Türkiye-Almanya-Fransa: Askerî rahatsızlıklar…

Türkiye-Almanya-Fransa: Askerî rahatsızlıklar…


Biden Washingtonu’nun yeniden oyuna ‘dönmesiyle’ ortaya çıkan, Avrupa’nın transatlantik ittifaka/NATO’ya sadakatini talep eden duruşu zorluklarla karşılaşmıştı…

Avrupa’nın merkez ülkeleri Almanya ve Fransa’nın, ABD ve NATO tarafından ‘rakip-düşman’ ilan edilen Çin-Rusya ile ilişkilerini farklı kurma arzuları artık biliniyor.

Almanya, Rusya ve Çin’le çıkar ilişkilerini sürdürmek, arada husumet yaratabilecek tuzakların üzerinden atlamak istiyor. Elbette Batı değerlerine hassasiyet göstererek! Tabii bu biraz makyaj sayılabilir…

Fransa ise NATO’nun ABD eliyle yönetilen yapısından rahatsız ki, daha özerk/bağımsız bir Avrupa savunma sistemi teklif ediyor.

Amerika da, Avrupa’nın çekirdeğini, merkez gücünü oluşturan bu iki ülkenin, NATO’daki yerleşik duruşlarını koruması hatta daha çok bağlanmaları konusunda ısrarcı…

Bu yüzden, ‘eski Başkanlar gibi’ savruk kararlar vererek müttefiklerini güvensiz ortama sürüklemeyeceklerini, NATO’nun hantal/işlevsiz yönlerinin de ihya edileceğine yönelik güçlü atıflarda bulunuyor…

Öyle veya böyle, haziranda gerçekleşecek NATO zirvesi tüm bu sorunların ele alınacağı özellikli bir buluşma olacak…

İngiltere’nin AB’den ayrılması, ilgisi ve gücünü Pasifik’te ABD’ye eklerken, Ortadoğu, Kafkasya, Batı Asya’da siyaseten daha aktif hale geçmesi, Türkiye’nin Amerika ile yaşadığı krizin olası çözüm ve pratiklerini aynı zirveye randevulaması, Almanya seçimlerinin hemen Eylül ayında yapılacak olması (Fransa’da 2022, Türkiye’de 2023), bir seri Avrupa ülkesiyle Rusya’nın karşılıklı olarak onlarca diplomatı istenmeyen kişi ilan etmesiyle artan gerginlik yine aynı tarihe, hazirana tarihleniyor…

Adı geçen ülkelerin hepsinin ittifak bağlamında ortak kümeleri, NATO’nun temel sütunları olmalarıdır…

***

Bu yüzden Fransa, İngiltere, Almanya ve Türkiye’deki kimi gelişmeleri şu sıralar daha ‘tuhaf’ bulmalıyız. Anomaliler farklı coğrafyalarda eş zamanlı tekrarlandığında şüphe etmemek zaafiyet yaratabilir…

Nitekim Fransa’da yaşanan örnek gelişmeleri sadece dışarıdan izleyenleri değil, Paris’i de şaşırtmış görünüyor…

Aşırı sağcı bir gazetede yayınlanan, 20’si emekli general, 200 kadar üst rütbeli subay ve binden fazla askerin imza attığı, Cumhurbaşkanı Macron, hükümet ve parlamentoya yönelik “bildiri” herkesi sersemletmiş durumda…

“Bir an önce değerlerimizi savunan yurtsever adımlar atılmazsa, Fransa’da büyüyen kaos iç savaşla sonuçlanacak ve sorumluluğunu taşıyacağınız binlerce can kaybı olacak. Eğer hiçbir şey yapılmazsa, görevde olan meslektaşlarımızın, yurttaşlarımızı ve değerlerimizi korumak için tehlikeli bir göreve atılmasına yol açacak”…

Bildiri, aşırı sağcı Marine Le Pen tarafından da desteklenince bir aydınlanma geçirdiği söylenebilir Elysee Sarayı’nın. İki-üç günlük sessizlik süreci muhtemelen, bildirici askerlerin muvazzaf bağlantılarını, derinliğini araştırmak için kullanıldı…

Fransız basını zamanlamayı da atlamadı tabi; 1961 yılında bir grup generalin Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle’e karşı yayınladığı bildiri sonrası başlayan ‘Cezayir Darbesi’nin 60’ıncı yıldönümüne denk gelmesi not edildi. Buradan da kıssalar vardır!

Dahası, bu olayla ortaya çıktı ki, 21 Nisan’da yayınlanan bildirinin öncesinde, 14 Nisan’da da bir başka general grubu Fransa meclisine “iç savaş” tehdidi içeren rapor sunmuş.

Şu an askerler hakkında soruşturma yürütülüyor ve görevdeki askerler de muhtemelen ordudan atılacak. Macron ise hâlâ sessiz…

***

Ardından aynısı Almanya’da gerçekleşti. “Emekli ve Eski Askerler Grubu” adı altında bir araya gelen, içlerinde çok sayıda generalin de bulunduğu yaklaşık 13 bin emekli askerin, Merkel hükümetinin aldığı karantina kurallarını eleştiren veya salgının varlığını inkâr eden harekete sızma, Berlin’de düzenlenen gösterilerde devlet kurumlarına saldırı planları düzenlediği ortaya çıktı…

Grubun içinde aşırı sağcı gruplar ile Doğu Alman Ordusu’nda görev yapmışlar da var. Bir emekli askerin grup üyelerine, “Alman halkını koruyacağımıza ant içtik. Halkımızın şimdi bize ihtiyacı var. Bu hükümeti devirmemiz gerekiyor”, bir diğer grup yöneticisinin ise “savaşın tam ortasındayız” mesajları gönderdiği tespit edilmiş durumda.

Siyaseten ise aşırı sağcı, Almanya için Alternatif Partisi (AfD) Brandenburg Eyalet Parlamentosu milletvekili Daniel Freiher von Lützow’a bağlandı; “başkenti kuşatma çemberi altına alarak sonuna kadar savaşmamız gerekiyor”…

Almanya son üç yıldır Berlin’e yönelik askerî darbe ya da siyasetçilere suikast listelerinin yakalandığı terörist gruplarla sık karşılaşmış bir ülke.

Örneğin, 2018 yılında “Hannibal’in Gizli Ordusu” adı verilen, yine tamamı askerlerden oluşan bir grubun, iç savaş çıkartmayı, ardından darbe yapmayı planladığı ortaya çıkarılmış, muvazzaf askerlerden oluşan üyeleri ordudan atılmıştı. İşin ilginç yanı bu vakalar genellikle Almanya-ABD ilişkilerinin gergin olduğu günlerde yaşanmıştı…

***

Kuşkusuz, bu gelişmeleri izleyip Türkiye’de kısa süre önce yaşanan bildiri vakasının akla gelmemesi mümkün değil. Bu olayların birbirleriyle bağlantısını gösterecek delil yok. Ama bunun üzerine düşünmek neredeyse istemsiz reflekstir…

Yine anımsanacağı üzere, uzun süre tartışılan ‘Amiraller Bildirisi’ üzerine getirilen makûl sayılabilecek, akla yakın hakim yorumlardan biri, NATO’cu subayların diğerlerini “ikna ederek” bildirinin yayınlandığıdır…

Bakalım, hazirandaki NATO zirvesinde en azından Avrupa’da yaşanan bu ikazlar “Gladio Yaşıyor” dedirtecek etki yaratacak mı?..

Google+ WhatsApp