‘Soğuk Dağ’…

‘Soğuk Dağ’…


Dikiş yerleri atmaya başlayan Doğu-Batı sınırları içinde kıvılcımların çaktığı Ukrayna/Avrupa/Rusya çizgisinde en kritik buluşma siz bu satırları okurken gerçekleşmiş olacak. Ama aynı satırlar yazılırken sonuç belli olmamıştı…

 

Ancak.. Biden-Putin zirvesinin resmi açıklamaları, hatta nasıl/nereden okunmaları gerektiği üzerine ‘manuel’ sunmak mümkün…

 

Zirveye giderken durum kabaca şuydu; ABD, Avrupa ve NATO ülkelerini Rusya’nın sayılı günler içinde-Şubat 2022-Ukrayna’ya saldıracağı yönünde bilgilendiriyor, buna göre mevzilenmelerini teşvik ediyordu…

 

Moskova ise, Baltıklar-Ukrayna’dan Kafkasya’ya kadar, Rusya’nın üzerine bu kadar gelmenin ‘kırmızı çizgilere’ basmaya başladığı, buna müsade edilmeyeceğini ilan ediyordu. Kısaca, ‘savaş’ kimse tarafından öngörülmese de, tehlikeli bir inatlaşmanın yaşandığına ilişkin kanaat mevcuttu.

 

Üstelik zirve hazırlığı kabilinden Lavrov-Blinken ‘peşrev/foreplay’ görüşmesinin de gergin geçtiği fısıldanıyordu…

 

***

 

Putin’in kıdemli diplomatlarından ve Kremlin danışmanı Yuri Ushakov, zirvede ana konunun Ukrayna ve NATO olacağını açıkladı. Rusya için anlamı, NATO’nun doğuya genişlemesini ve Rusya’yı tehdit eden gelişmiş silah sistemlerinin sınırlara konuşlandırılmasını durduracak ‘yasal/yazılı anlaşmaları’ ABD’ye imzalatmak…

 

“Moskova acilen NATO’nun doğuya genişlemeyeceğine dair güvenceye ihtiyaç duyuyor. Hem Sovyetler Birliği’ne hem Rusya’ya, doğuya ilerlenmeyeceğine dair sözlü güvence verildi. Ancak belgelenmesine ve konuşmaların kayıtları olmasına rağmen bu güvencelerin değersiz olduğu ortaya çıktı. Yazılı anlaşma lazım. Mevcut durum böyle devam edemez. ”…

 

Bu cümleler Kremlin’in en derin kaygılarını ifade ediyor…

 

“İki Almanya’nın birleşmesi kararı alınırken, Doğu Avrupa’da Sovyet askerleri çekilirken, Amerikalı liderler ve NATO yöneticileri, NATO doğu sınırının Doğu Almanya sınırını geçmeyeceğini söylüyordu. Anlaşma kağıt üzerinde yapılmadı. Politikada her şey belgelendirilmelidir. Bu Gorbaçov’un hatasıydı. Sadece konuştu ve yeterli olduğunu düşündü. Ama değildi”!..

 

2017’de ünlü yönetmen Oliver Stone ile yaptığı uzun röportajda Putin, Sovyetler’in çöküşü sonrası ortaya çıkan ve her yıl gittikçe Rusya sınırlarına, hatta içine ilerleyen Batı’nın ‘sözünü tutmadığından’ başka, kendi ülkesini yönetenlerin hatalarını böyle anlatıyordu…

 

Sovyetler’in çöküşünü ‘yüzyılın felaketi’ olarak tanımlayan birisi için bu ağır hata, kendi politik yaşamında ‘takılı kaldığı’ en derin travmayı oluşturuyor. Putin hakkında yapılan pek çok analiz, ülkenin parçalanmasının onun üzerindeki kişisel/psikolojik ağırlığını da bu vakadan hareketle tespit etmişti…

 

***

 

Washington bunu anlıyor mu?..

 

Bilmiyor değil ama olumlu karşılık vermesi mümkün gözükmüyor. Hatta ‘istese bile’…

 

Ushakov’un açıklamalarından bir kaç saat sonra ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Rusya Devlet Başkanı’nın mevcut gerilimlerden sorumlu olduğunu, Başkan Biden ise, “Rusya’nın izleyeceği pervasız ve saldırgan eylemlere karşı kararlılıkla ayağa kalkacaklarını” ilan etti. Geçtiğimiz hafta Putin’in, “ABD/Batı ‘kırmızı çizgilerimizi’ duymuyor” ikazına da sert tondan yanıt verdi; “Kimsenin kırmızı çizgisini kabul etmiyorum”…

 

Anlaşılıyor ki Amerika, Rusya ile güvenlik anlaşması imzalamak bir yana, müzakereye dahi sıcak bakmıyor…

 

Onun yerine ne yapıyor?..

 

Biden; “Yaptığım şey, Putin’in ilerlemesini, insanların yapacağından endişe duyduğu şeyi yapmasını zorlaştırmak için kapsamlı girişimler dizisidir”…

 

Bunu başarabilir mi?..

 

***

 

Ukrayna krizi başından sonuna bir Doğu-Batı krizi. Tarihinde yine Biden var. Ukrayna’daki iktidar savaşları ve açmazın tezgâhlandığı 2013’de işin başında o vardı.

 

Yani konunun gerçek anlamını biliyor. Ukrayna değil, Doğu-Batı meselesi. Yine de ABD ve NATO’nun bu ülkede savaş için yürümesi hayli zor. Zor ama geri çekilmesi veya öyle görünmesi daha riskli. Afganistan yenilgisinin, dünyada ve ABD’de yarattığı politik yıkım Ukrayna’da tekrarlanırsa, Biden’ı Oval Ofis’te kimse tutamaz…

 

Böylesi ‘felaket’, ABD’nin zaten flu olan Batı ittifakı liderliğini sarsacağı gibi, NATO’nun geleceğini de zora sokar. Bu işin Batı açısından açık zaferi Ukrayna’nın NATO üyeliği olabilir. Fakat ne Rusya buna göz yumacak gibi duruyor ne de Batı ülkeleri böylesi bir kararı alabilecek güvene sahipler. Açmaz bu…

 

ABD, Rusya’nın-haklı/haksız-taleplerini karşıladığı gün iktidarı ağır yara alacak. Karşılamazsa da yerine Rusya’ya önerebileceği herhangi bir şey görünmüyor. Hatta müttefikleri, ABD’nin kendilerinin güvenliğini sağlayabileceği konusunda da şüpheliler!..

 

***

 

Kremlin’in eli de rahat değil. Rus birliklerinin sınıra yığılması savaş için değil. Mesaj veriyor; ‘ABD, NATO ve İngiltere’nin artan varlığından rahatsızız. Belli ki devam edecek. Durun!’

 

Zarf 100 bin asker. Ama mazruf, yine sınırlar. Ukrayna’nın yeni silahlar edinmesini de kapsıyor. Haliyle iş Türkiye’ye de sıçrıyor. Ukrayna’da yığılmış Batı askerleri yok ama NATO üyelerinin Ukrayna ile askeri anlaşmaları var. Bu da riskli…

 

Çünkü Rusya, Ukranya’da artan Batı için, ülkenin Rus karşıtı bir cepheye dönüşmesine yanıtını verdi; ‘NATO’nun genişlemesi, güvenliğimizin temel çıkarlarını açık şekilde etkileyecek’ (Lavrov). Bu da Rusya’yı ‘zorlayıcı unsunlara’ yöneltiyor. ABD bundan çekinecektir.

 

Zirve öncesinde tarafların ellerindeki kozlar böyleydi. Rusya, müzakere masasında daha avantajlı görünüyor. ABD ise kötü ile berbat arasında seçim yapacak…

Google+ WhatsApp