Soner Yalçın’ın “kara kutu”su, ilaç fabrikatörlerinin odatv’si!

Soner Yalçın’ın “kara kutu”su, ilaç fabrikatörlerinin odatv’si!


Dünya görüşlerimiz uyuşmasa da..

 

İlaç ve sağlık konusundaki ahlaksızlıklara karşı dik duruş sergileyen Soner Yalçın’a, akit tv de destek vermişti.

 

Bir programda, ilaç sektöründeki oynanan oyunları, Soner Yalçın biraz da abartılı şekilde, kendi zaviyesinden anlatmıştı..

 

Soner Yalçın’ın sahibi olduğu oadtv’de, dün sitenin imzasını taşıyan bir haber yayınlandı..

 

Hani odatv’nin, Libya’daki şehid olan MİT mensubuna yönelik haince bakış açısını biliyoruz da..

 

ABD’nin Türkiye’nin bir kamu bankasına ceza kesmeye kalkışmasındaki, emperyalistlerden yana tavrını, siyasi iktidara mesafesinden kaynaklı olduğunu tahminle, eleştiriyoruz da..

 

2 sene önce, kara kutu isimli bir kitap yazan ve ilaç sektöründeki çakallıkları anlatan Soner Yalçın’a, şimdi ne oldu da, emperyalistlerin sözcüsü oldu, şaştım kaldım..

 

Hani öyle birkaç yüz bin de değil.

 

Milyonlar döküp, “Bizim lehimize şu advertoriali sitenin tamamını kaplayacak şekilde bir ay yayınla” deseniz.

 

Ancak bu kadar olabilir..

 

Hani merak etmiyor değilim, Soner Yalçın bir yandan “kara kutu”yu yazarken.

 

Bir yandan da ilaç fabrikatörleri ile iş mi kotarıyor?

 

Şu ifadelere bakın, haksız mıyım, biz söyleyin..

 

“Yakın zamanda eczaneye uğradınız ve ‘maalesef, yok’ cevabını aldınız mı? Ya da ‘ilacım belki bu eczanede vardır’ diye eczane kuyruğunda dakikalarca beklediniz mi? Ya da çaresizlik içinde eczanelere telefonla ulaşıp istediğiniz ürünü bulmaya çalıştınız mı?” ile başlıyor, yazı..

 

Konuya hakim olanlar, hemen anladılar, muhabbeti..

 

Ocak ayının ortalarına geliyoruz ya.

 

Her yıl, şubat ayında, Sağlık Bakanlığı ilaç fabrikatörleri ile oturup, tüm yıl boyunca alacağı ilaçların fiyatlarını belirliyor ya..

 

Sağlık Bakanlığı dediysek..

 

Bir özel işletmeden bahsetmiyoruz.

 

Senin, benim, hepimizin vergileri ile ödenecek ilaçlardan bahsediyoruz.

 

Bunun için de, Sağlık Bakanlığı, hepimizin cebinden çıkacak paranın, biraz daha az olması için.

 

İlaç fabrikatörleri ile oturup, kıran kırana pazarlık yapıyor..

 

Birileri de.

 

Bu pazarlıkta Sağlık Bakanlığı’nın eli zayıf olsun diye..

 

İlaç fabrikatörleri göbekleri daha şişkin, elleri daha güçlü, tok satıcı pozisyonlarını daha rahat gösterebilsinler diye..

 

“Ah vatandaş. İlaç bulamıyoruz.. Eczane eczane dolaştım. İlacımı bulamadım” mavalları sosyal medyada yayılıyor..

 

Yetinilmiyor..

 

Eczacılar oda başkanlarına açıklamalar yaptırılıyor:

 

“400 ilaç yok” dedirtiliyor..

 

Biri İzmir’de 400 ilacın olmadığını söylerken, hemen ertesi gün diğeri Ankara’dan kafayı çıkartıp, “1000 ilacın bulunması zor” diyor..

 

Hani bu utanmaza sorsak, “Gel seninle eczane eczane dolaşalım.. Bir günde satılan ilaç çeşitlerini listeleyelim.. Öyle bir tane iki tane satılanları kenarda tutalım.. Toplam satılan ilaçların asgari % 1’i oranındaki ilaçları kayda alalım.. Listede 1000 değil, 300 değişik ilaç çıkar mı acaba? Ki, vatandaşın 1000  değişik ilaç talebi yokken, sen ‘1000 ilaç piyasada yok’ diyorsun!”

 

Biliyorum..

 

Sağlık Bakanlığı, eczane eczane dolaşmamıza bile gerek kalmaksızın.

 

İki tane tuşa basıp, bu rakamların tamamını bize verir..

 

Ama onlar ne yapsın?

 

Şeytan taşlamaktan, salavat getirmeye fırsat bulamıyorlar ki..

 

Küresel sermaye ile mi uğraşsınlar..

 

İlaç tekelleri ile kavgalarını tavizsiz sürdürme hassasiyetine mi dikkat etsinler.

 

Ecza Odaları’nın yalanlarına cevap mı yetiştirsinler..

 

Medyadaki ilaç tekellerinin sözcülerine açıklamalarını mı yollasınlar..

 

Kara propagandalar ile mücadeleyi mi yürütsünler..

 

Yoksa “fakir-fukaradan yana”’ imiş gibi görünüp, para basan ilaç fabrikatörlerinin değermenini su taşıyan odatv benzeri sitelerin ihanetlerini mi deşifre etsinler..

 

odatv’deki şu ifadeye bakar mısınız:

 

“(Param da yok ne yapayım öleyim mi) diyen ile (param da var ama paramla da ilacı alamıyorum) diyeni birleştiren bir sene oldu 2021.”

 

Nasıl ince bir çizgiyi yakalamışlar..

 

Piyasada ilaç yok imiş. Ve bu ilaç yokluğu, zenginin de derdi imiş, fakirin de..

 

Bak sen!..

 

Zengin ile fakiri, nasıl da buluştururmuşsunuz siz!

 

Nerede öğrendiniz bu taküiği?

 

Gazetecilik ve İletişim Fakültesi’nde mi?

 

Devam ediyorlar:

 

“Kaç yıldır bu kadar çok üründe bu kadar ‘yok’ cevabını ben duyduğumu bilmem. Hatta nöbette olan bir eczacının on kalem ürünü telefonla okuduktan sonra ‘ben şimdi hastalarıma ne vereceğim’ dediğini de duyduğumu bilmem.” diye yazsalar da..

 

Yazının altına, ismini koyamamış, bu sözlerin sahibi..

 

Odatv’nin üzerine yıkmış, geçmiş..

 

Çünkü geçen sene de, yanı mavalları okuduk, ondan önceki sene de, Sözcü’de-Cumhuriyet’te bu palavraları gördük biz..

 

Ömrümüz var ise.

 

Gelecek sene ocak ayında, yine aynı yalanları okuyacağız.

 

Ta ki..

 

Bu ülkenin insanları, yerli ilaçları üretene kadar.

 

Bu ilaç fabirkatörlerinin maskelerini indirene kadar..

 

Ve baklayı ağzından çıkarıyor, odatv’nin küresel sermayenin ilaç fabrikatörlerinin Türkiye’deki mümessili olan gizli kişi:

 

“Her sene fiyat tebliğine göre aralık ayında referans ürüne bağlı fiyatta düzenleme ve her şubat ayında da ilaçta Euro kuru düzenlemesi yapılır. Sistem ve düzen gereği her paydaş kendi cebini düşünür ve ne firma depoya, ne de depo eczaneye ürün vermek istemez ve aralık ayının başından itibaren bu bir krize dönüşürdü. Ama bu sene bir başka sene….”

 

Ortamı kızıştırmak için..

 

Şu ifadeler de yazılmış, tarihe not düşmek için, affınıza sığınarak, birebir aktaracağım:

 

“Yaklaşık 650 kalem ilaç ekim sonundan itibaren yok. İlacın cinsi de hiç önemli değil. 10 TL’nin altında olan bir ağrı kesici de yok, basit bir ateş düşürücü şurup da yok, hatta nerdeyse hiçbir çocuk şurubu yok, kanser için kullanılan 4 bin TL olan ürün de yok…”

 

Affedersiniz..

 

Bu yazıyı okuyunca, hemen sormamız gerekmez mi?

 

Hastaneler, ateşi düşürülmeyen çocuklarla mı dolu?

 

Ağrı kesici bulamayan hastalarla mı dolu? Evde tedavilerini yapamayıp, mecburen hastaneye yatanlar, rekor mu kırdı?

 

Ve dertlerini tam olarak şu cümle ile açığa çıkartıyorlar:

 

“En önemli sorun Fiyatlandırma Tebliği Euro kurudur. Sağlık ekonomi politikaları, ilaç fiyatını belirlerken ilaç fiyatı Türk Lirası da olsa, referans fiyat olarak Euro kuruna çevirir. İlacın fiyatını 1 Euro kurunu 4,5786 TL olarak (Şubat 2021’den beri) hesaplar. Gerçekte 1 Euro, 15 TL iken satış maliyetleri yapılan üretim, lojistik ve dağıtım maliyetlerini maalesef karşılayamaz.”

 

Böyle değil ama.

 

Böyle olsa bile, size ne odatv?

 

Siz kimden yanasınız?

 

Cebinden para çıkan halkın mı?

 

O parayı, kat kat fazlası ile kasasına koymak için iştahla bekleyen küresel sermayenin mi?

Google+ WhatsApp