlaşmalarından da övgüyle söz ederek “normalleşme” sürecine tam destek verdiğini ortaya koydu. Kısacası işgalci siyonistler, Biden’ın başkanlık koltuğuna oturmasından dolayı hiç endişeli değiller ve ABD’nin kendilerinin çıkarlarını gözetme konusunda politikasının kesinlikle değişmeyeceğinden eminler. 

 

Biden’ın BAE’ye F-35 satışını askıya alması da bölgedeki dikta rejimlerine, kendi talimatlarına hazır hale gelmeleri ve siyasetlerinde ona göre gerekli ayarları yapmaları için mesaj verme amacı taşıyor. Onların bunu yapmak zorunda olduklarının da farkında. Çünkü kendi halklarından ve bu halkların değerlerinden uzak diktatörler saltanatlarının sürmesinin ancak küresel güçlerin kendilerine sahip çıkmasıyla mümkün olabileceğini, dolayısıyla başlarına kim geçerse geçsin yularlarını onlara teslim etmek zorunda olduklarını biliyorlar. 

 

Modern savaş sanayisi ise çağdaş emperyalizmin en önemli baskı ve kuşatma araçları arasında yer almaktadır. Bu sanayi yoluyla çok büyük gelirler elde eder. Yeri gelir başkasından füze aldığı için bir ülkeye ambargo uygular, yeri gelir kendisinden füze veya savaş uçağı satın alma hakkı elde edebilmesi için bir ülkeye çok ilginç konularla ilgili politik tavırlar dikte eder. Yani savaş malzemesini büyük paralar karşılığında satarken onu satın alma hakkını elde etmenin de ağır bir bedelinin olduğunu ortaya koyar. 

 

Biden’ın Arap dünyasındaki dikta rejimlerini, halklarına siyasi özgürlüklerini vermeleri için sıkıştıracağını beklemek boşunadır. Çünkü bu rejimlerin hakim olduğu ülkelerde insanlara siyasi özgürlüklerinin verilmesi durumunda bu halkların, küresel emperyalizme yularlarını teslim edenleri değil bağımsız ve onurlu bir siyasetten yana olanları tercih edeceklerini, bunun da ABD’nin işine gelmeyeceğini çok iyi bilmektedir. Siyonist işgal rejimine destek konusunda olduğu gibi Arap dünyasındaki dikta rejimleriyle birlikte çalışma konusunda da Biden’ın tavrı Trump’ınkinden çok farklı olmayacaktır. Ama Biden, bir “vizyon farklılığı” vaadiyle geldi. Bu vizyon farklılığını gerçekleştirdiğini iddia ederken kullanabileceği bazı oyunlara ve numaralara ihtiyacı var. Bu oyunların ve numaraların pratikte, ABD’nin artık “dengeli” bir politika izleme yanlısı olduğunu iddia edeceklere dayanak teşkil edecek kadar bir karşılığı olmayacaktır. 

Google+ WhatsApp