Sol medya suspus oldu, hayrola?

Sol medya suspus oldu, hayrola?


Biz tekil olaylara dair haberleri bile, derinlemesine araştırıp, muhatapları ile konuşup, arka planı ile birlikte okuyucuya vermeye çalışırken..

 

Sıradan bir ihtilafı bile, uzun uzun araştırıp, okura iletmeye çalışırken..

 

Bize sunulan bilgilere de, “Acaba bir oyuna mı getirilmek isteniyoruz. Anlatılanlara şüphe ile yaklaşalım, araştıralım, bir şey kaybetmeyiz” derken..

 

Bu kapsamda, örneğin Berat Albayrak’ın istifasında.. 

 

“Aman ha aman.. Küçük bir tartışma olmuş olabilir.. İplerin hepten kopmasını sağlamak isteyenlerin bir oyunu tezgahlanmış olabilir.. Kaçan, göçen bir şey yok. Birkaç saat istifa iddiasını araştıralım, sonrasında nasıl olsa, haber doğru ise, zaten kamuoyu da bilecek, dünya da bilecek” diye yaklaşım gösterdiğimizde..

 

“Hah hah ha.. Berat Albayrak’ın istifasını haberleştiremediler” diye, kıt akılları ile bize ironi yapanlar..

 

Mafya babası Sedat Peker’in, çöktüğü şirketleri söylemeden, çökemediği şirketler üzerinden, “Onu da alamadık ya” hayıflanması ile, “O şirkette şu olmadı mı?” diye söze girip, “Bu şirkette bu olmadı” şeklinde, ucundan köşesinden bilgilerle, kamuoyunu yanıltıcı iddialarda bulunurken..

 

Yine karşımıza geçip, “Nanik.. Nanik.. Sedat Peker’in açıklamaları ile ilgili niye yazmıyorsunuz” diyenler..

 

Şimdi işlerin hamudu ile götürüldüğünün fotoğrafı çıkınca..

 

Hep birlikte tatile çıktılar..

 

Şimdi gözlerim, düne kadar bize “nanik” yapan sözde gazetecileri arıyor..

 

Akıllarınca bizimle “alay” etmeye kalkan dürüst(!) gazetecileri arıyor..

 

Şu tekil olayda, bu dar çaplı ihtilafta, saatlerce dedikodu edenleri..

 

Gazete manşetlerini doldurmaya kalkışanları..

 

Şimdi gözlerim arıyor..

 

“Artı 1’in sermayesini kim verdi” sorusunu cevaplandırmaları için..

 

Rezilliğe bakar mısınız?

 

Ahlaksızlığa, skandallara bakar mısınız?..

 

Adamın önüne, böyle bir tablo gelecek olsa, ama iddia bir AK Parti taraftarı medya kuruluşu ile ilgili olsa..

 

Dakikasında manşete taşıyacak olanlar..

 

Kendi başlarından geçen olayda..

 

Masum masum anlatımlar yapıyorlar..

 

“Valla bizim Artı 1 televizyonu kurulurken bildiğimiz, sadece muhalif bir yayıncılık yapılacağı idi. Patron kimdi, bilmiyorduk.”

 

Hoşt ulan..

 

Kaynağı belli olmayan para ile, gazetecilik yapılır mı?

 

Patronu belli olmayan medya kuruluşunda, bağımsız habercilik yapılır mı?

 

Bilmiyor musunuz bu gerçekleri?

 

Ki..

 

Patronu bilmediğinizi siz söylüyorsunuz.

 

Şaibe olarak o da yeter ama..

 

Bilenler biliyormuş, patronu..

 

ABD’de, devleti dolandırarak kaçırılan paraların transfer edildiği Sezgin Baran Korkmaz imiş, patron..

 

Sezgin Baran Korkmaz, söze gelince, AK parti iktidarının yandaşı..

 

AK Parti’ye yanaşarak işlerini büyütmeye çalışan bir işadamı(!).

 

Ama gerçeğe bakınca..

 

Uğur Dündar’ından başlayın..

 

Onlarca yılların gazetecisini işçi olarak çalıştırıp, AK Parti iktidarını devirmek isteyen bir karanlık para aklayıcısı..

 

Uğur Dündar, “Bu kanal yayına girince, şu haber peşinde koşacağız. Bu haberi yayınlayacağız. Kanalda ‘Şu devasa sorunda şöyle yanlış yapıldı. Böyle devlet menfaati zedelendi’ diye konu başlıkları belirleyeceğiz. İyi de.. Biz bunları yapmadan önce.. Bu ciddiyette gazetecileri çalıştıracak olan, bunun için bir televizyon kuran şu ismini yeni duyduğumuz patron kimmiş, bir bakmamız gerekmez mi?” diye düşünmemiş.

 

“Bu ismini bile duymadığımız patronun arkasında kim var, bir bakmamız gerekir” diye hiç sorgulamamış..

 

“Biz paramıza bakarız” modunda, atlamışlar kara para aklamak amacı ile kurulan televizyondaki koltuklara..

 

Kendisine bir koltuk ayrılmadığı için mi..

 

Yoksa başka sıkıntılardan mı kaynaklı..

 

Şimdi Yılmaz Özdil faş etti olayı..

 

Hepsi girdi birbirine..

 

Kendi kanalındaki meslektaşını, kaçak para aklayan sözde işadamının ucundan dinlettiği kasetlerle hedef tahtasına koyan Fatih Altaylı, şimdi Artı 1 televizyonu hakkında tek kelime edemiyor.

 

Uğur Dündar, “Beni tanımıyor musunuz, alçaklar” modunda..

 

İşin esası hakkında konuşmadan, “küstüm” modu ile konuyu kapatmaya çalışıyor..

 

Sevilay Yılman, “Canım abicim” dediği Sezgin Baran Korkmaz tutuklanınca..

 

“Kaybolan bir canım abicim olsun” diyerek, defteri kapatıyor..

 

Artı 1’de gazetecilik yaptığını iddia eden bir sürü sol kafa, “Ulan işin merkezi haram para imiş. Haram para ile muhalefet mi olur? Bizim önce paranın kaynağını sorgulamamız gerekirken, fena işletilmişiz” bile demeden.. Diyemeden..

 

“Aman bize kimse bir şey sormasın. Biz de Artı 1’de bir dönem âlâyı vala ile çalıştığımızı kimseye hatırlatmayalım” planı ile, olayı unutturmaya çalışıyorlar..

 

Artı 1 kapanmış sayılır..

 

Bugün için fazla önemi yok..

 

Peki, Tele1 için ne dersiniz?

 

Sahibi kimdir? Paranın kaynağı nedir, bilen var mı?

 

Veya..

 

Kulağa hoş gelen, Sezgin Baran Korkmaz usulü hikayelerle kendisini tanıtan Halk TV’nin sahibi kimdir?

 

“Halk TV’nin sahibi kimdir” diye soran gazetecilerin tehdit edilmesinin arkasında hangi gerçek yatmaktadır?

 

Hep söyleriz..

 

“Kem alet ile, kemâlat olmaz.”

 

Kötü alet ile, güzel iş üretilmez..

 

Boşverin siz, “Editöryal bağımsızlığımız konusunda garanti verilince, teklifi kabul ettik. Patronun kim olduğunu sorgulamadık” numaralarını..

 

Elalemin şirketlerinin kaynaklarını araştırıyorsunuz da..

 

“Şunun finansörlüğünü, şu yapıyor” diye, üç kuruşluk şirketlerin bile altını üstüne geçiriyorsunuz da..

 

Maaş alacağınız patronu niye sorgulamıyorsunuz?

 

Sol basında ilke yoktur..

 

Nokta.

 

Sol kafada, dürüstlük yoktur..

 

Nokta.

 

Sol çizgide, tutarlılık yoktur..

 

Nokta.

 

Sol siyasette, ahlak yoktur..

 

Nokta.

 

Sol medyada, empati yoktur..

 

Nokta.

 

Sol medyada, başkasına çamurlar sıçratılırken, küçücük bir sorgulama ile, “Bizim paçamızdan akanlara da bir dönüp bakalım” diyecek karakter yoktur..

 

Nokta.

 

Sol mantıkta, “Bu işin bir de yarını var” sorgulaması yoktur..

 

Nokta..

Google+ WhatsApp