Uyanık(!) solcular, Katar vatandaşlığı kuyruğunda..

Uyanık(!) solcular, Katar vatandaşlığı kuyruğunda..


Sosyal medyada dün en çok izlenenlerdendi..

 

Sadece gözleri, burnu ve ağzı görünen, saç bölümü bile gözükmeyen yakın plan çekimde bir kişi..

 

Üniversite giriş imtihanı için adaylara tavsiyelerde bulunuyor..

 

“Şöyle yapın, böyle yapın, heyecanlanmayın” derken..

 

Kendisinin de aslında sınava gireceğini belirtiyor..

 

Ama son dakikada..

 

Sınava girmesine gerek kalmadığını söylüyor..

 

O an itibari ile de, konuşan gencin boy görüntüsüne geçiliyor..

 

Kişinin üzerinde Arap kıyafeti..

 

Yani denilmek isteniyor ki..

 

CHP’lilerin yoğun şekilde gündemde tutmaya çalıştıkları Qatar ile yapılan askeri anlaşma çerçevesinde, tıp eğitimi sınavsız olacak ya..

 

Bu arkadaş da..

 

Aslında sınavla tıp fakültesine girmek için çalışır iken..

 

Son dakika gelen habere göre, Katar ile yapılan anlaşma gereği. Katarlılara, sınavsız tıp eğitimi hakkı verildiği için.

 

Arkadaşımız da, işin kolayını bulmuş.

 

Katar vatandaşlığına geçip, sınavsız tıp fakültesine kayıt olmak üzere hazırlıklara başlamış..

 

Şaka yapmıyorum..

 

Gerek sosyal medyada bu videonun izlenirliğine bakın..

 

Gerekse, benzer anlamda yapılan başka paylaşımlara bakın..

 

Hatta..

 

Akademi dünyasının yoğun olarak takip ettiği Cumhuriyet gazetesinin dünkü nüshasını elinize alıp bakın..

 

Gerçekten de, adamlar şuna inanmışlar:

 

Katarlılara tıp eğitimi Türkiye’de sınavsız verilecek.

 

Onun için de, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, yoğun şekilde Katar vatandaşlığına geçiş müracaatlarına hazırlanıyorlarmış.

 

Siz hâlâ benim şaka yaptığımı sanın..

 

Cumhuriyet gazetesinin 4. sayfasından manşeti birebir alıntılıyorum:

 

“Katarlıya sınavsız tıp!”

 

Spota da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yorumunu vermişler:

 

“Bizim çocuklar o okullara girebilmek için gençliklerini heba ediyorlar!”

 

Doğruya doğru..

 

Ne diyebiliriz ki, Kemal Bey’in bu doğru tespitine!

 

CHP’den ayrılıp, Memleket Partisi’ni kuran Muharrem İnce de kafayı çıkarıp yorumlamış, olayı:

 

“Milyonlarca gencimiz yapılacak sınavda ter dökecek, dirsek çürütecek. Siz Katarlı gençlerin mi hükümetisiniz? Rezilsiniz.”

 

Hani arada birkaç gün fark olsa..

 

Biz bile bu yorumları unutacağız da..

 

Aynı günkü, Cumhuriyet’te, aynı sayfada bir haber daha var..

 

Ne başlık atmışlar biliyor musunuz?

 

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 ayda 50 fakülte kurdu” üst başlığı ile, habere koydukları başlık da şöyle: “Fakülteye doymuyor”

 

Kafaya bakın.

 

Bir yandan Erdogan’ı, fakülte üzerine fakülte açmakla suçluyorlar..

 

Bir yandan da.

 

Katarlılara sınavsız tıp eğitimi verme anlaşması yapmakla suçluyorlar..

 

Bunlar ne içiyorlar bilmiyorum..

 

İçmeden bu başlıkları atmak, pek mümkün olmasa gerek.

 

Akma sorun sadece Cumhuriyet gazetesi, CHP’li üst düzey yöneticiler değil.

 

Bakın, kamuoyunun tanıdığı bazı isimler de, bazı oluşumlar da aynı kafadan yorumlarla karşımıza çıkıyorlar.

 

Mesela..

 

Yakın tarihe kadar ulusal kanallarda saatlerce hukuk dersi veren Av. Uğur Poyraz..

 

Bir yakını üniversiteye giriş imtihanında olmalı..

 

Fotoğraf eşliğinde yorumlamış:

 

“Katar’lı olsak üniversiteye girmek için bu kapıda beklemeyecektik.”

 

Elimde yetki olsa..

 

Ugur kim için bekliyorsa, o kapıda..

 

“Suçta ve cezada şahsilik prensibi vardır ama. Gerizekalılık ırsidir” deyip..

 

Onun sınavını da iptal eder, Uğur’un hukuk diplomasını da iptal ederdim..

 

Ama elimizde yetki yok ki..

 

Adamlar iftiralar eşliğinde saldırıyorlar..

 

Şimdi ben bu espriyi yaptım diye, bugün sabahtan akşama kadar hedef yapmazlarsa, şaşarım.

 

Uğur Poyraz’ı da geçtik..

 

İyi Parti gençlik kolları da, durumdan vazife çıkartmış, cehaletlerini ispatlamışlar:

 

“Yarın yapılacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na girecek olan tüm Katar’sız’ arkadaşlarımıza başarılar diliyoruz.”

 

Ya Habertürk muhabirini yaptığına ne diyeceksiniz?

 

Siyasi iktidara yandaşlık yapmak istiyormuş gibi görüntü vererek..

 

Sanki ortada bir falso varmış gibi..

 

Gariban bir veli, çocuğunu sınava yolcu ettikten sonra, üniversiteye giriş ile ilgili kendisine yöneltilen soruya, “Katar” diye başlayınca..

 

Habertürk muhabiri mikrofonu geri çekiyor..

 

Hemen ardından, sosyal medya çalkalanıyor..

 

“Habertürk, Katar kelimesini duyunca..”

 

Ölür müsün, öldürür müsün?

 

Bunlar ne ahlaksız insanlar?

 

Ne geri zekalı cahiller?

 

Ve tüm bu gerçeklere rağmen..

 

Tüm bu rezilliklere rağmen..

 

Uzun yıllar Hürriyet’teki ahlaksız yalanlara seyirci kalarak, oradan evine ekmek götüren..

 

Şimdilerde ise, kendisini medya ombudsmanı olarak tanıtıp, “Doğruya doğru, eğriye eğri demelilyiz” modunda yazılar kaleme alan Faruk Bildirici, çıkmış diyor ki:

 

“Özür güveni tazeler.”

 

Bunu hangi tespitten sonra söylüyor?

 

Şu tespitten sonra:

 

“Katarlı öğrencilere sınavsız tıp eğitimi iddiasını yayınlayanlar açık düzeltme yapmalı.”

 

Yani bu sefer, duvara çok sert toslamışlar..

 

Bugüne kadar ne kendi mahallelerinden bir ombudsman..

 

Ne “Doğrucu Davut” birisi..

 

Ne şu ne bu..

 

Yalanlarından dolayı, mahallelerindekileri, “Özür dileyelim” çağrısına muhatap etmemişti..

 

Bu sefer, “Artık iş çığrından çıkıyor, kontrolü kaybediyoruz, attığımız yalanlar akşama bile yetişmiyor, yalanlanıyor” gerçeğini gördüklerinden olsa gerek..

 

“Güveni kaybetmemek” için.

 

“Özür dileyelim, durumu kurtaralım” çağrısı yapıyor..

 

Size kim güven duyuyor ki, Ombudsman taklitçisi?..

 

Bizim “Siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz? Her isteyen Katarlı, gelip tıp okumaya kalkarsa, hangi fakülte dayanır buna” diye yazdığımız gün.

 

Cumhuriyet gazetesi, “Katarlıya sınavsız tıp” diye başlık attı..

 

Bu gazeteye, artık kim ne güveni duyabilir ki?

 

O gazetenin desteklediği Kılıçdaroğlu, “Çocuklarımız gece gündüz o sınav için çalışıyor” modunda açıklamayı, aynı gün yaptı..

 

Kim, bu parti genel başkanına inanabilir ki?

 

Geçti beyler, geçti..

 

Bu sol kafaya..

 

Bu milletin güven duyması, artık mümkün değil..

 

Bunların her söyledikleri yalan.. Her kelimeleri iftira..

 

Özür değil, gidip ayaklarını öpseniz, sizin hiçbir dediğinize inanacak bir tek vatandaş kalmadı..

Google+ WhatsApp