Üniversite sınavını bu ülkede iğdiş eden sizsiniz CHP kafalılar!

Üniversite sınavını bu ülkede iğdiş eden sizsiniz CHP kafalılar!


Nereden başlayalım?..

 

Bize ayrılan bölüm, sabahtan akşama kadar yalan üreten merkezlerin iftiralarını sıralamaya yeter mi?

 

Hayır, bir aylık yalanı toplayıp, size aktaracak değilim..

 

Sadece bir günlük yalanları yazmaya kalksam, bu köşeden daha uzun olmaz mı?

 

Bir gün önce idi..

 

Sezgin Baran Korkmaz’ın bayramda 3 milyon dolar rüşveti emniyet müdürlerine dağıttığını Avusturya’daki ilk ifadesinde açıkladığı, Sözcü gazetesinde manşetten verildi. 

 

Yalanın ömrü 24 saat bile sürmedi..

 

SBK, “Ben Avusturya’da daha ifade vermedim.. Ki, rüşvet verdiğimi söylemiş olayım” dedi..

 

Yalanın, iftiranın Türkiye’de bir müeyyidesi yok ki!

 

Aslında var da..

 

Uygulamada yok!

 

Bir yiğit savcı çıkıp, “Gelin bakayım Sözcü’nün yazıişlerindeki isimler.. Bu yalanı kim uydurdu, ya söyleyin ya da hepinize birden davayı açayım” demiyor..

 

SBK üzerinden başladık..

 

Ondan devam edelim..

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, 2017 referandumunda katılacağı mitinglerde kullanmak üzere kiraladığı uçağın SBK’ya ait olduğu ileri sürüldü..

 

2017 yılında, Süleyman Soylu İçişleri Bakanı.

 

Referandum çalışmalarında, bakanlığa ait helikopterleri, uçakları kullanmıyor.

 

Parasını ödeyip, Söğüt A.Ş.’den uçak kiralıyor.

 

Amma velakin, bakanın muhatabı Söğüt A.Ş. ama..

 

Onun elinde kendisine ait uçak kalmadığı için, onlar da bir başka firmadan uçak kiralayıp, Soylu’nun emrine veriyorlar..

 

Soylu’nun ödediği para belli..

 

Ödeme yaptığı şirket belli..

 

SBK, ortalıkta gözükmüyor..

 

Buna rağmen, “Bakan, SBK’nın uçağını kullandı” diyorlar.

 

Hani bir anlığına “Acaba” diyeceğim de..

 

Geldik bugün 2021’e..

 

2017’de İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmasının üzerinden daha 1 yıl geçmiş iken, SBK’nın uçağına binildi ise, o tarihten 4 yıl sonra, o uçakla sabah akşam seyahat edilmez mi?

 

Hayatın olağan akışı, bunu gerektirmez mi?

 

Yok..

 

Gösterebilecekleri bir direkt ilişki yok..

 

Puslu havadan medet umarak, av yapmaya kalkıyorlar..

 

İkinci yalanın da gerçeğini aktardık..

 

Geçelim üçüncü yalana..

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bile, bu yalanın üzerine, balıklama atladı..

 

O yalan ne?

 

“Katarlı gençler, Türkiye’de sınavsız olarak tıp eğitimi alabilecekler” yalanı..

 

Hatta dahası var..

 

Sadece tıp eğitimi de değil..

 

Eczacılık da var..

 

Daha başka yüksek öğrenim dalları da var ama.. Tıp ve eczacılık, yeterli sanırım..

 

Türkiye’de gençler ilk yüzde bire girerek, bu alanlarda eğitim alma imkanına sahip olabilirler iken..

 

Katar’dan herhangi bir genç, akşam yatacak, sabah gelip, “Selamün aleyküm” deyip, tıp fakültesine kaydolacakmış gibi izlenim veriyorlar..

 

Hani bu iddianın sahiplerinde minicik bir akıl olsa..

 

“Katarlı gençlerin tamamı gelip ‘Tıp eğitimi almak istiyoruz’ dese, Türkiye’deki üniversiteler bunun altından nasıl kalkabilir” diye, bir soru sorup...

 

Cevabını ararken..

 

“Biz bir yalan uyduruyoruz ama.. Biraz mantıksız gibi” diye uyanacaklar da..

 

Nerdeee?

 

3 milyona yakın nüfusa sahip Katar’da.. Nereden baksanız, üniversite eğitimi alabilecek yaşta 300 bin genç çıkar.

 

Haydi bunun yarısı gelip, “Biz tıp okumak istiyoruz” dese, “Tıp fakültesine bedavadan girmek isteyen 150 bin Katarlı öğrenciyi, nerede okutacağız” diye, birazcık düşünülmesi gerekir iken..

 

CHP’lilerde o kafa nerede?

 

Peki işin gerçeği ne?

 

İmzalanan anlaşmanın başlığında da yazıldığı üzere, “Askeri Sağlık Alanında Eğitim ve İş birliği Anlaşması.”

 

Yani, Qatar ordusuna mensup kişiler arasından, o da Türkiye’nin tanıyacağı kontenjan sayısı kadar kişi, Türkiye’de tıp veya eczacılık eğitimi alabilecek..

 

Ki..

 

Benzer şekilde 10’dan fazla devlet ile, benzer anlaşmalar da, çok eskiden bu yana zaten yapılmış..

 

Ama dedik ya..

 

CHP’lilerde kafa nerede?

 

Akıl nerede?

 

Ortaya attıkları iddianın komikliğinin bile farkına varamayacak kadar sefil bir durumdalar..

 

Gençleri kışkırtıyorlar..

 

“Siz geceyarılarına kadar çalışıp, tıp fakültesine girmek için mücadele ediyorsunuz ama.. Sizin girmeniz gereken tıp fakültesinin kontenjanlarını, sınavsız şekilde, Katarlı öğrencilere peşkeş çekiyorlar” iftirasını atıyorlar..

 

Oysa aynı ahlaksızlar..

 

Daha düne kadar..

 

İmam hatipli gençlere, aynı zulmü reva görmüşlerdi.

 

Katsayı zulmü ile, İHL ve diğer meslek liselerinden mezun olanların puanlarını silerek, hakettikleri fakültelere girmelerini engellemişlerdi.

 

Sadece tıp değil..

 

Hukuk, siyasal ve daha onlarca fakülteye girmeye hak kazanmış meslek lisesi mezunları, bu CHP’li kafalar yüzünden, hakettikleri diplomaları almaktan men edilmişti..

 

Dahası var..

 

O katsayı zulmünü kaldıran değişiklik yapıldığında..

 

Yine o CHP’nin içindeki milletvekilleri, gidip Danıştay’da dava açtılar.

 

Utanmadılar, sıkılmadılar..

 

Yani, bunların dediği gibi, gerçekten Katarlı gençlere, yanlışlıkla tıp eğitimi sınavsız verilecek olsa.. Sonra “Bu yanlış oldu” denilip, bir tarihte kaldırılacak olsa.. Hangi akıl sahibi, “Bu hak iptal edilemez” diye, gidip Danıştay’da dava açabilir?

 

Ama CHP kafalılar, açabiliyorlar..

 

Açtılar..

 

Rezilliklerine tüy diktiler..

 

Şimdi tüy diktikleri rezilliği, başkalarına isnat ediyorlar..

 

Kendi işledikleri suçları, başkalarına yüklüyorlar..

 

50 kişi için.. Bilemediniz 70 kişi için, bir dost ülkenin askerlerine sembolik olarak tanınan bir hakkı..

 

Sanki yüz binlerce insana tanınmış bir hak gibi gösterip..

 

Yalanlar eşliğinde, gençlerin kafalarını karıştırmak için, zehirleme yapıyorlar..

 

Türkiye içinde yüz binlerce meslek liseliye yapılan zulmün hesabı sorulmadığı için..

 

1998-2012 yılları arasında meslek lisesinden mezun olup, hakettiği fakülteye kayıt yaptıramayanlar için, ayrı ayrı, ceza davaları ve tazminat davaları açılıp, sorumlulara gerekli müeyyideler uygulanmadığı için..

 

Şimdi.. Uluslararası bir antlaşmayı..

 

Çarpıtarak, kamuoyunun gündemine taşıyorlar..

 

Kendileri zalimlik yaparak, bu ülkenin çocuklarının alın terlerini çaldıkları için.. Başkalarını da öyle gibi gösterme kolaycılığına kaçıyorlar..

 

Kendilerini rezil ediyorlar..

 

Muhalefetteki bir partinin, milletvekili sayısının azalması, nerede görülmüş?

 

Türkiye’de bu yaşanıyor.. 

 

Dün bir CHP’li daha, partisinden istifa etti..

 

Ama yine utanmıyorlar..

Google+ WhatsApp