Tırlatmaya az kaldı, doktorum nerde?

Tırlatmaya az kaldı, doktorum nerde?


CHP’sinden İP’ine, SP’sine, HDP’sine..

 

Hatta sandıktan % 1 bile oy çıkartamayan DP’si bile..

 

“Battık, bittik, mahvolduk” diyorlar..

 

Türkiye’nin iflas noktasında olduğunu ileri sürüyorlar..

 

Aynı ekibin ekonomistleri, “Geri dönülmez bitişin eşiğindeyiz” diyorlar..

 

“İktidar yandaşı” diye iddia edilen televizyon kanallarında bile, kafayı çıkartan bazı programcılar, çaktırmadan aynı edebiyatı körüklüyorlar: “Bittik, mahvolduk.”

 

Gazetelere bakıyorum: “Garantili geçişlerden şu kadar milyar dolar içeri girdik. Garantili hastalardan, şu kadar milyar dolar zarardayız!”

 

İnternet sitelerine bakıyorum: “Otomobil fiyatları hiç olmadığı şekilde zirve yaptı. Artık araba almak hayal!”

 

Devam ediyorum: “Market fiyatları uçtu, gidiyor. Vatandaş evine ekmek götüremez duruma geldi. Talep daralacağı için, artık toplu iflaslarla karşı karşıya kalacağız.”

 

Tüm bu olumsuz algı operasyonlarını okuduktan, dinledikten, izledikten sonra..

 

Sokağa çıkıyorum..

 

Trafikteki arabadan adım atamıyorsunuz..

 

Şaşırıyorum..

 

Çöp konteynerlerine bakıyorum..

 

Yiyecek dolu poşetleri görüp, fıttırıyorum..

 

Konutlardaki lüks donanıma bakıyorum, deliriyorum..

 

Hangisi doğru?

 

Okuduklarımız, ekranda izlediklerimiz, radyoda dinlediklerimiz mi?

 

Yoksa, bizzat canlı olarak gördüklerimiz mi?

 

Donup kalıyorum..

 

“Tırlatmaya az kaldı, doktorum nerde.” diyorum.

 

Ve dün açıklanan rakamlara bakıyorum..

 

İhracatta bir rekor daha kırılmış.

 

Cumhuriyet tarihinde ilk defa bir ayda 20,8 milyar dolarlık ihracat yapılmış!

 

Sadece aylık bazda olsa..

 

“Bir çiçekle bahar gelmez” der, geçeriz.

 

“Bir önceki aya bak sen” der, kendimizi sıgaya çekeriz.

 

Ama bir önceki ay da rekor kırılmış..

 

Ondan önceki ay da rekor kırılmış..

 

Rekorlar tekrar tekrar, üst üste, üst üste, kırıla kırıla geliyor..

 

Yazın sıcağında da kırılıyor, sonbaharın ortasında da kırılıyor..

 

Kırılıyor ki..

 

Son 12 aylık ihracat rekoru da, cumhuriyet tarihinin en üst rakamına ulaşmış..

 

Son 12 aylık ihracat, 215,6 milyar dolar olmuş..

 

Önceki aylarda, şeytanın avukatlığını yapıp, “İyi de, ihracatta artış, tek başına bir şey ifade etmez.. Onun bir de ikiz kardeşi var.. İthalat ne durumda, ona bakmazsan, tek başına ihracatta rekor üstüne rekor kırman, bazen daha geriye gittiğini bile gizler..” diye düşünüp, hemen ithalat rakamlarına bakardım..

 

Yine öyle yaptım..

 

Artmış, ithalat da artmış..

 

Ama oranlara baktığınızda..

 

İhracatın artma oranı yüzde 20,2..

 

İthalatın geçtiğimiz ekim ayına göre artma oranı yüzde 13..

 

Hani hep diyorlardı ya..

 

“İthal edip, küçük bir ekleme ile, ihraç ediyoruz. Bakmayın siz ihracat rakamlarına, aslında onların büyük miktarı, zaten ithal edilenler.”

 

Diyorlardı ya..

 

“Bakın ithalattaki artışa.. Oransal olarak ihracattaki artıştan fazla. E daha, işlerin iyiye gittiğini nasıl söylersiniz?” 

 

Ama şimdi rakamlar çok net!

 

İthalatımız % 13 artarken, ihracatımız % 20,2 arttığına göre..

 

Hiç de öyle, “Batmış, bitmiş, iflas etmiş bir ülke” görünümünde değiliz..

 

Rakamların daha başka yönleri de var..

 

Ekim ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı: % 93,4 oldu.

 

Hani “Halamın bıyığı olsaydı” türünden sözlerle, tezler geliştirmeyi pek tercih etmem ama..

 

Enerji imkanlarımızın yeterince olmaması, son yılların sorunu değil.

 

Üzerine beton dökülen petrol kuyuları, daha yeni yeni açılıyor..

 

Doğalgaz rezervlerinin tespitleri, kendi sondaj gemilerimiz ile yeni yeni yapılıyor..

 

Bu hatırlatmalar eşliğinde söyleyelim, “Enerji hariç tutarsak. Ekim ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı: % 118,8”

 

Yani, enerjimiz, kendi kendimize yeter miktarda olsa idi..

 

Dışardan enerji ithal etmek zorunda kalmasaydık..

 

Ki, ithal ettiğimiz ülkeler de, çalışarak elde etmekten ziyade, Allah vergisi bir imkan ile, bulundukları coğrafyada yeraltı zenginliklerini olması hasebi ile o enerjiye sahipler..

 

Onlar, yerin altından çıkarttıkları ile, ithalatlarını ancak karşılıyorlar..

 

Ama biz..

 

Enerjiyi hariç tutarsak, ithalatımızı aşıyoruz..

 

Enerjiden ihracat da yapmıyoruz/yeraltı zenginliklerimiz o boyutta olmadığı için, yapamıyoruz..

 

Eee..

 

İflas etmiş bir ülkede, böyle rakamlar çıkar mı?

 

Düne göre, bugün rekor üstüne rekor kırılacak bir konuma gelinebilir mi?

 

Mümkün mü böyle bir şey?

 

Ben yazımı toparlarken, bir haber daha düştü, ajanstan..

 

Hani gazete manşetlerini süsleyen haberler var ya..

 

“Bankaların kredi alacakları zirve yaptı” şeklinde..

 

“Takipteki alacaklar, rekor seviyeye ulaştı” diye..

 

“Halk bankalara borcunu ödeyemiyor. İcra takip dosyaları 26 milyona ulaştı” diye..

 

“Bu gidişin sonu, yakın bir gelecekte, 2001’de olduğu gibi, bankaların patır patır iflası” diye de, son vurucu açıklamayı yapıyorlar ya..

 

İşte o konuda, ajanstan gelen bilgi..

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu der ki, “Bankaların toplam kârı ilk 9 ayda yıllık yüzde 22,7 artışla 57 milyar liraya yükseldi.”

 

Tamam; faiz haram..

 

Tamam; bankalar, aslında sanayiye destek olmalılar..

 

Tamam; bankaların yüksek kâr etmesi, dolaylı olarak vatandaşın da cebinden çıkan paranın bir nebze artmasını gerektirir..

 

Ama bir de, “Battık, mahvolduk. Bankalar patır patır iflasa gidiyor. Bankalar batarsa, 2001 krizindeki gibi, büyük bir çöküntüye düşeriz” mavalları üzerinden bakarsanız..

 

Krediler tahsil edilemiyor algısı yalan imiş.

 

Yalan imiş ki, bankalar kâr etmiş.

 

Bankalar, müşterileri hakkında akın akın icra takipleri düzenliyor iddiaları da yalan olmalı ki..

 

Yüzde 22,7 kâr artışı sağlamışlar..

 

Kâr miktarı da 57 milyar TL’ye çıkmış..

 

Yandık, millet..

 

Battık, halkım..

 

Öldük, çiftçi..

 

Bittik, esnaf..

 

Araba alamıyoruz. 

 

Ev satın almak zaten hayal..

 

Kredi çekemiyoruz..

 

Ülke bir batağın içinde..

 

Geçin beyler bu edebiyatı..

 

Batan bir ülkede, ihracat rekoru mu kırılır? Enerji hariç, ihracatın ithalatı karşıla oranı % 118 mi çıkar?

 

Her şey, güllük gülistanlık, tabii ki değil..

 

Ama o ahlaksızların dedikleri gibi her şey berbat değil..

 

Sorun olan konuları da, çözerse, yine Tayyip Erdoğan çözer!

Google+ WhatsApp