“Ya benimsin ya da kara toprağın” kafası, Baro’da!

“Ya benimsin ya da kara toprağın” kafası, Baro’da!


Baroların odak olduğu her tartışmada, ne güzel söylemler dinliyorduk.

 

Baro, savunma demekti..

 

Avukat, savunma demekti..

 

Savunma kutsaldı..

 

Avukatlara tanınan haklar, avukatların şahıslarına değil, tüm millete tanınan haklardı..

 

Hepimiz suç işleyebilirdik, avukatlar hepimizin haklarını savunan, özgürlüklerimizin güvenceleriydi..

 

Avukat susturulursa savunma susturulmuş olur, savunma susturulursa millet susturulmuş olurdu..

 

Avukatlardan birisine küçük bir yanlışlık yapıldığında..

 

“Bu, sadece o avukata değil, savunma hakkına saldırı” deniliyordu..

 

Savunma hakkına saldırı da.. Tüm millete saldırı demekti..

 

Evet, avukatların mesleki faaliyetleri çerçevesinde daha ne güzellemeler, ne söylemler geliştiriyorlardı..

 

Bu söylemler üzerinden “Çoklu baro sistemi, avukatları bölmek demektir. Avukatlar bölünerek, kolay lokma haline getirilmek isteniyor” diyorlardı..

 

Avukatlık mesleği ile ilgili bir kelime edilince..

 

80 ilin barosu tek ağızdan laf yetiştirmeye çalışıyordu..

 

Ankara Baro Başkanı, eşcinselleri savunup, Diyanet İşleri Başkanı ile laf yarışına girdiğinde, hemen tüm barolar, ayağa kalkıp, ideolojilerinin ne kadar esiri olduklarını ispatlıyorlardı..

 

Şimdi gördük.

 

Kimin avukatları kolay lokma haline getirmek istediğini..

 

Kendi ideolojisini paylaşmayan avukatlara, nasıl köle muamelesini reva gördüklerini..

 

Barolardaki çoğunluk sistemi ile, bir fazla oy alıp, tüm baro yönetimini ele geçirenlerin..

 

% 25 oy alarak, baroları istedikleri gibi yönetenlerin..

 

Aslında avukat hakları ile ilgilenmediklerini.. 

 

Avukatlığı, savunmayı düşünmediklerini..

 

Sadece kendi ideolojilerini topluma dayatmak için, avukatlık mesleğini de kullandıklarını..

 

Son olayla görmüş olduk..

 

Dün haberleştirmiştik..

 

Bugün de, elinizdeki Akit gazetesinde aynı haberin devamı var.

 

Olay şu..

 

İstanbul 1 Nolu Baro Başkanlığı, İstanbul adliyelerindeki bilgisayarları, sadece 1 No’lu baronun üyesi olan avukatların kullanması için, şifrelemiş..

 

2 No’lu Baro üyesi olan avukatlar o bilgisayarları kullanamıyorlar..

 

Hani diyorlardı ya, “Avukatları susturmak, milleti susturmaktır. Demokrasiyi susturmaktır. Temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldırmaktır..”

 

 Bunu söyleyenler, şimdi kendi elleri ile, avukat meslektaşlarını çalışamaz hale getirmeyi planlıyorlar..

 

Tüm avukatlara, “Hangi baro, hangi düşünceden avukat, hangi siyasi görüşe sahip avukat” demeksizin, sahip çıkması gereken barolar..

 

“Sen hangi baroya üyesin? 2 No’lu mu? Ha.. Sen bu bilgisayarı kullanamazsın” diyorlar..

 

Adliye içindeki barolara tahsis edilen odalarda, yıllar önce kurulmuş bilgisayarları, sadece kendi barolarının üyeleri için kullanım imkanı tanıyorlar..

 

Öyle ki..

 

Eski dönemde, il dışından gelen avukatlar bile. İstanbul Barosu’na üye olma şartı olmaksızın..

 

Ankara’dan gelen, Erzincan’dan gelen, Trabzon’dan gelen avukatlar da..

 

O bilgisayarları kullanabiliyor iken..

 

İstanbul’dan gidenler de, o illerdeki bilgisayarlardan yararlanabilir iken..

 

Şimdi İstanbul 1 No’lu Baro Başkanlığı, 2 No’lu baro başkanlığına düşmanlık duyguları ile yaklaşıyor olmalı ki.

 

Düşmanlığından, sadece 2 No’lu Baro üyelerine değil..

 

“Dünyayı yakarım” dercesine..

 

Diğer illerden gelen avukatlara da, çile çektiriyor..

 

Avukatlık mesleğinin vazgeçilmezi olan bilgisayarları şifreleyip, sadece kendi üyelerinin kullanımına açık tutuyor.

 

Oysa o bilgisayarlar, şimdi 2 No’lu Baro’ya geçen avukatların da aidatları ile alındı..

 

2 Nolu baro üyeleri, bir yıl öncesine kadar, İstanbul Barosu’nun üyeleri idiler.

 

O bilgisayarların hemen tamamı, İstanbul’daki tüm avukatların aidatları veya devletin o avukatların üyesi olması hasebi ile İstanbul Barosu’na tanıdığı imkanlarla alınmış bilgisayarlardı..

 

Bir anlamda, tüm avukatların bilgisayarları idi. Şimdi, İstanbul 1 No’lu Barosu’nun yönetimini elinde tutan, düne kadar özgürlük söylemcisi yöneticiler, gözleri avukat falan görmüyor, “Biz bilgisayarları şifreledik. Anca gidersiniz” diyerek, meslektaşlarına zorluk çıkartıyorlar..

 

Hem de..

 

Adliyede..

 

Hem de, Adalet Bakanlığı’nın, baroya tahsis ettiği bir kamu alanında..

 

Rezillik diz boyu..

 

Önceki gün, muhabirlerimiz İstanbul 1 No’lu Baro yönetimine ulaşarak, konu hakkında bilgi talep ettiler.

 

“Toplantıdayız. Zaten biz de bu konuyu görüşüyoruz” cevabı verildi..

 

Dün 23 Nisan..

 

Neşe doluyor insan..

 

Ama, toplantıdan ne karar çıktı, ne muhabirlerimize bir dönüş yapıldı.

 

Ne de, internet sitelerinden bir duyuru yapıldı..

 

Hani İstanbul 1 No’lu Baro Başkanlığı, çoklu baro sistemine geçildikten sonra kendi kasasından kirasını ödediği bir alanda, çoklu baroya geçildikten sonra topladığı aidatlarla aldığı bilgisayarları, kendi üyelerine tahsis eder..

 

“2 No’lu baro da, kendi aldığı bilgisayarı, üyelerine tahsis etsin” derim.

 

Ama Türkiye Barolar Birliği’ne tahsis edilen ve Türkiye’nin tümündeki avukatların hizmetine sunulan baro odalarında, “Bir No’lu Baro üyesi misin, 2 No’lu Baro üyesi misin” muhabbeti yapılıyor ve bazı hizmetlerden, bazı avukatlar yararlandırılmıyor ise..

 

Burda basit bir kıskançlık değil.

 

Aynı zamanda suç vardır..

 

Kanun değişikliğini yaptırmamak için, sokaklarda geceleyenler..

 

TBMM’ye baskın düzenlemeye kalkanlar..

 

“Komisyonlarda bizler de olacağız, yasama organı bize sormadan, kanun yapamaz” diyenler..

 

Şimdi, kanunlara rağmen, kendi kafalarına göre, avukatları kısıtlıyorlar..

 

Dertlerinin avukatlar olmadığını ispatlıyorlar..

 

Dertleri, kendi ideolojilerini, topluma hükümran kılmak..

 

Gerisi palavra..

 

Savunmaya, azıcık saygısı olan insan.

 

Belki bir zaaf noktasında, böyle bir şifreleme yapmış ise. Hemen ertesi günü, yanlışını düzeltir..

 

Özür diler, “Biz tüm avukatların hakları için varız” açıklaması ile, konuyu kapatır.

 

Ama görüyorsunuz işte..

 

“Ya benim olacaksın ya da kara toprağın” diyen erkek şiddetine karşı çıktığını iddia edenler.

 

Baroda aynı kafayı hayata geçiriyorlar.. 

 

“Ya benim baroma üye olacaksın ya da bilgisayar kullanamazsın” diyorlar.

Google+ WhatsApp