Ukrayna üzerinden güç gösterisi

Ukrayna üzerinden güç gösterisi


Bizi izleyenler Rusya’nın emperyalist ve saldırgan politikalarıyla ABD’nin saldırgan politikaları arasında bir fark görmediğimizi, dolayısıyla Moskova’nın Kırım işgalini ve Ukrayna’ya yönelik tehditlerini de emperyalist yayılmacılık ve tahakküm politikası olarak gördüğümüzü bilirler. 

 

Ancak ABD’nin son günlerde Ukrayna’ya yönelen tehditleri gerekçe göstererek estirdiği kasırga ve oluşturduğu gergin hava belli birtakım stratejik hesaplara dayalı manipülasyondur ve sürdürülen propaganda faaliyeti de bir psikolojik savaştır. 

 

Siyonistlere ait medya organları İsrail Dış İşleri Bakanlığı’nın iddialarından yola çıkarak Rusya’nın, 15 Şubat Salı günü Ukrayna’yı işgale başlayacağı haberleri yayınlamışlardı. Haberlerde, İsrail Dış İşleri Bakanlığı’nın iddialarını ABD Dış İşleri Bakanlığı’ndan aldığı bilgilere dayandırdığını söylüyorlardı. Tabii işgalci siyonist bu iddialarını Ukrayna’daki yahudilerin kalıcı olarak, işgal altındaki Filistin topraklarına taşınmaları için değerlendirmeye çalıştı. Çünkü bu tür gerginlikler, savaş spekülasyonları, tehdit havaları dünyanın değişik bölgelerindeki yahudi azınlıkları oralardan kaçıp işgal altındaki Filistin topraklarına toplanmaya zorlamada işgalci siyonistin işine yarıyor. 

 

Rusya ise Ukrayna’yı işgal etme ve savaş başlatma gibi bir niyetinin olmadığını sürekli tekrar etti. Zaten reel olarak mevcut şartlarda bir savaşa girişmenin ve işgal harekatı başlatmanın Rusya’nın işine gelmeyeceğini tahmin etmek zor değildir. Belki küresel güçler tarafından güdülmeye müsait yönetimler bu tür proje savaşlar ve işgal operasyonları için yönlendirilebilir. Ama Rusya için böyle bir durumun söz konusu olmadığı ortada. 

 

Ama ABD yine de sürekli havayı ısıtmaya ve ortada ciddi bir savaş tehlikesi olduğu kanaati oluşturmak için elindeki bütün araçlardan yararlanmaya çalıştı. 

 

Bizim gördüğümüz kadarıyla bunda ABD’nin iki önemli hedefi var. Birincisi: NATO’nun varlık gerekçelerini güçlendirmek ve Rusya-Çin ittifakının oluşturduğu tehlikeden endişe eden ülkelerin de bu ittifaka girmelerini sağlamak için zemin oluşturmak. Bu tabii uzun vadeli bir hedef ve bunun için ileride yeni projeler de geliştirebilir. 

 

İkincisi ise kısa vadeli planıdır. Dediğimiz gibi bu bir psikolojik savaştır ve ABD, Rusya’nın mevcut şartlarda herhangi bir savaşa girme niyetinin olmadığını, böyle bir şeye teşebbüs etmeyi kendi çıkar hesapları açısından yararlı bulmadığını biliyor. Ama yine de Rusya’nın savaş için hazırlandığını, işgal ve saldırı planında kesin kararlı olduğunu, her an işgal operasyonu başlatma ihtimali bulunduğunu telkin etmeye çalışıyor. 

 

Bunu en sonunda, “Rusya aslında saldırmaya kesin kararlıydı. Tüm hazırlıklarını yapmıştı. Ama bizim karşıt tavırlarımız ve namlunun ucunu göstermemiz onun gözünü korkuttu, saldırı planından vazgeçmek zorunda kaldı!” diyebilmek için yapıyor. Yani devam eden psikolojik savaşın galibi olmak için mevcut şartların ve Rusya’nın karşı karşıya olduğu durumun iyi bir fırsat olduğunu düşünüyor ve bu fırsatı kaçırmamak istiyor. Yoksa normalde Rusya’nın savaşma arzusu olmadığı gibi ABD de böyle bir şeye istekli değildir ve zaten Ukrayna’nın hatırı için Rusya’yla karşı karşıya gelmenin külfetini yüklenmek de ABD’nin hiç işine gelmez. 

 

Ama diğer taraftan Rusya da, devam eden psikolojik savaştan “mağlup” olarak çıkmak istemediği için bazı kozlarını kullanmak istiyor. Bunun için askeri manevralar yapıyor ve NATO’ya girmeye, bu ittifakı Rusya’nın sınırına kadar dayatmaya kalkışmaması için Ukrayna’yı uyarıyor, böyle bir şeye kalkışmasının kendisi için ağıra mal olacağı konusunda hatırlatmalarda bulunuyor. Eğer Rusya bu konuda istediğini elde edebilir ve Ukrayna’nın NATO’ya dahil edilmesine engel olabilirse sürdürülen psikolojik savaştan tamamen “mağlup” görünümüyle çıkmış olmayacağını hesaplıyor. Bir yandan da zaten bir savaş ve işgal hesabı olmadığını sürekli vurgulayarak, sürecin sonunda askeri stratejisiyle ilgili isteklerini kabul ettirebildiğini söyleyebilmek istiyor. 

Google+ WhatsApp