Türkçü(!) İP, Yunan’a mı çalışıyor!

Türkçü(!) İP, Yunan’a mı çalışıyor!


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, tabuları yıkıyor..

 

1974’de kurtardığımız, ancak o yıldan bu yana kimsenin kullanamadığı Kıbrıs’taki Maraş (“Kıbrıs’taki Maraş” diyorum ki, Kemal Kılıçdaroğlu zorlanmasın. Yazımı okurken, “Maraş? What?” demesin!) bölgesinin cüzi bir kısmının (% 3.5) maliklerine teslim edilmesine karar verildi.

 

47 yıldır boş bir alan..

 

Hayalet bir alan..

 

Üstelik..

 

O bölgedeki bazı Rumlar, maliki oldukları alana giremediklerini iddia ederek, Türkiye aleyhine tazminat davası açmışlar..

 

Maalesef ki maalesef, AİHM de, tam bir Rumluk yaparak..

 

Türkiye’nin de, KKTC’nin de kullanmadığı, uluslararası müzakereler sonrasında varılacak karara göre işlem yapılmak üzere şu an boş tutulan Maraş bölgesindeki bazı rumların tazminat taleplerini kabul etti.

 

Düşünebiliyor musunuz?

 

47 yıldır kullanmadığımız bir alan sebebi ile milyonlarca liralık tazminat ödüyoruz..

 

“Gelin şu işi çözelim” dediğimizde..

 

Çözüm için adım atmıyorlar.

 

Adeta, “Çözümsüz kalsın ki, biz tazminat almaya devam edelim. Size beş kuruş faydası olmasa bile, sizden Maraş için tazminat üstüne tazminat alalım” diyorlar..

 

Böyle bir hukuksuz dayatma karşısında, Türkiye adımını atınca..

 

İngiltere hemen kafayı çıkarıp, “BM Güvenlik Konseyi’ni karar almaya” davet ediyor..

 

İsrail’in, tüm dünyanın gözleri önünde Gazzelilere karşı yaptığı katliamda seyirci kalanlar..

 

Ortada bir katliam yok.. Bir cinayet yok..

 

Boş duran bir bölgenin, bir kısmının iskana açılması kararı var.

 

Şu an orada mülkiyet iddiasında olanlar..

 

Zaten 47 yıldır o alanı kullanamıyorlar.

 

Bugünden sonra, mülkiyetleri ispat edilecek olursa, kullanma imkanına kavuşacaklar..

 

Buna bile itiraz ediyorlar..

 

“Hayır, bu sorunu çözmeyin. Öylece kalsın” diyorlar..

 

Diyebilirsiniz ki, “BM Güvenlik Konseyi’ni yeni tanımıyoruz. Onlar puştluklarını yapacaklar..” İyi de..

 

Türkiye’deki Cumhuriyet’e ne oluyor?

 

Diğer, sözde “bağımsız Türkiye’den yana” olduğunu iddia eden solcu medya organlarına ne oluyor?

 

İnanmayacaksınız..

 

İnanamayacaksınız..

 

“Bu kadar mı hain oldular? Bu kadar mı gözleri körleşti” diyeceksiniz..

 

Maalesef öyle..

 

Dün öğleden sonra, özellikle Yunan medyasının köpürtmesi ile..

 

Fransız Haber ajansı AFP’nin “İddia ediliyor, öne sürülüyor” soyut cümleleri eşliğinde..

 

BM Güvenlik Konseyi’nin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı, Maraş açıklaması sebebi ile kınadığına ilişkin iddialar yayınlandı..

 

Belki akşam geç saatlerde, gerçekten bunun resmi duyurusu da yapılabilir.

 

Ama daha bu yönde bir karar resmi açıklama ile duyurulmadan..

 

Cumhuriyet gazetesinin internet sitesinde, bakın haber adı altında, tam da yabancı ülkelerden para alarak haber yapılmasının tartışıldığı bu günlerde, hangi başlık atıldı:

 

“Son dakika... BM Güvenlik Konseyi’nden Erdoğan’ın Kıbrıs tutumuna kınama”

 

Haberi okuyorsunuz..

 

Tam bir hokkabazlık..

 

“BM Güvenlik Konseyi, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs konusundaki tutumunu kınadı” diye bir giriş.

 

Sonrasında ise, “AFP servis ettiği habere göre; diplomatlar, kınama mesajında anlaşmaya vardı. Yapılan açıklamada, ‘Güvenlik Konseyi, Türk liderlerin Kıbrıs’taki açıklamalarını kınıyor. Konsey, önceki kararlarına ve açıklamalarına aykırı olan bu tek taraflı eylemlerden derin endişe duyuyor’ ifadelerine yer verildi.”

 

BM Güvenlik Konseyi’nin özel anlaşmalı ajansı olmasa gerek, AFP.. Konsey bir açıklama yapacak ise, kendisi yapar..

 

Amaç ne?

 

Önce embedded gazeteciler vasıtası ile dünya kamuoyunu bu açıklamaya hazırlamak.

 

Türkiye’deki bazı medya organlarının bile, Türk düşmanı bu açıklamayı eleştirmeksizin vermesini sağlayarak, tepkileri önceden bastırmak..

 

Nabız yoklandıktan sonra da..

 

Başarılı olunma ihtimali var ise, açıklamayı duyurmak..

 

Yunan medyası bu durumda.. 

 

AFP bu durumda.. 

 

Solcu geçinen cumhuriyet bu durumda..

 

Peki..

 

Bizden daha fazla Kıbrıs Türk halkının menfaatlerini gözettikleri iddiasındaki İyi Partililer, bu tartışmada nerede?

 

Cumhurbaşkanı’nın Kıbrıs çıkarmasını itibarsızlaştırmak için, tam da Yunanlıların yapmak isteyip de yapamadıkları, yapmaya cesaret bile edemedikleri türden bir provokasyona imza attılar..

 

“Oraya mı oturacağız, buraya mı oturacağız” kavgası çıkarttılar..

 

Tabuların 47 yılın sonra yıkıldığı bir günü, tüm Türkiye’ye zehir etmeye kalkıştılar..

 

Yetmedi..

 

Şimdi..

 

Sol medyanın, Yunan medyasının peşine takılarak yaptığı Türkiye aleyhtarı açıklamalara karşı.. 

 

Ne patates fiyatlarında uzmanlık peşinde koşan Genel Başkan’ları Meral Akşener’den.

 

Ne; “HDP’liler devlete düşmanlık yapıyorlarsa, suçu biraz da kendimizde arayalım” türünden hakkaniyetli(!) açıklamaları ile ünlenen Yavuz Ağıralioğlu’ndan..

 

Ne; ırkçılığa varan söylemleri ile tanıdığımız Müsavat Dervişoğlu’ndan..

 

Pazar pazar dolaşıp, “Bir ay önce kaça satın alıyorduk. Şimdi kaça satın alıyoruz” araştırmasını, fiyatlar istediği gibi artmıyor olmalı ki, iki aydır yapamayan Ümit Dikbayır’dan.

 

Genel başkanlık yarışı sırasında Meral Akşener’i FETÖ’cülükle suçlayıp, sonrasında kulağını kim çekti ise, “Genel Başkanım” deyip, başka bir şey demeyen Koray Aydın’dan..

 

Tek kelime açıklama duyamadık..

 

Heeeey!

 

Milliyetçi geçinen İP’liler..

 

Kıbrıs Türküne oyunlar oynanıyor..

 

Görmüyor musunuz?

 

Kıbrıs Türküne, kefenler hazırlanıyor..

 

Duymuyor musunuz?

 

Kıbrıs Türkü üzerinden, Türkiye boğulmak isteniyor.. Tatilde misiniz?

 

Edebiyat parçalamak kolay..

 

“Öğrenci Andı’nı okuyacağız. Biz iktidara gelirsek, yeniden okutmaya başlayacağız” demek kolay..

 

Haydi bakalım..

 

Öğrenci andı şöyle bir kenarda dursun..

 

Müslüman Türke kefen biçmeye kalkışanlara iki kelime edin de, dilinizi yutmadığınızdan emin olalım..

 

Yunan medyası gibi çalışanlara..

 

Onlara çanak tutan CHP’lilere..

 

Edeceğiniz bir kelime yok mu?

 

Bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na, Netanyahu benzetmesi yapmaya kalkıştınız..

 

O cumhurbaşkanı, Kıbrıs’ta tabuları yakıp, 47 yıldır yapılamayanı yapıp, adımını attı.

 

BM, o Cumhurbaşkanı’nı boğmaya çalışıyor..

 

Netanyahu’ya bir kelime etmeyen BMGK, Erdoğan’ı kınamaya kalkıyor..

 

Nerdesiniz?

 

Nerdesiniz, milliyetçi geçinen, sözde ülkücüler? 

 

Sessiz kalarak, Yunana çalıştığınızın farkında mısınız?

Google+ WhatsApp