Veda vakti

Veda vakti


İnsanoğlu acıyla tanışıklığını ve acının getirdiği tahribatları her fırsatta dile getirir fakat ölümü bir türlü kabullenemez, ölüm duygusunu ötekiler üzerinden tasavvur eder. Ebedi âleme olan inancı kesindir ama dünyanın büyüsüne öylesine kapılmıştır ki, ölümü kendisini bağlandığı kişi ya da nesnelerden koparacak bir güç olarak algılar ve kaçınır. Ölümün yeni bir diriliş, yeni bir başlangıç olduğuna inanır fakat bunu “yakin” boyutunda yaşayamaz ve farkında olmadan dünyaya sımsıkı yapışır. Lakin nefes sınırlıdır, gonk çalar ve veda vakti geldiğinde kişi dünyaya ait ne varsa terk edip, atına biner ve sessizce çekip gider.

 

Dünyaya veda eden kişi Allah’ın mutlak adaleti altındadır, orada ona kimse zulmedemez, orada yalnızca Allah’ın rahmeti ve adaleti vardır. Sırası gelen gider, geride kalanlar ise vaktin dolmasını beklerler. Dünya bir değirmen gibidir öğüttükçe öğütür, kimini kapıda karşılar, kimini uğurlar, kimini uyutur, kimini avutur.

 

Bir hafta önce dünyaya veda eden kayınpederimin mahalle ile iletişimini sağlayan bahçesinde otururken aklımla duygularım arasında gidip geldim. Hayatı, ömrü, ölümü düşündüm ve insan olarak yükümün ne kadar ağır olduğunu idrak ettim. Babamızın sohbetleri ile şenlendirdiği bahçesinde şimdi derin bir sessizlik vardı. Ölüm Allah’ın mutlak adaletinin bir sonucu buna tereddütsüz iman ediyoruz ama gidenin geride bıraktığı hatıralar tazeliğini hep koruyor ve derin bir acıya dönüşüyor.

 

13 yaşında Trabzon’dan kalkıp İzmit’te yaşayan ağabeyinin yanına gelen ve burada edindiği mesleği ile hayata tutunan kayınpederim, kazancından yoksullar için pay ayırmayı hiçbir zaman ihmal etmezdi. Babamız koca yürekli bir adamdı, cömertliği, merhameti ve hoş sohbeti ile çevresinde sevilen biriydi. Kalbi pamuk gibiydi, zulme uğramış, zayıf bırakılmış birini gördüğünde, o heybetli görüntüsünden eser kalmaz hemen gözleri dolar ve duaya dururdu. Vaktinin çoğunu evinin bahçesinde geçirir ve itina ile yetiştirdiği çiçekleri, ağaçları seyreder, onların bakımı ile ilgilenir, çayını burada içer ve bahçenin duvarına yaslanır çocuklarla sohbet ederdi. Ağaçların dallarına konan kuşlara yem atar ve konuşurdu onlarla. Sonra başını kaldırır dua ederdi. “Kurban olduğum Allah’ım sesimi duyar ve affeder inşallah kızım” derdi. Mahallenin dedesiydi o, gençlere nasihat eder, çocukların harçlığını ihmal etmez ve hoş sohbeti ile evin atmosferini değiştirirdi. Yoksul ve yalnızların babası, torunlarının biricik dedesiydi. Bahçesinde itina ile yetiştirdiği ağaçlar baharla yeniden dirilişe geçerken evimizin çınarı babamız atına binmiş ve ebedi yolculuğuna çıkmıştı. Bu bahar ağaçların neşesine, kuşların sohbetine ortak olamayacaktı.

 

Komşum, “Babanız 80 yıl yaşamış, daha ne istersiniz” dediğinde derin bir acı hissettim. Yaşadıkları ömür ne olursa olsun sevdiğiniz insanlara veda etmek yüreğinizden bir parçasının kopması demektir ki, başınızı her eğdiğinizde o parçanın eksikliğini hissedersiniz. Kayınpederim sadece bizim değil mahallenin de babasıydı ve yasını birlikte tuttuk, iyiliklerini birlikte andık. Sohbeti hoştu, Trabzon’dan İzmit’e, oradan Libya’ya ve İstanbul’a uzanan hayat hikâyesini anlatırken edindiği tecrübelere vurgu yapar ve sohbetinin sonunda bize güzel sesiyle türküler söylerdi. Ve onu uğurlarken kulaklarımızda hep o yanık sesi yankılandı.

 

Babamızın cenazesi evin önüne geldiğinde ölümle akrabalığımızı bütün yoğunluğu ile hissettik. Düşünün daha bir hafta önce bahçesinde sohbet eden o heybetli adam son kez gelmiş ve helallik istiyor. Konuşmuyor, gülümsemiyor, tepki vermiyor ama hâl dili ile öyle tesirli şeyler söylüyor ki, yüreğimiz kanıyor ve hıçkırıklara boğuluyoruz… Hoca soruyor: Hakkınızı helal ediyor musunuz? Sesler yükseliyor: Helal olsun, helal olsun, helal olsun… Evine son gelişi babamızın, son bakışı ve son vedası… Sonra sessizce ayrılıyor ve ağır ağır ilerliyor. Geride sadece bir söz kalıyor, tesirli ve güzel bir söz... Biliyoruz bu bahar bu bahçede, çiçekler onsuz açacak, ağaçlar onsuz meyveye duracak, kuşlar ondan mahrum kalacaklar ve bizler ufuklara özlemle bakacağız. Babamız, pamuk kalpli, koca yürekli adam, Allah senden razı olsun, Allah mekânını cennet kılsın…

Google+ WhatsApp