Yas Bir İhtiyaçtır

Yas Bir İhtiyaçtır


Sevilen bir kişiyi kaybettiğinizde sarsıcı bir acıyla karşılaşır ve hatıraları yâd edip yasınızı tutmak istersiniz. Böyle durumlarda yakınlarınızın ayak seslerini duymak içinizi rahatlatır, onların desteği ile direnç kazanıp, yeni duruma uyum sağlayabileceğinizi düşünürsünüz. Fakat beklenenin aksine yakınlarınız yasınızı tutmanıza müsaade etmezler, gözünüzden bir damla yaş sızsa önünüzde bitiverir ve “sakın ağlama, sen üzülürsen ölen azap çeker, güçlü olmalısın…” gibi ifadelerle acınızı tıkarlar boğazınıza. Ağlamak, deşarj olmak, arka bahçeye attığınız ne varsa çıkarıp rahatlamak istersiniz ama önünüzde beş kişi birden belirir ve koro halinde telkin yapmaya başlarlar. Acınıza bir de öfke eklenir ve göğsünüz daralır, içiniz sıkılır ortamı terk edip, kuytu bir köşeye çekilmek ve derdinizi toprağa dökmek istersiniz.

 

Sevilen kişi Allah’ın huzuruna gitmiştir ama siz yasınızı tutmaya bir türlü fırsat bulamamışsınızdır. Yas ertelenmiş, yasın üzeri perdelenmiş ve acı kabından taşarak arka bahçeye atılmıştır. Aradan epey zaman geçmiş ve hayatın rutinlerine uyum sağlayabilmek için koşturmaya başlamışsınızdır ama tutulmayan yas duygularınızın seyrini sürekli değiştirmektedir.

 

Sevilen kişiyi kaybetmek bir kopuştur ve yası gerekli kılar. Zira vefat eden kişinin hayatınıza kattıkları vardır ki, ölümle birlikte bu kazanımları kaybettiğinizi hisseder ve yoksunluk yaşarsınız. Kalbinizde özel bir yeri olan kişi hayata veda etmiştir ve artık dünya üzerinde onunla bir daha karşılaşma şansınız olmayacaktır. Özlemleriniz acıya, acılarınız yalnızlığa dönüşecek ve yasa ihtiyaç duyacaksınızdır. Yas iç dünyanızda oluşan kopuşu onaracak ve duygularınızı yeniden inşa etmenize katkı sağlayacaktır.

 

Yas doğal şekilde yaşanmalı, kimse buna engel olmamalıdır. Zira yaşanmayan yas, unutulmaz, yok olmaz, buharlaşmaz aksine daha da güçlenir ve gündelik hayatta sürekli karşınıza çıkarak neşenizi alıp götürür. Tutulmayan yas iç dünyanızda büyüyerek enerjinizi emmeye devam eder. Ertelenmiş yası tutmak ve aradan vakit geçtikten sonra kaybı, kopuşu kabullenmek daha zor ve daha meşakkatlidir. O yüzden yas vaktinde tutulmalı ve ertelenmemelidir. Sizi zor günlerinizde yalnız bırakmak istemeyen yakınlarınız, “Aman üzülme, boş ver, geçer…” diyerek yasın önünü kesmek yerine, “Seni anlayabiliyorum, zor günler geçiriyorsun…” deyip size yeni duruma uyum sağlamanız noktasında destek sağlamalıdırlar.

 

İnsanlar gözyaşını, ağlamayı bir zayıflık olarak görür, gözünüzden birkaç damla yaş sızmışsa yüzlerini çevirir ve sizi aciz biri olarak damgalarlar. Oysa gözyaşı şefkat ve merhametin diğer adıdır. Gözyaşı bir rahmet belirtisi ve deşarj aracıdır aynı zamanda… Neşemizi ya da acımızı taşıyamaz hale geldiğimizde birkaç damla yaşla atarız yükümüzü. Öyle değil mi?

Yas bir ihtiyaçtır ve tutmaya fırsat bulamayıp arka bahçeye atmışsanız, burada küllenmez, ruhunuzu acıtmaya devam eder. Peki, ne yapabiliriz?

 

Yas sürecinde sizin acıyla yüzleşmenize engel olan kişilere bunun bir ihtiyaç olduğunu izah edin.

 

Sevilen kişi ile ilgili hatıralarınızı paylaşın, birlikte geçirdiğiniz günlerden bahsedin.

Ağlamak bir ihtiyaçtır ve gözyaşı acıyı hafifleterek yasınızı tutmanıza yardımcı olacaktır.

Olayı kabullenmek ve teslimiyet göstermek yas sürecini daha rahat atlatmanıza yardımcı olacaktır.

 

Neden, niçin gibi sorular sormayın, ölüm haktır ve Rabbimiz ne dilerse o olur.

Google+ WhatsApp