Siz zannediyorsunuz ki!

Siz zannediyorsunuz ki!


Evet siz zannediyorsunuz ki, birileri bu kadar acımasız, bu kadar vahşi olamaz. Eğer uyanık olmazsak, dün yaptıkları gibi yine yaparlar. Tarih tekerrür eder. İnsanlar fıtratına yabancılaşınca Şeytanlaşır, “Belhum adal” olur da, hatta Şeytanı da kıskandırabilir. 

 

Beyaz adam bütün Kızılderilileri yok etti, kara derilileri köleleştirdi, sarı ırkı sömürgeleştirdi. Bu mirası aralarında paylaşamadıkları için kendi aralarında 100 yıl savaştılar. Ulus devletleri başlatan kilise ile derebeyleri arasındaki sömürü mirasının paylaşım anlaşması Vestfalya; böyle hayata geçirildi. Bunu yaparken inanılmaz zulümler yaptı. Acımasız bir şekilde hayvanları öldürdü ve ekinleri talan etti. Dün yaptılar, bugün yine yaparlar, hem de tereddüt etmeden. Modern Stalin’ler, Hitler’ler, Mussolini’ler hayattalar. Bizim diktatörlerin çoğu onların gayrimeşru çocuklarıdırlar. Savaşlar, terör ve darbeler onların işi. Her ülkede, her toplulukta benzer insanlar var ve onlar birbirlerini buluyorlar. Sonuçta zulüm tek bir millettir.

 

Hatırlayın, Nagazaki ve Hiroşima’yı atom bombası ile içindeki bitkiler, hayvanlar ve insanlarla birlikte öldürmediler mi? ÇİN’DE BİR FRANSIZ MİSYONER RAHİB ÖLDÜRÜLDÜ DİYE, BAŞLATTIKLARI KATLİAM DİRENİŞE DÖNÜNCE, 1 MİLYONA YAKIN İNSANI ÖLDÜREN BUNLAR DEĞİL Mİ? RUANDA’DA DAHA YAKIN ZAMAN HUTİ-TUTSİ SAVAŞINI KİM, NİÇİN ÇIKARDI! ÇAD’DA KIPKIP KATLİAMINDA, İKTİDARI KENDİLERİNE DEVREDECEKLERİ YALANI İLE BİR ÜLKENİN AYANINI TOPLAYIP, HEPSİNİ BİR GECEDE SATIRLARLA DOĞRAYARAK ÖLDÜRMEDİLER Mİ?

 

CoVID, maske, aşı, orman yangınları aynı zihniyetin günümüzdeki devamından başka bir şey değil. Sadece sağlığımız oynamıyorlar, gıdamızla da oynuyorlar. Havayı, suyu, toprağı, hayatımızı kirletenlerin başında onlar geliyor. Bir de, insan hakları, çevre, özgürlük diye bize akıl verip önderlik yapmaya kalkıyorlar.

 

1962 yılına kadar hayvanat bahçelerinin yanında insanat bahçeleri vardı. Kızılderilileri, kara derilileri, Aborjinleri, Tasmanyalıları, insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar diye teşhir ediyorlardı.

 

Fransız devrimi bu süreçte bir kırılma noktası oldu. O da yetmedi, 1. ve 2. Dünya savaşları, soğuk savaş derken bu günlere geldi.

 

Modern batı tarihi böyle bir tarih. Bilimi, sanatı, mitolojisi hepsi sömürü mirası. Ortaçağ diye de İslam dünyasını suçluyorlar.

 

Bizim batı kafalılara, batılıların mikrob yayıp ilaç sattığını anlatamazsınız. Çevreci ve insan hakları savunucularının aslında insan hakları ihlallerinden sabıkalı olan darbecilerin arkasındaki güç olduklarına, çevreyi asıl kirletenlerin onların işbirlikçileri olduğuna inandıramazsınız. Hele o pozitif bilim, onlar için bir düşünce şekli değil adeta “iman”a dönüşmüştür. CoVID sürecinde bunu bir kez daha gördük. Bu kafalara aşı ve kısırlaştırma, bir nüfus politikası aracı olduğunu anlatamazsınız. Öjenik hareketten haberleri yoktur. Darvinisttirler mesela, Freud kafalıdırlar, Malthusçudurlar genelde. Doğum kontrolünün politik bir manipülasyon olduğunu bilen Erdoğan’ı bile sonunda aşıya ikna ettiler! Bizden birçok kişi artık Rasyonalist, Determinist ve Pragmatist. Din onlar için bir ritüel, seremoni, kültürel bir aidiyet ve vijdan sorunu!?

 

Onun için yangınlarla Starlink arasındaki ilişkiyi kuramazlar. NeuraLink ve TransHumanizm ile 5G arasındaki ilişkiyi de anlayamazlar. Uzmanlıkları onların odaklandıkları alan dışında körleştirmiştir ve eğitim yolu ile ezberletilen şeyleri tekrarlar dururlar.

 

Gençler boşuna Deist, Agnostik olmuyor. Sekülerleşmiyor.

 

CoVID ve aşı konusunda DSÖ, FDA ne derse onu tekrarlıyorlar. Maske ve PCR konusunda da öyle. Orman yangıları ile ilgili TİME ve The Economist’in kapaklarını görmelerine rağmen bu gelişmelere ilişkin, merkezin görüşüne aykırı görüşleri komplo olarak niteleyeceklerdir. Manipüle edilen bilim adeta NAS haline gelmiştir.

 

Evet Afrika, Latin Amerika ve Asya’da geçmişte gıda ve ilaç üzerinden yapılan operasyonları bilmezler. Afrika’da ve Amerika’da, Asya’da direnen köylülere karşı içindeki köylerle birlikte ormanları nasıl yaktıklarını ve sonrada arkalarına dönüp gittiklerini bize okutulan kitaplar yazmaz. Suların nasıl kesilip, zehirlendiğini anlatmazlar. Bugün de tarım alanında yaşanan cinayetler açıkça ortada iken birileri bunları görmek istemez. Topraklarımız kanser oldu ya hu. Genetik ve hormonal müdahale, antibiyotik hayvanların fıtratını bozdu. Tohumlarımız ne hale geldi. Zirai ilaçlar ve fenni gübreler havayı, toprağı suyu kirletiyor, kimin umurunda. Toprak kanser oldu. Havanın, suyun, toprağın, kuşların, arıların, kelebeklerin ve sincapların başına gelenler, bizim de başımıza gelecek.

 

Şimdi dönüp geldik 1700’lere, Vestfalya ulus sürecinden, yeni dünya düzenine 3 asır geçmiş. İşin başında kendi aralarında da bir 100 yıl savaşmışlardı. O gün bu cinayeti işleyenlerin arkasında kilise vardı, bugün yok. O cinayeti işleyenler, toplumdan seçilmiş, Haçlı macerasının zihniyet ikizi mafyatik karakterlerdi, korsanlardı bunlar. Fransız devrimi, Victor Hugo, Immanuel Kant ve daha onlarca isim aslında vijdani bir karşı duruştu.

 

Bugün CoVID konusunda şöyle bir fırsatımız var. Batıda vijdan sahibi insanlar bizden önce harekete geçti. Batılı ilim adamları da bizim “Tom Amca” kılıklı Bill’in adamlarından bu konuda daha duyarlı. Bu anlamda bizim batıdaki beyaz adamlardan da destekçimiz var.

 

Şunu görelim, doğduğumuz ana-babayı biz seçmedik. Doğduğumuz toprağı, derimizin rengini, cinsiyetimizi de biz seçmedik. Bundan dolayı üstün ve geri olamayız. Bugünkü sınırları da o topraklarda yaşayan halklar çizmedi. Bugünkü dünyayı yöneten kavramlar ve kurumlarla 21.YY açıklanamaz. BM GK 5 çeteye teslim olmuş ve bugünkü BM, 1. ve 2. Dünya savaşı sonrası oluşan düzeni korumak ve sürdürmek için çalışıyor ve onların statüsünü koruyor. Erdoğan bu gidişe “one minute” diyerek ve “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek iktidara geldi ve bugün bu çizgiyi sürdürmek konusunda son yıllarda Erdoğan’ın yakın çevresinin ciddi tereddütler yaşadığını görüyoruz.

 

Hicri-Kameri yeni bir yıla girdik. Muharreminizi tebrik ediyorum. Muharrem Arapça bir kelime. Köken olarak “haram”dan türetilen “haram olan”, “yasaklanan” anlamına gelmektedir.

 

Bakın, biz “ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz. Birileri Tanrıyı kıyamete zorlamaktan, tarihin sonundan, medeniyetlerarası çatışmadan, kıyamet savaşından, siber savaştan, “Global reset”ten, “TransHumanizm”den, Starlink, 5G ve NeuraLink belasından, “Toplumsal cinsiyet”ten, biyolojik savaştan, ışın silahlarından, uzay savaşlarından söz ediyor, akletmiyor musunuz. Adamlar davul çala çala geliyorlar. Birilerinin gözleri var görmüyor, kulakları var duymuyor, kalpleri var hissetmiyorlar. “Biz ıslah edicileriz” diyorlar. İyi bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir”. Yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat vaad ediyorlar. Şeytanın Hz. Havva’ya vaad ettiği gibi. Şeytanın yalanına inananlar yeryüzünden de cennetten de kovulacaklar. Taşlanmış kör Şeytanın fitnesinden ve Hannas’ın vesvesesinden, nefsimin iğvasından, Şeytanın dostlarının ifsadından Aziz ve Azim, Şafi, Şahid ve Hafız olan Allah’a sığınırım. Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp