Videolara reyting ile değer biçenler, “porno da kıymetli mi” sizce?

Videolara reyting ile değer biçenler, “porno da kıymetli mi” sizce?


Bir aydır, bir kişi (Sedat Peker) üzerinden tartıştığımız  konulara bakar mısınız?

 

Ne kadar içi boş, ne kadar saçma, ne kadar çelişkili, ne kadar akılsız isnatlarla dolu..

 

İlk iddia..

 

Yurtdışında yaşayan zat diyor ki: “Hani Nisan ayında gelecektik. Ne oldu.”

 

Kime diyor?

 

AK Parti iktidarının tüm sorumlularına.

 

Sonraki videolarda işi büyütüyor, ayrıca somutlaştırıyor:

 

“Hani Nisan ayında ülkeye dönerken biletimiz Süleyman Soylu idi.. Ne oldu?”

 

Devamında da, Nisan ayında Türkiye’ye dönmek üzere hazırlık yaparken, birden bire Türkiye’deki kendisine ait adreslerde arama yapıldığını ve artık Türkiye’ye kendi isteği ile dönmesinin, ancak cezaevine girmeye razı olma ihtimalinde mümkün olabileceğini itiraf ediyor..

 

Bu sözleri dinleyen muhalefetin, aslında şöyle demesi gerekir: 

 

“Biz bu topa girmeyelim, zararlı çıkarız. Adam resmen, İçişleri Bakanı’nın, kendisine eyvallah etmediğini itiraf ediyor. Türkiye’ye dönerse cezaevine gireceğini, kendisine ait adreslerde zaten aramalar yapıldığını, sorunlu bir adam olduğunu kendisi söylüyor. Bize burdan ekmek çıkmaz. Yoksa rezil oluruz.”

 

Muhalefet bunu bile akledemiyor.

 

Hemen sahaya inip, topa koşuyor.

 

Bir de muhafazakar mahallenin “Doğrucu Davut”larına “Haydi haydi, siz de gelin, maça katılalım” çağrısı yapıyor ve maalesef ikna da ediyorlar..

 

Oysa, doğru fotoğrafı çekelim mi?

 

Tarih 9 Nisan 2021..

 

Ortada kamuoyuna yansımış hiçbir tartışma yok iken.

 

Kimsenin, “Sedat Peker hakkında şu iddia, bu iddia niye araştırılmıyor? Adresinde niye arama yapılmıyor” diye bir derdi, bir söylemi yok iken..

 

Daha önce yurtdışına giderken, “Ben işlerim sebebi ile yurtdışına çıktım. Yoksa kaçmış falan değilim” diyen zatın adreslerinde birden bire aramalar yapılıyor.

 

Gözaltılar oluyor..

 

Soruşturmalar sürüyor.

 

Doğrusunu sorarsanız, medya, muhalefetteki siyasiler, yine bu konu ile ilgili ciddi bir gündem oluşturmuyor.

 

Adli bir vaka gözü ile bakıp, olayları uzaktan seyrediyor.

 

Ne zaman ki..

 

İlgili kişi, Türkiye’deki operasyon ile bağlantılı olarak, ülkeye getirilmek isteniyor.. 

 

İlgili kişi önce kendisini kurtarmak için, o ülkeden o ülkeye kaçarken..

 

Birilerinin eline geçmiş olmalı ki..

 

Duruyor ve başlıyor saldırıya:

 

“Nisan ayında dönecektim hani? Biletim Soylu idi. Ne oldu?”

 

Bu fotoğraf ne anlama gelir?

 

AK Parti iktidarı, bu kişiye eyvallah etmemiş..

 

Süleyman Soylu, bu kişiye “Olur” vermemiş..

 

Nasıl olmuş, daha önce ne olmuş, şimdi ne değişmiş.. Bunların hepsi ayrı tartışma..

 

Bilinen şu:

 

2021 Ocak’ında.. Şubat’ında.. Mart’ında..

 

Bir tek kişinin, “Yurtdışındaki bu kişi, AK Parti tarafından korunup kollanıyor. Buna yönelik bir operasyon yapılmıyor” demediği bir süreçte..

 

9 Nisan itibari ile, bu kişiye emniyet tarafından operasyon düzenlenmiş..

 

Nokta..

 

Şimdi artık hangi akıl sahibi, “Sedat Peker ile AK Parti/Süleyman Soylu birlikte hareket ediyor” diyebilir?

 

Birlikte hareket etselerdi, kimsenin ruhu duymadan, Nisan ayında o kişi ülkeye gelir, eskisi gibi, işlerine “Nerede kalmıştık” diyerek devam ederdi..

 

Böyle bir şey olmadı.

 

Demek ki,  AK Parti iktidarı, bu kişiye eyvallah etmedi.

 

Hemen itiraz edecek, “Doğrucu Davut”lar.

 

“Ama bak, adam AK Parti’yi destekleyen mitingler düzenlemişti.”

 

Devam ile, “Hatta bir milletvekili telefon edip, yardım isteyerek, bu adama Hürriyet gazetesine de baskın düzenlettirmişti.”

 

Yetinmeyecekler, “Bunlar ne ki.. AK Parti’den bir milletvekili, Erdoğan’a hakaret eden eski bir milletvekili gözaltına alındığında, bu kişiyi arayıp, karakol içinde dövdürtmüştü. İlişkiler bu kadar güçlü..”

 

Ve son perde..

 

“Hürriyet’i basan, eski milletvekilini karakolda dövdürten Sedat Peker, ayrıca kendisi ile bu denli irtibatlı milletvekilini de 10 bin dolar maaaşa bağlamış! Yaa, neaber? Nanik!” diyecekler..

 

Ben de bunları dillendirenlerin aklından şüpheye düşeceğim..

 

Afedersiniz beyler..

 

“Bu AK Parti lehine miting düzenleyen, sonra Hürriyet’e baskın düzenleyen, sonra karakolda adam dövdüren kişi, bir de üstelik, bunlar için kendisine ricada bulunan milletvekiline 10 bin dolar mı ödüyormuş?”

 

Hani şöyle olsa, anlarım..

 

“Hürriyet’i basma karşılığında 10 bin dolar, AK Partili birisinden, Sedat Peker’e gidiyordu” denilse, mantık tutarlı olur.

 

Ama hem masraf yapıp miting düzenleyecek, Hem Hürriyet’i basacak, hem adam dövdürecek, hem de milletvekiline maaş ödeyecek..

 

Böyle bir şey mümkün mü?

 

Ama, gözünüzü, yalanlar, dolanlar eşliğinde hırs bürüdü ise.. Erdoğan’ı devirmek için her türlü yalana başvurursanız.. Böyle mantıksız iddiaları da, yan yana getirebilirsiniz..

 

Bir de tersinden bakalım..

 

AK Parti, kendisine bedava destek mitingleri düzenleyen bir adam bulmuş. Doğru ise, telefon ediyor, Hürriyet’i bastırtıyor. Rica ediyor, karakolda adam dövdürüyor. Bir de üstelik, kendi milletvekiline, ayda 10 bin dolar da maaş ödetiyor. 

 

Bu adama, muhaliflerin söylemi ile, yolsuz olan AK Parti niye operasyon düzenliyor ki?

 

 Siz aklınızı, ne ile yediniz, şapşallar?

 

Diyeceksiniz ki, “Diğer iddialara gel..”

 

Hangisinden başlayalım?

 

İlk iddiadan..

 

“Mehmet Ağar marinaya çöktü. Ağar kim ki, 1 milyar dolarlık marinanın sahibi oldu” yalanından.

 

Ağar ile hayatımda yüz yüze de, telefonda da hiç görüşmedim. 

 

Erbakan’a ve Tayyip Erdoğan’a yönelik eski tarihlerdeki yakışıksız tavırları sebebi ile kendisini sevmem.. 

 

Ama, önceki gün açıkladı, “Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan istifa ettim” dedi..

 

Sedat Peker, “1 milyar doları nereden bulmuş” dediğinde, elinde tuz ile koşanlardan bir tanesi dedi mi; “Sen oranın sahibiydin, Yönetim Kurulu Başkanlığı’ndan ayrılmakla 1 milyar dolardan vazgeçmiş olmazsın ki!”

 

Denilmedi.. 

 

Çünkü öyle bir maddi olgu yoktu..

 

Yalanı süslemek için.. Enayilere videoları  seyrettirmek için.. Yurtdışındaki zat, Yönetim Kurulu Başkanı’nı, şirketin sahibi gibi gösterdi.. Burdaki aklıevveller de inandı.

 

Şunu da söyleyeyim, içimde kalmasın..

 

“Türkiye’nin gündemi bu, adamın videoları 50 milyon izlenmiş.”

 

Süleyman Soylu bunu cevapladı: “Porno filmleri de 500 milyon kişi izliyor, ne yapalım yani!”

 

Hemen susturdular.. “Aaa çok ayıp. Sen şimdi bu videoları izleyenleri porno izleyenlerle bir mi tutuyorsun” dediler..

 

Peki ne yapalım? Siz kalkıp da, çok izlenmesi üzerinden, o videolara kıymet bindirirseniz.. 

 

Malın kıymetli olup olmadığının gösterilmesi için, size başka ne örnek verilsin? 

 

İzlenme üzerinden bir şey değerli oluyorsa, pornoyu geçen, yoktur herhalde, dünyada!

Google+ WhatsApp