Toplumsal Değişimin Hızı-III

Toplumsal Değişimin Hızı-III


Değişim hemen hemen bütün kesimleri etkiliyor. Bunun kadınlarda daha çok belirgin olduğunu belirtmiştik. “Tesettür” geçmiş yıllarda ideal hayatın bir göstergesi idi. Bu aynı zamanda bir kimlik belirtisiydi. İdeolojik ayrışmalar da bunun üzerinde kendini belli ediyordu ister istemez. Bu ifadelerimizi geçmişe dönük olarak belirtiyoruz. Bunun büyük ölçüde mücadelesi verilmiş oldu.

 

Cumhuriyet ideolojisi bunu kendi ilkelerine, kurallarına, akidelerine aykırı bulduğundan büyük bir mücadelede bulunuldu. Bu keskin mücadele ciddî travmalara neden oldu. İslâm inancına uygun giyinme ile modern cumhuriyet ideolojisi çatışılan bir duruma aldı. Militan Cumhuriyet ideolojisinin mensuplarının buna asla tahammülü olmadı. Belli kesimlerin, yani İslâmî bir yaşama tarzı içinde olanların dışlanmasıydı bu durum ve yaşananlar.

 

Bu mücadelede dışlanan kadınlar, kendilerini var kılma adına hayata direnmek için daha çok okumaya, bilgilenmeye ve tutunmaya çalıştılar. Ezilen ama saygınlığı olan bir direnişti bu. Bu mücadelede haklarını elde etme adına büyük çaba gösterildi. Tesettürleriyle ve giyimleriyle olan varlıkları bile bir direnişti.

 

İlerleyen zaman içinde, iktidar oluş, yer değiştirme, burjuva özentisi veya varlıklı olma, imkânların genişlemesi duyguları ve duruşları etkiledi. Tesettür mağazalarının artışı, moda gösterimleri, vitrinler ve büyüleyici bir hayat tarzı arz ve talebi değiştirdi. Burjuvayı temsil eden semtler yer değiştirdi. Bu, artık ilgi ve dikkatle farklı alanlara çevirdi.

 

Rekabet duygusu ve üstünlüğü giderek daha etkili oldu. Karşıt kesimler daha uçlara doğru evrilmeyi beklerken “muhafazakâr” -bu kavramı İslâmî öz ve duygusu ve ideal sahibi olanlar için kullanmıyorum- kesimler modernizme ayak uydurma ve daha öne geçme rekabetine tutulmuş oldular. Giderek adım adım öteye geçtiler. Belki de uzun sürede görünümleriyle direndiyseler de ruhta bir çözülme başlamış oldu. Daha modern giyinişler, daha serbestleşmeler ve daha çözülmeler gibi.

 

Toplumun önünde yer alan muhafazakâr kadın yazarlar örtülerini attılar. Onları takip eden belki daha sıkı örtünme yerine daha da esneyen giysilere doğru bir akış oldu.

 

Önceki yıllarda örtünme için insanlar birbirlerini teşvik ederken bu da tersine döndü. Başlangıçta yadırganan, hatta tepki gösterilen bu durum kanıksandı. Uzaklaşmalar daha arttı.

 

Gardıroplar değişti. İsraf denilecek kadar aşırılıklar olmaya başladı. Tüketimin hızına iyice uyuldu. Belli konumda bulunanlar ve temsil noktasında olanların israfı da aşan pahalı nesneler edinmeleri sıradan bir durum aldı.

 

Gidilen mekânlar, eğlence ortamları, geceler de belli bir durum aldı.

 

Televizyon programlarında dikkat çeken yaşama biçimleri İslâmî gibi görünenlerin diğerlerinden hiçbir farklarının olmadığı da ortada.

 

Toplumu saran sapkınlıkların, yaşama biçimlerinin kanıksanmasının yanında bunlara hoşgörüyle bakanlar artık yadırganmıyor.

 

Tüketim ideolojisinin birer aracı ve nesnesi olmak durumudur bu.

 

Bir de toplumun düşünce yapısında ciddî değişimler söz konusu.

 

Yapılan kamuoyu yoklamaları bu durumları belirginleştirirken modern Cumhuriyet ideolojisi mensupları bunu da bir baskı aracı olarak kullanıyorlar. Bu mücadeleyi büyük bir oranda kazanmış görünüyorlar.

 

Asıl sorun bilinç duygusunun zayıflaması. Geçmişte direnenlerin direniş alanlarını terk ediştir. Milli Gazete’de geçen günkü bir yazısında Mine Alpay Gün Hanım, konuşmacı olarak davet edildiği yere toplu ulaşım araçlarıyla gidişi, gittiği mekândaki kadınların kendisinden çok gösterişli arabasıyla gelen bir kadının etrafında nasıl kümelendiklerini anlatmıştı. Asıl sorun burada. Düşünce insanı orada ilgi görmüyor, modern ve lüksü olan öne çıkıyor, daha çok ilgi görüyor. Mine Hanım da sanki iş olsun diye daveti edilmiş oluyor.

Google+ WhatsApp