Sizin ‘ittifakınızı’ yerim ben…

Sizin ‘ittifakınızı’ yerim ben…


Dün 14.30 itibarıyla durum şuydu…

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki, “Bugüne kadar bol bol nasihat çeken Batı, şu anda da hâlâ nasihatlerine devam ediyor”…

 

Koskoca Devlet Başkanı ne desin, “Ukrayna’yı sattınız” diyecek hali yok…

 

Eş zamanlı olarak Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky de çıkıp Putin’e seslendi, “Ölümleri durdurmak için müzakere masasına oturalım”…

 

Üzerinden dakikalar geçmeden Kremlin konuştu; “Ukrayna ile üst düzey müzakereye hazırız”…

 

Biz de diyoruz ki: “Geçmiş olsun. Kiev teslim. Gerisini Batı düşünsün; beyin ölürse, beden arkasından gider…”

 

*

 

2013-’14’te, ‘demokrasi, Batı değerleri’ diye renkli devrim enjekte ettikleri Ukrayna halkını şimdi ‘baş ağrısı diye’ Rus tanklarının altına sürüyorlar…

 

Sürpriz mi?.. Asla…

 

Bundan sonra beklenen, Kiev daha da uygun kıvama getirilebilirse, ‘kendi kararıyla’ NATO’ya üye olmayacağının imzaya bağlanmasıdır. Bunu işleyen liderlerden biri -ben de sevmiyorum ama- Macron oldu. İşi bu noktaya getirmek için Putin’le görüşürken, Biden’la da temas halindeydi ve Ukrayna’yı ‘satan’ gizli planda Washington’un parmağını da sezmeliyiz…

 

Zelensky, “Batı’nın bizi koruma borcu var” dediği sıralarda aynı Batı, Rusya’ya uygun bir ‘sunum’ için masa örtüsünü temizliyordu…

 

*

 

Her şey bu çizgide giderse -ki çok fazla değişken var ve şartlar değişiyor, onun için girişe ‘saat’ koydum- Rusya adımları bundan sonra şöyle ilerleyecek…

 

Bir kere, Batı’ya gizli destek veren ‘neonazi’ unsurların canına okuyacaklar. Bunu sadece, cezalandırma için yapmayacaklar. Zelensky’nin elini rahatlatmak için de yapacaklar.

 

Kiev lideri 2019’da aldığı yüksek oy’un nereden/neden geldiğini gayet iyi biliyor aslında. O yüksek yüzdenin içinde Rusya ile ilişkileri düzelteceğine inanan hallice bir kitle de vardı.

 

Bunun ve Batı desteği dışında arkasında sadece aşırı milliyetçiler vardı, onlar da Zelensky’yi rehin aldı. Zaten 2014 darbesini de CIA desteğiyle bunlar yapmıştı.

 

Kriz geliştikçe ABD Ukrayna’dan tüydü. Zelensky ortada kaldı. Ama aynı zamanda ‘hürriyetine’ kavuştu! Böylece satır aralarından Moskova’ya sinyaller göndermeye başladı. Hatta ABD’nin ‘savaşı teşvik eden’, ‘Ruslar geliyor’ propagandalarına memnuniyetsizliğini de defalarca vurguladı… (Sisli tek olay, Zelensky’nin Biden’la yaptığı son telefon görüşmesidir. Burada ciddi pazarlıklar döndüğünü varsayabiliriz.)

 

*

 

Rusya’nın ‘müzakere masasına’ zorlayan askeri baskısının zaman limiti vardı. Kiev’in düşme ihtimali. Bundan sonra pazarlık olmayacak, daha doğrusu ihtiyaç kalmayacaktı. Çünkü Zelensky iktidarı kaybedecekti. Yerine de Moskova yanlısı yönetim gelecekti…

 

Ukrayna’yı ‘tarafsızlık’ statüsü bekliyor. ABD ve Rusya’ya eşit mesafede ama bunu söyleyenin Moskova olduğu bir tarafsızlık!

 

Uzlaşıldığı an Rusya askeri harekâtı yavaşlatacaktır. Zelensky’nin ayakta durması gerekir. Donbass’taki gerilim hızla gevşeyecektir. Zelensky de karşılığında, sonraki seçimi (2023) isteyebilir ve ülkedeki Rusya yanlısı seçmenin desteğini talep edebilir. Böylece biz de ‘kuklaların nasıl el değiştirebileceğini’ gösteren laboratuvar deneyine şahit oluruz…

 

*

 

Krizin kaosu içinde fark edilmeyen, ihmal edilen gerçeklerden biri de, Rusya’nın Ukrayna içindeki etkisidir. Tüm Batı gibi Türkiye’nin ‘dış politika uzmanları’ da, ABD yaptırımlarının Rus oligarklar üzerindeki etkisini parlatmakla uğraştığından, Moskova’nın bu ülkedeki hâkim derin güçler üzerindeki kabiliyetlerini ıskaladılar.

 

Oysa Ukrayna’da Rusya’dan menfaat görmüş geniş bir oligark, parlamentoda mukim siyasetçi hatta mafya ‘network’ü var! Kremlin ve Rus istihbaratının nüfuzu bunlar üzerinde etkilidir. Aynı zamanda ciddi güç simsarlarıdır. Zelensky üzerindeki baskıları askeri operasyon başlamadan da mevcuttu…

 

*

 

Ukrayna-Rusya ilişkilerinin Avrupa ve ABD ile olanlardan farklı olduğu çok anlatıldı. Bir evvel, Putin, ‘Ukrayna bizim’ demedi, ‘Ukrayna biziz’ dedi yazmıştım. Kâfidir.

 

Rusya şu an jeopolitik kazanım bekliyor. Yani, Ukrayna’nın siyaseten ‘ortada’ durması, Amerikan hegemonyasından temizlenmesi, zaten kaçan ülkedeki NATO askeri varlıklarının bir daha dönmemesi, silahlarının bulunmaması kısaca 2014 öncesine dönmesini umuyor. Bu sağlanırsa, Zelensky ile Putin ‘yolunu bulurlarsa’, Afganistan rezilliğinden sonra ABD ikinci itibar kaybını yaşayacak. İhtimaldir, Biden Kasım’daki Kongre ara seçimlerinde de hesap ödeyecektir…

 

Yine her şey yolunda giderse, Ukrayna-Rusya ilişkilerinin ekonomik boyuta da yükselir. Ticaret hacmi zaten genişti, artı enerji meselesi vardı. Putin bunları destekleyecektir. Böylece Ukrayna’daki politik istikrarsızlığın sebeplerinden olan ekonomik darlanma da rahat nefese kavuşacaktır.

 

Peki, Amerika bu krizden umduğu, Rusya heyulasını göstererek Batı ittifakını birleştirme amacına ulaştı mı? Kimi akıllar öyle diyor. Hayat o kadar siyah-beyaz değil! Bekleyelim…

 

Son olarak…

 

‘Biden Battı ittifakını sağladı’ diye cila çeken Batıcıl ‘köşe taşları’ Batı’nın bu yüzüne hiç bakamazlar. Aynaya bakmak gibi olur…

 

Rusya’nın haksız saldırısına bakarak, Türk-Amerikan ilişkilerini temize çekme önerisi getirenler var. ‘Geçmişe takılmayalım’ diyerek Türkiye’yi Washington’un kucağına itmek pis iştir…

 

ABD ile bizim aramızda en azından son 30 yılda yaşananlar, herkesin elini yıkayıp yoluna devam edeceği konular değil. ‘Kimin helalliğini veriyorsunuz’ diye sorarlar adama. Kan lekesi bu. Elinizden çıkar belki ama kokusu toprağa çeker…

Google+ WhatsApp