Suyun insan psikolojisi üzerindeki etkileri

Suyun insan psikolojisi üzerindeki etkileri


Geçtiğimiz günlerde, uzun süredir su ve insan psikolojisi üzerine çalışan Anna Maria Genovesi ile yapılmış bir söyleşiye rastladım. Genovesi, suyu insanı hayata bağlayan bir zincire benzetiyor ve hayat için gerekli olabilecek en önemli etken olarak değerlendiriyor. Buna göre su sadece bir sıvı değil aynı zamanda bir değer, insanı ruhen ve bedenen canlı tutan bir enerji kaynağı. Nitekim uzmanlar suyun zihnin çalışmasına katkı sağladığını ve insanı zinde tuttuğunu ifade ediyor ve su tüketimine teşvik ediyorlar.

 

Toplumumuzda yaygın olan bir gelenektir; yorgun insana önce yer gösterilir ve dinlendikten sonra su verilir, suyun yorgunluğu atarak kişiyi rahatlatacağına inanılır. Zira tecrübe edilmiştir ki su yorgunluğu alıp götürüyor, düşünme sürecini hızlandırıyor, beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor ve kişiyi ruhen rahatlatıyor.

 

Su hepimiz için bir hayat kaynağı bir yaşam belirtisidir. Sudan mahrum kalmak sadece bedenen değil ruhen de çökkünlüğe neden olur. Su aynı zamanda mutluluk hormonunun salgılanmasına yardımcı olur, sinir sistemi üzerinde olumlu rol oynar, strese karşı kalkan olur. Kendisini yorgun hisseden ve stres altında olan kişi suya yönlendirilir ve abdest alarak bedenin su ile buluşması sağlanır. Su bedende biriken negatif enerjiyi alır ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar.

 

Yeterli miktarda su tüketmek uyku düzenini korur ve kişinin kendini güvende hissetmesine yardımcı olur. Su aynı zamanda kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğünü koruyarak onu güçlendirir ve karar verme, hedef belirleme noktasında destek sağlar.

 

Suyun insan psikolojisi üzerindeki etkilerini araştıran Anna Maria Genevosi, suyu dengeli bir şekilde tüketmenin önemli olduğunu vurguluyor ve azının da çoğunun da sorun olabileceğini ifade ediyor. Genevosi, suyun ruh ve beden sağlığımıza olan katkılarına değiniyor ve bunun mucizevî etkileri üzerinde duruyor. Buna göre su sadece bir tüketim aracı değil ruh ve beden sağlığımız için bir şifa kaynağı, önemli bir değer.

 

Atalarımız ruhsal hastalıkların tedavisinde suyun gücünden faydalanmış ve bu alanda hizmet veren şifahaneler açmışlardır. Zira su sesi gevşemeye yardımcı olur ve stresi azaltır.

 

Japon bilim adamı Prof. Dr. Masaru Emoto, Su Kristalleri adlı kitabında suyun cansız bir varlık olmadığını aksine canlı ve duyguları algılayan kristallerden oluştuğunu ifade eder ve suyun yakınındaki pozitif ya da negatif etkileri alıp buna göre tepki verdiğini belirtir.

 

Su Allah’ın bahşettiği bir hayat kaynağı, bütün canlıların ortak değeri. O nedenle suyu doğru kullanmaya ve israf etmemeye, kirletmemeye özen göstermeliyiz. Bu aynı zamanda kulun Yaratıcı’sına bir şükür borcudur.

Google+ WhatsApp