Ukrayna: Canlı canlı parçalanmak…

Ukrayna: Canlı canlı parçalanmak…


Fazla değil, 15 yıl içinde ABD/Batı politikaları neredeyse NATO üyesi olabilecek kıvamdaki Rusya gibi bir ülkeyi, coğrafyasını parsel parsel tahsil eder hale getirdi…

 

Düşünün ki, Putin gibi bir lider zamanın ABD Başkanı’na (Clinton), ‘NATO’ya üye olmamız konusunda ne düşünürsünüz’ diye sormuş. Ben daha ileri ve şaşırtıcı açıklamaları da anımsıyorum; ‘Tek küresel süper güç ABD’dir ve biz onunla çalışmaya hazırız’…

 

Hangi Sovyet veya Rus liderin ağzından böyle cümle duyulmuş ki? ‘Teslim’ demek gibi bir şey…

 

Bu ‘davetlere’ burun kıvıran Amerika, pazartesi akşamı Putin’in yaptığı açıklamaların sabahında Çin Dışişleri Bakanı’nı arayıp, “Biz ne Çin’in sistemini değiştirme arayışındayız ne Soğuk Savaş istiyoruz ne çatışma niyetindeyiz. Tayvan’ın bağımsızlığına da yakın durmuyoruz” dedi.. Diplomatik boykot uyguladıkları olimpiyatlar için de, “Bu arada Pekin Olimpiyatları’ndaki başarınızı tebrik ederiz” diye ekledi…

 

Söküğü tutmaya çalışıyor Washington. Arkası gelmesin diye. Gelir çünkü…

 

***

 

‘Savaş’ odaklı yorum ve merakları anlıyorum. Bir gerçekliği, potansiyeli de var. Fakat Batı bunu yapmayacağını çoktan ilan etti. Zaten mesele bu da değil.. Daha büyük…

 

Bir, Putin kararlarını açıklarken vücut diline baktınız herhalde. Üçüncü Dünya Savaşı başlatacak bir stres altında mıydı, yoksa ‘bu iş bitti’ tavrı mı sergiliyordu?..

 

Çalışılmış bir iş bu. Aylar aylar öncesinden adımları atıldı. Kırım, Azerbaycan-Ermenistan Savaşı gibi ara aşamaları aşıldı, Rusya ekonomik bütünlüğü bir seri kararla takviye edildi, riskli eller boşaltıldı, enerji kartı sadece ‘keserim’ üzerine değil, ‘siz almazsanız, alacak hazır’ diye kuruldu, sıra dışı Çin-Rusya anlaşması son başlıklardan biri oldu…

 

Afganistan rezaletinin üstüne geldi bunlar. Bizzat Başkan Biden tarafından kabul edilen ‘yanlış yönetim’ ABD itibarını küresel olarak sarsarken, şimdi Ukrayna’da sergilenecek ‘eziklik’ palamarı iyice koparabilir…

 

ABD iç politika dinamiklerinde kırılma noktasında, Kongre Seçimleri’nin sathına sürüldü kriz. Washington yetersiz/zayıf cevap verirse Rusya’ya, muhakkak etkisi olacaktır Biden iktidarının geleceğine…

 

Diğer konu, ABD’nin güvenirliği meselesi. Ukrayna konusunda savaşı teşvik eden söyleminin şişirme olduğunu anlamayan ülke yok. Mesele gerçek olması değil, bunu istemesi! Bu yüzden Rusya’nın hamlesini ‘kabul edilemez’ bulan Türkiye dahi, ABD’nin bunu ‘gerçekleri abartarak’ çağırdığını birden çok söyledi…

 

Avrupa?.. Dağınık ve savruk görüntü paçalarından akıyor. İngiltere zaten ABD ile birlikte. Geri kalan Fransa ve Almanya tüm ahlanıp-vahlanmalarına rağmen, Donetsk ve Luhanks’ı tanıyan Rusya kararının aynı zamanda ‘istikrar’ vadettiğini görüyor olabilir. Kimin yanında ne kadar samimi durdukları şüpheli…

 

Kaldı ki, krizin bu ülkelerin iç politikalarına etkisinden ödleri kopuyor; ABD’yi söyledik, Fransa’da nisanda Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Macron için ölüm-kalım meselesi. Berlin hükümeti yerine daha yeni oturuyor. Yeşil akıllarla Putin’le baş edip edemeyeceklerini, ABD etkisinden ne kadar sıyrılmak arzusunda oldukları tartılacak.

 

Ukrayna sürecinde, ‘biz de NATO’ya girmek istiyoruz’ diyen fasulyeden oyuncular vardı. Bu İskandinav ülkeleri bakalım kararlarında direnecek mi?..

 

***

 

İki, Ukrayna’nın Avrupa ve Asya’yı birleştiren stratejik değerini çok atlıyoruz. Aktüalite/güncel, ‘Rus ordusu mu kuvvetli ABD mi, Ukrayna mı’ türünden ikincil konulara oturunca, Avrasya’da bütünlüğünü sağlamış Rusya’nın ne demek olduğu görüş açısından çıkıyor…

 

Ukrayna, her iki taraf açısından eksik parça. Batı’da kalırsa, Rusya hep topal kalacak ve sadece ABD değil, Çin’den gelecek tehditlere de açık hale gelecek. Doğu’da kalırsa, Rusya, ABD ve Çin kadar büyük bir güç olma fırsatı yakalayacak. Bu yüzden süper güç liderliklerinin Ukrayna takıntısı, ‘Moby Dick/Beyaz Balina-Ahab’ öyküsüdür…

 

Rusya, Avrasya’yı istiyor çünkü buna en yakın ülke olarak kendisini görüyor. Doğrusu, şartlar kadar Moskova’nın meseleleri ele alıp, işleme biçimi de bu imkânı sunuyor…

 

Çin de gelinen noktada, konuyu ortadan okuyacak. Her iki tarafa haklılıkları üzerinden tatmin edici mesajlar verecek, veriyor da. Şimdilik yeni budur.

 

***

 

Karar öncesi, ABD Başkanı Biden-Putin arasında bir zirvenin gerçekleşeceği duyurulmuştu. Akıbeti şu an meçhul. Gerçekleşirse, Rusya talep ettiği güvenlik şartları üzerine müzakere masası kurulması talebini hayata geçirmiş olacak. En büyük kazanımı olacaktır. Çünkü bu masa özünde, yerleşik düzenden düzeltme talep edecek…

 

Putin’in pazartesi yaptığı uzun konuşmanın vazettiği de buydu. Yoksa ‘bizim liderlerimiz geçmişte hatalar yaptı, iş buraya geldi, baştan oynayalım’ değil. ‘Siz bunu istismar ettiniz. Hile yaptınız, kandırdınız, bunu düzelteceksiniz’ konuşmasıdır. Bunun pratikteki karşılığı, ‘Avrasya sınırından çekilin’dir. Kafkasya ve Kazakistan gelişmelerinde de, Afganistan’da da öyle oldu. Hep, ‘arındırma’ diyorum. Batı süpürülüyor…

 

Rusya’nın tanıdığı bölgeler için dünyadan destek aradığı yanılsamasını, destek bulamasa bundan etkileneceğini sanan okumaları çöpe atabilirsiniz. Putin haklılık arayışı söylemi kurmadı konuşmasında. Bunu söyleyenler dış politikadan anlamıyor. ‘Onaylanmak’ Moskova’nın umurunda bile değil; Putin mealen, ‘Burası benim’ demedi, ‘Bu biziz ve çıkarımız burada. Siz bunları bilerek üzerimize geldiniz’ dedi. Arkasına da 150 bin asker koydu.

 

Cevap verilecekse buna verilecek…

 

Yoksa.. Geçmiş ola…

Google+ WhatsApp