Tolga Şirin, nedendir bu akıttığın irin?

Tolga Şirin, nedendir bu akıttığın irin?


Bir devlet üniversitesinde anayasa hukuku öğretim üyesi imiş, kendileri..

 

Kendisi utanmıyor ama..

 

Belki aynı üniversitedeki öğretim üyeleri utanırlar diye, ismini de verelim: Marmara Üniversitesi, Hukuk Fakültesi.

 

Soldan çarklı T24’te de, yazıları yayınlanıyormuş..

 

Ümitsiz vaka derecesinde başörtü yasakçısı Ruhat Mengi’ye, Sözcü gazetesinde yayınlanmak üzere röportaj vermiş.

 

Temel Karamollaoğlu ile 2 ayda 2 ayrı röportaj yapan Ruhat Mengi’ye bakıp, “Hidayete ermiş.. Artık başörtü yasağından bahsetmiyor” diye sevinenler, nasıl bir zalim kafa ile karşı karşıya olduklarını bir defa daha, bu röportaj ile görmüş oldular..

 

 

Devletin üniversitesinde, anayasa hukuku dersi veren Tolga Şirin, İBB’deki terörle bağlantılı isimlerin işe alınması konusunda demiş ki:

 

“Sicili temiz kişiyi göreve alan başkan suç işlemiş sayılmaz.”

 

Aferin sana, Tolga..

 

Biz bilmiyorduk bunu..

 

 

Sicili temiz kişiyi işe alanları, suçlu sanıyorduk..

 

Ama anayasa hukuku doçenti olarak, sen “Sicil temiz kişiyi işe alan suçlu olmaz” deyince..

 

Anlamış olduk, meseleyi..

 

“Anlamış olduk” diyorum ama, çaktınız siz konuyu..

 

İroni yapıyorum..

 

“Sicili temiz kişi”den bahsetmiyoruz ki..

 

“Sicili temiz gibi görünen, ama yargılaması süren kişiler”den bahsediyoruz..

 

100 kişi işe alınır..

 

Bunlardan bir tanesi problemlidir..

 

Sicili temizdir.. Soruşturması sürüyordur..

 

“100 kişiden birisinin de davası olsun. Ne olur ki? Türkiye’de insanların nerede ise dörtte biri zaten mahkemelik. Nereden bulacağız, davası hiç olmayan insanları” dersiniz..

 

“El hak, doğru” derim..

 

Ama..

 

“Kimsenin ekmeği ile oynamayacağız, bir kişiyi bile işten çıkartmayacağız” diye oturduğunuz koltukta, 2.5 yılda 14 bin kişinin kapının önüne konulduğu gerçeği bir yana..

 

Bir de, o 14 bin kişi yerine üç misli işçi aldı iseniz..

 

Onların da bir tanesi, üç tanesi, 10 tanesi değil.. 

 

557 tanesi terörle iltisaklı ise..

 

Soyadından yola çıkarak, Ekrem Bey’e şirinlik gösterisine soyunan Tolga Bey, “Sicili temiz kişiyi” derken..

 

İşi bir kişiye indiriveriyor..

 

Böylece olayı masumlaştırdığını sanıyor..

 

Ama yanılıyor..

 

Ekrem Bey’i kurtarmaya çalışır iken..

 

Kendisinin de nasıl bir despot kafaya sahip olduğunu ele veriyor.

 

Nasıl mı?

 

Aktarayım..

 

Saadet Partili kardeşlerimizin, Temel Karamollaoğlu ile iki ayda iki röportaj yapıp, Erdoğan’ı devirmek amacı ile CHP’yle ittifak yapması için kendisine övgüler düzmesinden yola çıkarak, “İşte Milli Görüş’ün yeni neferi” gözü ile baktıkları Ruhat Mengi.

 

Tüm şirretliğini ortaya koyarak, soruyor:

 

“Televizyonlarda ‘6-7 yaşındaki çocuklar evlendirilebilir, 3-4 yaşındaki çocuklar okul öncesi Kur’an kursuna gönderilebilir’ diyenlere sık sık rastlamak mümkün. Bunlara yeterli tepki yok. Yargı müdahale etmeli midir?”

 

Döndük mü başa?

 

Döndük mü 28 Şubat günlerine?

 

Döndük mü, kendi çocuklarımıza neyi öğreteceğimize, neyi öğretmeyeceğimize laikçi despotların karışmak istediği düzleme?

 

Kafaya bakın..

 

Kendi uyduruyor, kendi inanıyor..

 

“6-7 yaşındaki çocuklar evlendirilebilir” diyenler varmış.

 

“Haydi Ruhat Hanım.. Bir tanesini göster, birlikte ziyaret edelim, soralım kendisine: 6-7 yaşında kızın veya torunun veya sözün geçen bir yeğenin var ise, evlendirdin mi?”

 

Üç tane, beş tane değil.

 

Bir tane örnek göstersin..

 

Hatta 6-7 yaşından da değil..

 

10 yaşından, 11 yaşından, 12 yaşından bir tane örnek göstersin

 

“Bu yaşlarda olabilir” anlamında söylemiyorum..

 

Karşımızdaki ahlaksız söylemin ne kadar rezilleştiğini ispat için, kademe kademe söylüyorum..

 

14 yaşından bir tane örnek göstersin..

 

15 yaşından bir tane örnek göstersin..

 

Türkiye’de, 15 yaşındaki çocukların evlenmesi yasak..

 

Yasak olan bir evliliğin olabileceğini kim söyleyebilir ki?

 

Evliliği geçelim..

 

3-4 yaşındaki çocukların okul öncesi Kur’an kursuna gönderilmesi üzerinden de kafasındaki despotluğu, iğrenç bir şekilde kusuyor Ruhat Hanım.

 

“Bunlara tepki yok. Yargı müdahale etmeli midir” diye de, sözde anayasa hukuku doçenti olmuş muhteremi kızıştırıyor..

 

O da sazı alıyor eline, anayasanın da içine ediyor..

 

Hukukun da içine ediyor..

 

Diyor ki:

 

“2008’de AKP hakkında kapatma davası açıldı. Anayasa Mahkemesi (AYM) bu partinin ‘laiklik ilkesine düşman olduğunu’ tespit etti. AYM üyelerinin yarısından fazlası, ‘Bu parti laiklik karşıtı eylemlerin odağıdır fakat kapatacak kadar nisap olmadığı için’ Hazine yardımından yoksun bırakma kararı verdi.”

 

Rezilliği görüyor musunuz?

 

Helalleşme isteyen Kemal Kılıçdaroğlu kafasındaki despotların, ellerine bir fırsat geçerse, neler yapabileceklerini görüyor musunuz?

 

AK Parti’nin, “laiklik ilkesine düşman olduğu” Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edilmiş..

 

Bre hukuk hokkabazı..

 

Anayasa Mahkemesi’nin o kararı, ne için verilmişti?

 

AK Parti’nin, üniversitelerde başörtü yasağını kaldırma amaçlı, MHP’nin de destek verdiği Anayasa değişikliği için..

 

O tarihte, başörtü yasağı, Anayasa Mahkemesi’nin bu skandal kararı sebebi ile kaldırılamamıştı..

 

Çünkü, helalleşme isteyen Kemal Kılıçdaroğlu da dahil, CHP’liler ter ter tepinmişti.

 

Hürriyet’in manşetinden “411 el kaosa kalktı” başlıkları atılmış, ahlaksızca yasakların savunuculuğu yapılmıştı..

 

Bugün itibari ile..

 

“Başörtü yasağında yanlış yaptık” diyen CHP’liler..

 

Helalleşme isteyen Kemalistler..

 

Başörtü yasağı sebebi ile AK Parti’ye verilen o Hazine yardımının kesilmesi cezası için de, aslında özür dilemiş olmuyorlar mı?

 

CHP bile özür diliyor..

 

Ama bir devlet üniversitesinde, hem de anayasa hukuku doçenti olarak görev yaptırılan bir adam, hâlâ eski kafa ile, “AK Parti’nin laiklik ilkesine düşman olduğu tespit edildi” diyor..

 

Görev, Kemal Kılıçdaroğlu’na düşüyor..

 

“Ben bu hokkabazlardan uzağım” desin..

 

“Benim, yasakta ısrar eden bu zorba kafalarla ilişkim yok” desin..

 

“Biz ne diyoruz, bu mankafalar ne diyor? Bunların CHP söylemi ile ilgisi yok” desin..

 

“Sözcü bu kadını çalıştırmaya devam edecekse, bizim Sözcü gazetesi ile de ilişkimiz olmaz” desin..

 

“Tolga Şirin soytarılık yapmış. Bir partinin kapatılması davasına destek verecek olsak. Terör örgütü PKK’nın yandaşı HDP’nin kapatılmasına destek veririz.. AK Parti’nin başörtü yasağını kaldırmak için attığı adamdan dolayı suçlanması yanlıştır” desin..

 

Diyemiyorsa.. Kusura bakmasınlar..

 

Dindar seçmen, bu tiyatroyu yemez..

 

Benden söylemesi..

Google+ WhatsApp