Toplumsal Değişimin Hızı-IV

Toplumsal Değişimin Hızı-IV


Yazının başlığını bu kez “Değişen Hayatlar” diye koyacaktım. Hayatın değişimini hızlandıran nedenler üzerinde dururken, daha çok neden oluşlar üzerinde duruyoruz. Fakat buna neden olan düşünsel oluşumun etkilerini görmezden gelemeyiz. Bir toplumun milletin, ailelerin ve dahası bireylerin değişiminin sosyolojik nedenleri bulunuyor. Bunlar bilinmeden, irdelenmeden çıkış yolu bulunamaz. Sosyolojik nedenlerin yananında, ekonomik, psikolojik nedenler de bulunuyor. Bunlar birbirini destekleyen veya yönlendiren unsurlar.

 

Önceki yazılarımızda kıyafet ve kadın üzerinde durduk. Bunlar bir toplumun belirgin yüzünü göstermesi bakımından bir önceliğe sahip. Çünkü kadınlarda daha çok belli olur. Moda tutkusu, giysi, görünüm ve buna bağlı olarak ekonomik destek, lüks yaşama… Yakın zamanda boşanmaların artmasının temel nedenlerinden biri budur. Daha lüks yaşama, ekonomik bağımsızlık, buna bağlı “özgürlük”, kendi başına yaşama.

 

İnsan doğası gereği gereksinimleri bulunuyor. Bunlar bir anlamda ekonomik durumlarla da bağlantılı. Arz ve talebin birbirini karşılaması durumu söz konusu. Kadın, yaşadığı ortamın psikolojisine göre edinimler ve kazanımlar arzular. Gördüklerini edinmek ve yaşamak ister. Evin bütçesi bunları karşılamaya yetmeyince, çatışmalar ve bunalımlar başlar. Bunlar da ailelerin yıkımına kadar varmakta.

 

Toplumda aşırı tüketim hırsı, edinme arzusu sınırları ortadan kaldırmakta. Artık burada helâl ile haram kavramları devreden çıkar. Bu hem erkek hem de kadın için geçerli. Çünkü gözlerinin önünde bir kesim alabildiğine lüks içinde yaşarken diğerinin bütçesi el vermediğinden ya da hiç olmadığından bir gerilim ister istemez yaşanmakta. Çünkü ekonomik yapı veya hayat bunun üzerine kurulu. Kapitalist sistem insanları bir değer olarak görmüyor. Birbiriyle tüketimde yarışanlar olarak kabul ediyor. O gözle baktığından onların her birinden ne kadarını devşirebilir ona bakar.

 

Meşruiyetin sınırları kalmadığından kapkaç, hırsızlık, büyük soygunlar buna bağlı olarak hız kazanır. Büyükler ve güçlüler daha çok soyuyor. Teknik olarak bunlara hazırlanmış yasalar var. Örneğin faiz ile haksız kazanç, ya da son zamanlarda kur artışları gibi bahaneler. Bir gecede birileri kazancının üzerine fazlasıyla katlıyor ve ekliyor. Güçsüz olanların gücü ancak kapkaç ve hırsızlıklardır. Soygunlardır.

 

Bir zamanlar bankerler vardı. Onlar büyük vurgunlar yaptılar. Bir dönemin sembol ismi “Banker Kastelli” idi. Onun gibi onlarca büyük soyguncular vardı. Son dönemlerde ise kurumların ve oluşların isimleri değişti, “Tosuncuk” gibi. Sosyal medya üzerinden kurgulanan tezgâhlar ile yapılan soygunlar da azımsanmayacak kadar büyük.

 

Küçük tasarruflarla gelecekleri için birikenlerini bir anda kaybediyorlar. Göz göre göre yapılıyor. Çünkü toplumun artık dinî manevî duyguları zayıflamış bulunuyor. Ellerindekini kaptıranlar kısa yoldan mevcut durumunu nasıl daha iyileştirebilir, kazancını arttırabilir onun hırsına kapılıyor. Gelecek olanın haram ya da helâl olması söz konusu bile değildir. Dolandırıcılık tezgâhı kuranların zaten böyle bir duyguları yoktur.

 

Sistem öyle kurgulu ki, düzenlerini oluşturanlar, ya da güç ve destek alanlar bir anda sınırlarını aşıyorlar. Bu da artık sınır tanımamaya kadar götürüyor. Topluma egemen olan yapı bunun üzerine kurgulu. Devletin simgeleri olan kimi kurumlar da açıkça bunu teşvik ediyor. Millî Piyango gibi bir kurum insanların bütün katmanlarını etkisi altına alıyor. Bir biletle zengin olma duygusu artık kabul görmüş gibi. Bu, sadece bir örnek. Kumar ve benzeri oyunlar öteden beri var. İslâm milletinde kumar yasaklar arasında. Ancak devletin resmi kurumları kumarı meşru kılınca bir ilke hâline dönüşüyor. Haramların meşruiyetidir bu.

 

Toplumun değişenleri, bu oluşlar birbirini destekliyor ve bir hayata dönüşüyor. Bu yeni ve modern dolandırıcı ve soyguncu hayat da ne yazık ki bir gerçek.

Google+ WhatsApp