Vicdan en büyük hazinedir

Vicdan en büyük hazinedir


Vicdan en büyük hazinedir-1

 

İşgalci Siyonistlerin Ramazan ayında Mescid-i Aksa’ya ve Filistinli sivillere yaptığı saldırılar karşısında sokaklara dökülen Müslümanlar, kendileriyle yeniden yüzleştiler ve İsrail ürünlerine karşı boykot çağrısı yaparak vicdanlarının seslerine kulak verdiler. Yediğimiz domatesin çekirdeğine kadar İsrail’den alıyoruz, bu durumda boykot ne kadar işe yarayacak diyen kardeşlerimin kaygılarını anlıyorum ancak coğrafyamıza çöreklenen bu şiddet ve nefret sarmalına karşı yapılacak her eylem önemli ve değerlidir. Halkların vicdanlarında parlayan onlarca kandil bir araya gelip bu zifiri karanlığı silebilir buna yürekten inanıyorum. Hele hele sömürgeleştirdikleri halkları tüketen kölelere dönüştürerek güçlenen Siyonist, kapitalist odaklar için boykot oldukça etkili ve caydırıcı bir eylemdir. O nedenle halkların tepkilerini küçümsememek aksine desteklemek gerekir diye düşünüyorum.

 

Çağın Firavun’ları sömürdükleri toplumları koyunlaştırarak ürünlerini pazarlıyor ve onların üzerinden güç ve imkân elde ediyorlar. O nedenle vicdani hassasiyet taşıyan herkes bu konuda net tavır almalı ve zalimi besleyen damarları kesmelidir. Zira pazarladıkları ürünlerin kabul görmemesi bu zümrelerin korktuğu bir şeydir ki, o yüzden halkların boykota destek vermelerinden fazlasıyla rahatsızlık duymaktalar. Filistin’de yaşanan zulme karşı fertler bazında ve devletler bazında yapılabilecek şeyler vardır ve bu noktada atılacak her adım bir duruşun, bir tavrın ve taraf olmanın bir işaretidir ki, halklar boykota destek vererek taraflarını belli etmelidirler.

 

Filistin’de yaşanan zulme dikkat çekmek, çeşitli organizasyon ve protestolar vasıtasıyla İsrail’in işgalci politikası hakkındaki farkındalığı sağlamak ve İsrail’e karşı boykot, tecrit ve yaptırımlar uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan Boykot, Tecrit, Yaptırımlar (BDS) hareketi, Siyonistlerin en korktuğu hareketlerden biridir. BDS Filistin için duanın dışında hiçbir şey yapamıyorum diyen halklar için de imkân sağlıyor, yön gösteriyor. Zira halklar güçleri ve imkânları doğrultusunda tepkilerini ortaya koymakta ve Siyonist zümrelere benim üzerimden güç elde etmene izin vermiyorum mesajı vermekteler. Bu oldukça önemli bir duruştur.

 

Filistin topraklarında İsrail işgaline son verilmesi amacıyla kurulan BDS hareketi uluslararası alanda İsrail’in ekonomik, akademik, kültürel ve siyasi olarak boykot edilmesini öngörüyor.  İsrail’in işgal ettiği Filistin toprakları üzerinde şiddet ekmeye devam etmesi, sivilleri katlederek alanını genişletmeye çalışması ve sivil halka zulmetmesi BDS hareketini gerekli kılmıştır. Ve söz konusu hareket vicdani duyarlılığını kaybetmemiş bütün fertleri zulme karşı birleştirerek halk temelli bir yaklaşım sergiliyor.

 

Filistin için İsrail’i boykot sloganı ile sesini bütün dünyaya duyuran BDS hareketi, İsrail’in gözünü korkutuyor ve hareketin faaliyetleri engellenmeye çalışılıyor. Ancak ne olursa olsun zulüm devam ettikçe adaletin safında yer alan vicdanlar, ellerindeki kandillerle karanlığa doğru yürüyeceklerdir.

 

Vicdan en büyük hazinedir-2

 

Hz. Peygamber’in, “Bir kötülükle karşılaştığınızda elinizle önleyin, buna güç yetiremiyorsanız dilinizle önleyin, buna da güç yetiremiyorsanız kalben buğz edin” ifadesi,  şartlar ne olursa olsun Müslüman’ın zulme karşı sessiz kalamayacağını özetliyor. Vicdani hassasiyetini kaybetmeyen her kişi zulme karşı gücü ve imkânları nispetinde tavır almalıdır, bu insanlığın şubelerinden biri hatta en önemli olanıdır. Mazlum Filistin halkının maruz kaldığı zulme karşı halkların tepkilerini ifade eden BDS hareketi tam da buna işaret ediyor. BDS hareketi İsrail’in boykot edilmesini ve yaptırımlarla geri çekilmesini amaçlayan bir harekettir ve halkların desteği ile gittikçe de güçlenmektedir. İlkelerini ahlaki tutarlılık ve evrensel haklar üzerine temellendiren BDS hareketinin kampanya öncelikleri şu maddelerden oluşuyor: İsrail’in uluslararası hukuk ekseninde yükümlülüklerini tam olarak yerine getirinceye kadar mallarına genel bir boykotun teşvik edilmesi.

 

İsrail’in işgal ve şiddet içerikli rejimini sürdürmesine katkı sağlayan tüm İsrailli akademi, kültür ve turizme yönelik çalışmaların boykot edilmesi. İlgili sanatçı, akademisyen ve kültür emekçilerinin bölgede yaşanan zulüm hakkında bilgilendirilmesi ve zulme verdikleri destek hakkında farkındalık kazandırılması.

 

Sendikaların, inanç eksenli kuruluşların, yerel meclislerin ve İsrail’in Filistin’in haklarını gasp etmesinden kâr sağlayan bütün kurum ve kuruluşların bilgilendirilmesi ve etik yapının ilkelerini dikkate almaları yönünde çaba gösterilmesi.

 

Kutsal toprakları ziyarette Filistin otelleri, lokantaları, ulaşım ve rehber hizmetlerinden kazanç elde eden İsrail havayolları şirketinin hac yolcuklarından sağladıkları kazançtan yoksun bırakacak şekilde hareket etmek ve etik haç yolculuğunun desteklenmesi.

 

Yahudi ulusal fonunun dışlanması ve vergiden muaf hayır kurumu statüsünü engellemek için kamuoyu baskısı oluşturmak.

 

İnsan hakları noktasında ağır hukuki kusuru olan şirketlerin kamu sözleşmelerinden dışlanmasını sağlayacak yasaların uygulamaları için çaba göstermek.

 

Uluslararası Af Örgütü’nün çatışmanın tüm taraflarına acilen bir silah ambargosunun uygulanması yönündeki çağrısının dikkate alınması için kamu yetkilileri ve siyasi partilere etkin baskı yapmak.

 

Uluslararası hukuku ve Filistinlilerin haklarını ihlalinden dolayı İsrail ile tüm serbest ticaret ve diğer imtiyazlı ticaret anlaşmalarının hemen askıya alınmasını sağlamak.

 

Zorla yerinden etme ve mülksüzleştirme politikalarını sürdüren İsrail bölgeye baskı ile gelip yerleşti ve 1948 tarihinde yandaşlarının desteğini alarak kurulduğunu ilan etti. İsrail Filistin topraklarına adım attığı günden beri hep şiddet ekti, işgal ve katliamlar yaparak alanını genişletmeye çalıştı. İşte BDS hareketi tüm bunları tartışmaya açıyor ve mazlum Filistin halkının maruz kaldığı işgal, katliam, tecrit, sürgün ve yoksullaştırma eylemlerini teşhir ediyor.

 

Halkların desteği ile güçlenen BDS hareketi, Filistin halkının şu üç temel haklarını ortaya koyuyor: İsrail 1967 tarihinde yerleştiği Filistin topraklarını işgal ve sömürgeleştirmeye son vermelidir, sürgün edilen Filistinli fertler ülkelerine dönebilmelidirler, Filistin vatandaşlarının temel hakları iade edilmeli ve güvenliği sağlanmalıdır. Halkların haklı tepkileri ile güçlenen hareket, uluslararası hukuk ekseninde yükümlülüklerin tam olarak yerine getirilene kadar boykota devam çağrısı yapmakta. Vicdanında zerre kadar hassasiyet taşıyan her birey bu hareketi desteklemeli ve tarafını belli etmelidir.

Google+ WhatsApp