Sözün bulaşıcı etkisi vardır

Sözün bulaşıcı etkisi vardır


“Çocuğun kalbi temiz bir toprak gibidir ne ekerseniz onu alırsınız” der Hz Ali ve insan yavrusunun aktif bir alıcı olduğuna vurgu yapar. Yaradılışının hikmetine doğru bir akış vardır çocuğun tabiatında fakat bu akış erişkinlerin söz ve eylemlerinden etkilenir ve safiyetini kaybeder. Hepimiz birbirimizin aynasıyız ve sarf ettiğimiz ifadeler, sergilediğimiz tavırlar diğerleri üzerinde olumlu ya da olumsuz bir etki bırakır. Erişkinleri model alarak kişiliklerini oluşturmaya çalışan çocuklar ise gördüklerini ve duyduklarını sünger gibi çeker ve iç dünyalarına aktarırlar. Çocuklar yaşadıkları ailenin, toplumun ve sosyal çevrenin renklerini taşır ve kişiliklerinin yapıtaşlarını bu değerler ekseninde oluştururlar.

 

Büyüklerimiz, “Çocuğun yanında her şey konuşulmaz” der ve tatsız olayları onun yanında dillendirmemeye özen gösterirlerdi. Çocuğun yanında seslerini yükseltmezler, saygıdan ödün vermezler ve onu şiddet içerikli ortamlardan uzak tutmaya çalışırlardı. Fakat ne yazık ki günümüzde sosyal medya aracılığıyla, eğlence sektöründe yer alan kişilerin, kısa yoldan şöhret olan fenomenlerin ve bu alanı sorumsuzca kullanan bireylerin küfür, şiddet ve tehdit içerikli ifadeleri çocuklara doğrudan ulaşıyor ve onların masumiyet kokan duygularında ağır hasarlar bırakıyor.

 

Çocuklar erişkinlerin nasihatlerinden ziyade ifadelerinden ve davranışlarından etkilenirler o nedenle sarf ettiğimiz her sözün, sergilediğimiz her davranışın, her tavrın onun dünyasında bir yer edineceğini bilip gerekli hassasiyeti göstermek zorundayız. Özellikle sahnenin ön saflarında yer alan siyasiler sarf ettikleri ifadelerin çocukları doğrudan etkileyeceğini hesaba katmalı ve sözlerini itina ile seçmelidirler. Nitekim hatırlarsınız geçtiğimiz gün ülkemizin güzide bir şehrinde hiç tasvip etmediğimiz bir olay yaşandı; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir açılış esnasında mikrofonu uzattığı bir çocuk, muhalefet partisi liderine yönelik aşağılayıcı ifadeler sarf etti ve ilginçtir çocuğun bu tavrı bazı kardeşlerimiz tarafından özgüven belirtisi olarak algılandı. Dikkatinizi çekmiştir; çocuk Cumhurbaşkanı’nın meydanlarda sarf ettiği ifadeleri birebir ezberlemiş ve muhatabı alt etmenin bir güç olduğuna inanmış… Çocuk çatışmayı, ötekileştirmeyi ve iğneleyici bir dil kullanarak muhatabı alt etmeyi bir iletişim şekli olarak benimsemiş ve içselleştirmiş. Oysa kültürel dinamiklerimizde, ait olduğu yer ne olursa olsun, kendimizden yaşça büyük olanlara yer vermek, saygı göstermek, elindeki yükünü alıp yardımcı olmak bir sorumluluk olarak görülür ve çocuklar büyüklerle nasıl iletişim kuracaklarını aile ortamında spontane olarak öğrenirler. Fakat görüyoruz ki para ve güç bizden çok şeyleri alıp götürmüş, kibrimiz tavan yapmış ve iç dünyamızdaki çoraklığı göremeyecek kadar zayıf düşmüşüz.

 

Karşınızdaki kişinin inancını, siyasi görüşünü ve hayat tarzını tasvip etmeyebilirsiniz ancak ne olursa olsun muhatabınızla ilişkilerinizde saygıyı merkeze almak ve onun haklarına riayet etmek zorundasınız. Nitekim Resulullah şahsına ağır baskı ve dayatmalarda bulunan müşriklerle ilişkilerinde dahi İslam’ın ruhuna uygun bir üslup kullanmış ve muhatabının kişiliğini değil davranışlarını dikkate alıp, saygı ile yaklaşmıştır. Fakat ne yazık ki bazı kardeşlerimiz hayata kendileriyle aynı pencereden bakmayan kişilerle ilişkilerinde ergence bir tavır sergiliyor ve muhatabı ile iletişim kurmak yerine onu alt etmeye, gözden düşürmeye çalışıyorlar. Oysa muhatabımız kim olursa olsun hakkaniyet sınırlarını aşan tavırlarımız kul hakkı kapsamındadır ve incinen kalplerin hesabı sorulacaktır.

 

Sahnenin ön saflarında yer alan lider ve siyasiler sarf ettikleri sözleri vicdanlarının süzgecinden geçirmeli ve bu ifadelerin çocuklarda nasıl bir etki bırakacağını hesaba katarak hareket etmelidirler. Bu insani bir sorumluluktur.

Google+ WhatsApp