Topluma nazar (mı) değdi!

Topluma nazar (mı) değdi!


Topluma “nazar” mı değdi, yoksa, biz “Allah’ın ipi”ni bıraktık da, O da bizim ipimizi mi bıraktı!?

 

Miladi “Yılbaşı” yaklaşıyor ya, alın size, Arif Nihat Asya’dan bir “erken yılbaşı şiiri”. “Poetika ile Politika” arasında ince bir bağ kuralım bu şiir üzerinden:

 

“Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu.

 

Ne olduysa hep bize azar, azar oldu.

 

Ne şöhretten hastayız, ne de candan hastayız.

 

Ne ruhça ne vücutça ne de kandan hastayız.

 

Avrupa’ya bir değil iki pencere açtık,

 

Uzun yıllardan beri cereyandan hastayız.

 

Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz.

 

Yaklaştıkça her sene öz yurdumda yılbaşı,

 

Yapılır milletime Frenkçe sahte aşı,

 

Buna ağlar ağacı hem toprağı, taşı,

 

Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz,

 

Sen Hıristiyan mısın? Diye sorsan darılır,

 

Yılbaşında hindi kaz yemesine bayılır,

 

Çam deviren hindi ki nasıl mümin sayılır,

 

Bilmiyoruz çoğumuz ne edip yapıyoruz,

 

Batı, batı diyerek eyvah hep batıyoruz.”

 

Övünmeyi-dövünmeyi bir kenara bırakalım. Elbette iyi şeyler de, kötü şeylerde oluyor. Önemli olan iyilikleri artırmak, kötülükleri engellemek. Hepsinden önemlisi, alınıp satılan meta cinsinden şeyler değil, manevi değerler. Akıl ve kalp erozyona uğruyorsa, onun yerini satın alınan hiçbir şeyle dolduramazsınız.

 

MEB’de şunu yaptık, gençlikte şunu yaptık, ailede bunu yaptık, sanayi, karayolları, sağlık her alanda çağ atladık filan, övünüp duruyorduk ya, geldiğimiz nokta artısı ile eksisi ile ortada. Dini hayat, ahlak, adalet, kayıt dışı ekonomi, gıda fiyatları, işsizlik filan o konuda durum ne?

 

Bir de; her yere cami yaptık, ama içini doldurmayı unuttuk. Oysa cami bizim için taş, tuğla, çimento, minare, kubbeden ibaret değildi. “Allah’ın evi” idi orası.

 

Evet, şairin dediği gibi, ne olduysa azar azar oldu. Ve toplum artık “azar” oldu ve “azarlamak” da işe yaramaz oldu. Onlar artık toplumu azarlar oldu!

 

Topluma nazar mı değdi. Artık Allah (cc) yüzümüze bakmıyor. Yüzümüze bakan Şeytan. 

 

LGBT artık “E”yi de ekledi harf dizisine. “Ensest” ilişkiler haber olmaya başladı. Baba bir kızı taciz ederken, oğlu kayda alıyor! “Pedofilik Satanistler” yönetiyor dünyayı sanki. İnsan dediğiniz mahlûk, “Din, ahlak, gelenekten, biyolojik cinsten, kimliğinden bağımsız” bir BİREY olarak artık GENDER şeklinde tanımlanıyor nüfus kaydımızda. Çünkü artık biz bir GENOM’uz. 14 yaşındaki kız çocukları bile artık, anne-babasından bağımsız olarak, CİNSEL YÖNELİM’i için CİNSEL TERCİH’te bulunmadan önce CİNSEL DENEYİM yaşayabilir ve siz ona engel olamazsınız. Çünkü uluslararası sistem LANZAROTE’de onlara bu anlamda özgürlük vadediyor. Size ne oluyor. Hem siz Lanzarote’yi imzalamadınız mı?

 

Ciner Grubuna ait, Show TV’de yayınlanan “Çukur” dizisinin Ayşe’si İrem Altuğ “İki kocamla birlikte yaşıyorum” diye mesaj vermedi mi?

 

Evet, “Her gün yeni bir ahlaksızlıkla gündeme gelen magazin dünyasında, kadim Anadolu kültürü ile örf ve adetleri ayaklar altına alınıyor. Söz konusu çevrelerdeki gayr-i meşru ilişkiler zinciri, akıl almaz boyutlara ulaştı. Prime time kuşağında televizyon dizileri aracılığı ile evlere girip, masum ve örnek insanlar gibi sunulan kişilerin hayatlarının perde arkasında mide bulandıran rezillikler barınıyor. Vatandaşlardan elde ettikleri reytinglerle ceplerini dolduran bu kişiler, ahlak dışı yaşam tarzları ile toplum için büyük tehlike arz ediyor.”  (Yeni Akit 20.9.2021)

 

Yakında bir de MetaVerse devreye girince halimiz nice olacak bilmiyorum. Sıcak savaş, soğuk savaş, biyolojik savaş, kimyasal savaş, nükleer savaş, iktisadi savaş, uzay savaşı görmediğimiz ne kaldı, siber savaş, o da kapıda.

 

Bunları geçtik, dini, mezhebi, etnik, ideolojik, politik, felsefi, vicdani kanaat farklılıklarına dayalı olarak ülkeler, halklar kendi içinde bir iç savaş yaşıyor adeta. Aynı ülkenin çocukları birbirini öldürüyor. 

 

Onu da geçtik, aile içinde, anne-baba, veli ve çocuklar, gelin-kaynana, daman-kayınpeder, enişte, bacanak, amca-dayı, hala-teyze herkes biri ile uğraşıyor.

 

Onu da geçtik, aklımız ve vicdanımız, imanımız ve ideolojimiz, çıkarlarımız çelişiyor, çatışıyor.

 

Allah’ın yardımı olmadan bu gayya çukurundan kurtulmamız zor. Allah’ın yardımına ulaşmak için de O’nun rızasına yönelmemiz, O’nun rızasını engelleyen, iş, söz ve kişilerden uzaklaşmamız ve onları kendimizden uzaklaştırmamız gerekiyor.

 

Biz, âlemlere rahmet olarak gönderilen ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Bunun bize yüklediği sorumluluklar var. Bu sorumluluklarımızı kuşanmak için yeniden iman etmemiz gerekiyor. Bugünkü halimizle bu işin üstesinden gelmemiz mümkün değil. Allah’ın dini yeri-göğü, ölümü ve hayatı açıklar, bizim yaşadığımız din, karı-koca, komşu, akraba, gelin-kaynana kavgasını bile çözmüyor. 

 

Halimizi Allah, Resul ve Kitap bağlamında yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor.

 

Zor bir döneme giriyoruz. 

 

Önümüzde muhtemelen çok zor bir 3 ay var. Tevbe edenlerden, sabreden, şükredenlerden olalım, O’nun rızasının tecellisinin vesilesi olalım da, Allah ipine sarılanlara sabır versin, gönlümüzü genişletsin. İşlerimizi kolaylaştırsın.

 

Selam ve dua ile.

Google+ WhatsApp