Yana yana…

Yana yana…


Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, ‘NATO’ya bağlı ülkelerden savaşın devam etmesini isteyenler var’ açıklaması, farklı kelimelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da dillendirilmişti. Teşhiste şüphe yok. Hatta hangileri olduğunu soran da yok, biliniyor; ABD ve İngiltere. Yani Batı’nın ‘Batı yakası’…

 

Elimizdeki bu doğru ile ne yapacağımız ise farklı bir tartışma; çünkü Ankara’nın bir NATO üyesi olarak da gördüğü gerçeklik, diğer müttefikler için de sır değil…

 

Gelgelelim, onlar da bu doğru ile ne yapacaklarını bilmiyorlar. Ankara’nın yaptığı bir tür yüzleşme. Önemli. Çünkü ‘nerede durduğunuzu’, aslında ‘şikayetinizi/itirazınızı’ söylemiş, kayda geçirmiş oluyorsunuz…

 

‘Savaşın devam etmesini isteyen ülkeler var’, gerçekte savaşın kimler tarafından çıkarıldığı ile Ukrayna’da yaşanan insanlık acısını mesullerini de işaretliyor…

 

Tekrara gerek yok, Rusya bu günahın bir parçası. Ama orijinal günah, ‘savaşın bitmesini istemeyen o NATO ülkelerinin’ boynunda…

 

NE ZAMAN BİTER BİLİNMEZ AMA NE ZAMANA KADAR BİTMEYECEĞİ BELLİ…

 

Haziran sonu Temmuz başına kadar Ukrayna’da krizin devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Sonrası için kefil olan da yok. Bu tarihin nedeni, NATO Liderler Zirvesi’nin yapılacak olması. Burada, muhtemelen son şekli önceden verilen, ‘bundan sonra nasıl bir NATO, yeni hedefleri ve görev alanları’ diyebileceğimiz stratejik bir mutabakat imzaya açılacak…

 

Kimi yorumlar, ABD hakimiyetini pekiştiren ve eşit güce sahip diğer ortakların yetkilerini seyrelten yaklaşımların masaya konacağı yönünde. Mesela, her bir NATO üyesinin red/kabul oyu kimi kararların gerçekleşmesi veya durdurulması için kafi. Şimdi, oy çokluğu aranabilir deniyor. Ama bu da oylamaya sunulacak.

 

Tabii önceki zirvelerden miras, Rusya ve Çin’e bakış meselesinin nasıl gelişeceği de kritik. NATO’nun, Atlantik merkezli yapısının Hint-Pasifik’e giydirilecek denli genişletilmesi konu olacak mı? Sonuç bildirisi her halükârda stratejik sonuçlar ve tartışmalar üretecek…

 

BM ÇATISI DA ‘ONARILIYOR’?..

 

Ukrayna üzerinden NATO mahfilleri yeni kulisler yaparken, Birleşmiş Milletler’in Güvenlik Konseyi ayağında da değişiklik süreci gelişiyor…

 

Malûm, Türkiye’nin yerleşik uluslararası Batı kuruluşlarının işlerliği konusunda eleştirileri var ve bunları, “Dünya 5’ten büyüktür” başlığı altında topluyor. Bir güncelleme talebi mi yoksa işlevselliklerinin kalıp-kalmadığına ilişkin düşünce mi ayrı konu. Ama var ve Ankara bu konuda öncü…

 

Şimdi, BMGK üyelerinin herhangi bir uluslararası konuda kullandıkları ‘veto’ gücü de seyreltiliyor. Bu ayrıcalık ortadan kalkmıyor ama Konsey’in üstündeki Genel Kurul’un, yani 193 ülkenin oluşturduğu ‘küresel meclis’in karşına çıkarak vetonun hesabını verme zorunluluğu teklif ediliyor…

 

BMGK üyeleri kararda mutabık değil ama şu an bile önergenin ardında peşin 50 üye var. Genel eğilim bu yöne katılabilir, oylamaya gerek bile kalmayabilir…

 

YENİ DÜZEN Mİ ESKİ DÜZENE MAKYAJ MI?..

 

Ukrayna savaşının bitmesini istemeyen müttefikler aslında yerleşik düzenin devam etmesinin de yanında olan ülkeler. Ancak, hayatın akışı işlerini kolaylaştırmıyor. Bu yüzden, ‘hiç bir şeye el sürmeden’ devam etmenin mümkün olmadığının farkındalar…

 

Bu yüzden NATO değilse de BM özelindeki kimi değişiklikler dünya adına ufak kazanımlar sayılabilir ama o dünyanın gidişatı rötuşlarla idare edilecek gibi değil. Samimiyeti tartmak da zor…

 

Değişiklikler nitelikli mi, takiben yer küreye gerçek adaleti teslim edecek yapıya geniş kapılar açacak mı inanmak temkinli davranmayı gerektiriyor. Makyaj hep öyledir, ilk yağmurda akar ve çirkinle yine yüz yüze kalırsınız…

 

‘FAİL’ DEDİĞİNİZDE, ‘KATİL’ DEMİŞ OLURSUNUZ…

 

Diplomatik terbiye gereği, artı, farklı alanlarda bu ülkelerle iş yaptığımız için, hatta İngiltere son zamanlarda ve çeşitli kulvarlarda Türkiye ile şimdilik uyumlu politikalar geliştirdiği için, resmî açıklamalarda isimlerini genel eleştirilerin içine gömüyoruz, vermiyoruz…

 

Nihayet, ‘NATO üyelerinden/ortaklarımızdan bazılarının, en az ikisinin, ABD ve İngiltere’nin savaşın bitmesini istemediklerini söylemek’ elimize ne yapacağımızı bilmediğimiz bir ‘doğru’ veriyor dedik ama aynı zamanda ‘yakar’ bu. Tuttuğunuz sürece yakar. Bırakamazsınız da.. Doğruyu tutuyorsunuz çünkü. Diğer ülkelerde de durum az-çok böyle. Yana yana bu gerçeği elimizde tutuyoruz.

 

‘Faili’ gösteriyorsunuz, kırmızı bültende ismi yok. Şu cümleyi kuramıyoruz; ‘Eğer herhangi bir ülke, Ukrayna’daki savaşın bitmesini engelliyorsa, hatta teşvik edip, besliyorsa, ölen her çocuğun, kadının, erkeğin kanı elindedir, gereği yapılmalıdır’! E, uluslararası hukuk kim? Yine onlar! ‘Rötuşla olmaz’ o işte…

 

MÜTTEFİKLERDE İÇ KANAMA YAPIYOR…

 

Geçtiğimiz Çarşamba, Ukrayna savaşıyla birlikte Almanya’da ısınan iç çıraların hem hükümeti hem Avrupa dinamiklerini bozabileceğini yazmıştık, mürekkebi kurumadan Berlin tutuştu…

 

Şansölye Scholz, Rusya’yı hedefe koymaya devam etmenin Almanya’yı zorlayacağı, daha büyüyecek ekonomik daralmaların politik faturalar getireceği düşüncesiyle Ukrayna’ya yaptığı silah yardımını budadı…

 

Ancak sadece muhalefet değil, koalisyon ortakları da ayaklandı. Yeşiller ve Hür Demokrat Parti sızlanmaya başladı. Sebep-sonuç ilişkilerini bir evvel okudunuz zaten.

 

Bu iç kanamanın nedeni de, ne yapılacağı bilinemeyen aynı ‘doğru’ işte. Berlin de ABD/İngiltere’nin ne yapmak istediğini, yanlışı görüyor. Türkiye gibi söyleyemiyorlar da. Yana yana tutuyorlar…

Google+ WhatsApp