Toplumsal değişimin hızı-V

Toplumsal değişimin hızı-V


Değişimlerin etkisi sadece bazı unsurlar üzerine olmuyor. Hayatın bütün alanlarını, insanlığın bütün kesimlerini, nesneleri bile etkiliyor. Erkekler hayatın soğuk ve katı yüzünün göstergesi. Kendilerini çok da çabuk ele vermeyen özelliğe sahipler. Değişimin hızı onlarda sinsidir. Ya da dışa vurumu belirgin değildir. İnsanın edilginleşmesi, etki altında kalması ve değişimlerin yansıması bağlamında bakıldığında kendilerini kolay ele vermezler. Tartışmalar genelde kadınlar üzerinden yürüyor. Dışa yansıma onlarda daha çabuk oluyor. Bunun etkisi duygu yoğunluğu mudur, yaşanan hayat koşulları mıdır? Hemen hepsi geçerli. Kadınlar daha çok hedef oluyorlar. Bu da çatışmaların ana eksenini oluşturuyor.

 

İnsan bir değerdir. Değer erkek dişi diye tanımlanamaz. İnsanın yaşantıları, değerleri ve birliktelikleri birbirini tanımlar ve tamamlar. Düzenli, manevî değerleri olan toplumlarda daha düzenli ve sakin yaşama söz konusu. Çünkü Müslüman toplumlarda kuralları belirleyen dindir. İnsanların tamahlarını, yanlışlarını, hırslarını ancak dinî duygular sınırlar ve frenler. Aşırı tüketim bir Müslümanın hayatında israftır ve bir başkasının hakkını gasptır. Başkasının emeklerine ve haklarına müdahaledir. Müslüman bir toplumda aşırılıkları sınırlanır.

 

Tüketim toplumlarının hızlı yaşamaları, yaşadıklarını çöpe atmaları da insanlığın haklarının işgalidir. Zekât kurumu bu anlamda sınırlayıcı ve dengeleyici özelliğe sahip. Modern bir evde eşyanın en lüksü olur. Bunların ömrü de moda gereği sınırlı bir ömre sahiptir. Bir süre sonra elden çıkarılır, onlardan daha gösterişli, göz alıcı nesneler yer alır. Modernler kendilerinden olmayanlara küçümseyici bir gözle bakarlar, aşağılarlar, hakir görürler. Muhatabının bir insan bile olmadığı duygusunu uyandırırlar.

 

Toplumlarda, insanlarda derin uçurumlar oluşur. Geri kalmış toplumlara bu gözle baktıklarından onlardan iğrenirler. Bunu bulunduğumuz coğrafyada bile görmekteyiz. Kimi durumlar bunu açık olarak ortaya koyar. Modernlerin bahaneleri de hazırdır. Irkçılık yaparak onları dışlarlar. Onların da kendilerinin düzeyine ermelerine tahammülleri olmaz. İçinde bulunduğumuz şu günlerde, bir siyasînin girdiği bir kuyumcu dükkânının sahibinin hüviyetini görmek istemesi, aşağılaması ve nefretle bakması bunun bir sonucu. Kendilerinden olmayana hayat hakkı tanımama.

 

Nesnelerin veya paranın şımarttığı insanlardır bunlar. Kadınlar üzerinden de bunu sıkça yapıyorlar. En somut örneği Afganistan üzerinden yapılan saldırılardır.

 

Kadınların değişimi onlar için bir sığınma alanı. Erkekler de böylesi bir toplumda özgürlük sınırlarını kendilerine göre tanımlarlar ve daha rahat hareket ederler.

 

Ailelerin dağılması, aile kültürünün giderek zayıflaması, özgür yaşama tutkusu ağır basıyor. Bu durumda da herkes kendi hayatını yaşamakta. Hiçbir sınır onlar için engel değildir. Bu hem erkek hem de kadın için geçerli.

 

Bireysel yaşama, evlenmeden serbest bir hayat tarzını seçme. Bu düzlemde bakıldığında önlerinde bulunan sosyete bir göstergedir. Artık onlar evlenmeden çoklu bir hayat yaşamaktadırlar. Çoklu hayat için onları engelleyecek ne bir ahlâkî durum ne bir yasak söz konusu. Bu gibi toplumlara sivrilenler dokunulmazdırlar. Hoş görülmeyen, kınanan ya da haram sınırlarında gezinenlerin korunmaları bir tabuya dönüşür. Onlar üzerinden herhangi bir tartışma bile yapılamaz. Psikolojik baskıyla modernlik adına bir toplum baskı altına alınmaktadır. Bu da ciddi bir gerilim oluşturmakta. Değişim hayatın bütün alanlarına yayılınca önü alınamaz bir dalgaya ve kuşatmaya dönüşüyor. İster istemez kitleler sürükleniyorlar.

Google+ WhatsApp