TURİNG

TURİNG


Kahramanlığın zannedildiği gibi mutantan bir dünyâsı yoktur aslında. Kahramanlığı mutantan hâle getirenler, aslında hakikî kahramanlardan rol çalanlardır . İstiklâl Savaşı gâzisi, ömrü savaşlarda geçmiş dedem, babamlara, en çok hayret ettiği şeyin, sulh zamânında mangalda kül bırakmayanların harp zamânında ortalıktan çekilmeleri, meydanda akıl almaz kahramanlıklar sergileyenlerin ise sulh zamânlarının sessiz, kıyıda köşede kalmış bakkal, terzi, öğretmenler, ırgat vb arasından çıkması olduğunu söylermiş.

 

Kahramanlık sâdece savaş meydanlarında yaşanmaz elbette. Sessiz ve derin dünyâsı içinde barışın da kahramanları vardır. Kahraman görmek biraz da keşif yapmakla alâkalıdır. Bunun için yapılan işlere bakmak lâzım gelir. İşinin hakkını veren, bunun için de asla ödül beklemeyen insanlardır kahramanlar..İş ahlâkı işe tapmak manâsına gelmez. İş ahlâkı, işin gerektirdiği şeylerle adandığı şeyleri dengelemek; son tahlilde ise doğurduğu kamusal yararı öncelemektir aslında.

 

Kültür dünyâsının da kahramanları vardır. Şahsen, belli aralıklarla bu tarz insanlara, kurum ve kuruluşlara rast geliyorum. Hemen siyâsal çıkarlara tahvil edilen, mutantan söylemlerle ilân edilen işlerden bahsetmiyorum. Siyâsal yarar ile kamusal yarar arasında, çok defâ tanınmayan hassas bir sınır vardır. Kültür siyâsetin PİAR’ı değildir. Böyle olduğu müddetçe bir arpa boyu yol alamaz. Fikirleşir ve sönümlenir. Kültürel faaliyetler ne kadar özerk bırakılırsa o derecede zenginleşir.

 

Faaliyetlerini yakinen bildiğim memleketimizin güzide kültür kuruluşlarından birisi olan TURİNG tam da yukarıda işâret etmeye çalıştığım hususları bana yoğun bir şekilde düşündürüyor. TURİNG, Türkiye’nin en eski kuruluşlarından birisi. 1923’te, Türkiye Seyyahin Cemiyeti ismiyle kurulmuş. Kurucusu diplomat,siyâset adamı Reşid Saffet Atabinen’dir. TURİNG 1937’de beynelmilel bir hüviyet kazanmış, Türkiye Turing Kulübü (Touring Club Turc olarak) Federation Internationale de L’Automobile’e dâhil olmuştur. Seneler içinde, Dr. Ahmed Şükrü Emed, Nejad Eczacıbaşı, Nuri Pere, Prof. Dr. İlhan Akın, Feridun Dirimtekin, Prof. Dr. Mustafa Kemal Kutlu, Hâdi Sağnak, Nejad Olcay, Prof.Dr.Güler Temizkan, Çelik Gülersoy, Melih Ferid Epikmen, Prof.Dr. Mustafa İsen, Dr. Uğur İbrahimhakkıoğlu, Başaran Ulusoy kuruluşun başkanlıklarını yapmışlardır.

 

İlk faaliyetleri arasında, otomobillerin tanıtımı, otomobil yarışlarının düzenlenmesi ve ehliyetlendirilmesi, yol yardım servis ağları kurmak, otomobillerin gümrük işlemlerinde kullanılacak belgeleri üretmek yer almaktadır. Ama zamân içinde faaliyetlerini kültür ve turizm alanlarına da kaydırdığını görüyoruz. TURİNG’i kamuoyuna mâl eden çalışmalardır bunlar. Sayısız arkeolojik kazıyı ve restorasyon faaliyetlerini desteklemek TURİNG’in faaliyetlerinin ana gövdesini oluşturmaktadır. Safranbolu’nun UNESCO’nun kültürel miras listesine alınması, başta Havuzlu Asmazlar Konağı olmak üzere çok sayıda eski konağın, Yeşil Konak başta olmak üzere Sultanahmed semti, Yıldız, Emirgân, Fenerbahçe Parkları, Galata Mevlevîhânesi, Soğuk Çeşme Sokağı’nın ihyâsında TURİNG’in imzâsı vardır.

 

Elyevm TURİNG’in başkanı Dr. Bülent Katkak. Bülent Bey, hakikî bir kültür kahramanıdır. Kıymetli isimlerden oluşan arkadaşları ile berâber, kuruluşun birikimini yeni nesillerle yoğurma veyâ tersinden yeni nesilleri bu birikim ile yoğurmayı şiâr edinmiş, titizliği, ciddiyeti ve çalışkanlığını derin bir tevâzu ve nezâketi ile birleştiren bir şahsiyet. Kendisini vakfettiği ideal, kültürü çeşitli yapıların ihyâsı ile sınırlı görmemesi Dr. Katkak’ın TURİNG târihindeki istisnâi tarafını oluşturuyor. Yapılarda dile gelen incelikleri, zevkleri ve stoklanan bilgileri yeni nesillere aktarmak. Kültüre sâdece statik değil, dinamik açılardan bakmasını biliyor. TURİNG yüzlerce üniversite öğrencisine burs sağlıyor. Ama verdiği bursların karşılığında onları yükümlü kılıyor. Bu öğrenciler, her hafta düzenli olarak verilen, târih, sosyoloji, psikoloji, edebiyat, tıp, mimâri alanlarında isim yapmış kültür adamlarının verdiği konferansları tâkip etmek, sırası geldiğinde bu konularda sunum yapmakla mükellef tutuluyor. Bülent Bey bir musıkî âşığı. Yine belli aralıklarla kuruluş bünyesinde üsluplu ve zevkli seviyesini muhafaza eden Klâsik Türk Mûsıkisi fasılları tertip ediliyor. Bu zeminlerde bilgi ve zevk kaynaşıyor. Bülent Bey, zevksiz bir bilgilenme ile, bilgisiz bir zevke edinmenin kısırlıklarını çok iyi biliyor. Gruplar hâlinde kültür gezileri tertip ediliyor. Öğrenciler, donanımlı rehberlerin eşliğinde tarihsel ve kültürel çevrelerine ısındırılıyor.

 

Hayli zamandır TURİNG hakkında bir yazı kaleme almak istemiştim. Nasip bugüne imiş.. Siyâsal kavgaların , itiş kakışlı magazinlerin parçası olmayan, kendi bildiği mecrâsında usul usul akan, bunları alkış almak için değil, bizzât insan olmanın ve vatanperverliğin gereği olarak yapan, bizzat şâhidi olduğum bir kültür kahramanlığını okurlarla paylaşmayı bir borç saydığım için…

Google+ WhatsApp