Siz elini öpün AK Parti’nin, CHP’li bakanlar egemenliği bakın nasıl satmış!

Siz elini öpün AK Parti’nin, CHP’li bakanlar egemenliği bakın nasıl satmış!


Geçtiğimiz haftanın en önemli gündem maddesi, Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili davanın yargılamasının Suudi Arabistan’a devri ile ilgili karara yönelikti.

 

“Davayı sattınız” diyenden..

 

“Kaç dolar aldınız” diyene..

 

Ve en nihayetinde..

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerine kadar, neler denilmedi ki..

 

Kılıçdaroğlu’nun geçen haftaki grup toplantısındaki sözlerini aktarayım:

 

“Devletin egemenlik hakkını Suudi Arabistan’a kimlerin devrettiği ortaya çıktı. Egemenlik hakkını vereceksin, ‘sen yargıla’ diyeceksin. Niye, para var işin ucunda.”

 

İP Genel Başkanı Meral Akşener’in benzeri açıklamasını da verip, gerçekleri size aktarayım.

 

Akşener konuşuyor: “Sayın Erdoğan’a şöyle bir sorum var, sizin aracılığınızla: Cemal Kaşıkçı davası ne oldu muhterem, bay kriz!”

 

Olaylara tek örnek üzerinden baktığınızda, “Vay canına” diyebilirsiniz..

 

Dünya gerçeklerini, ülke gerçeklerini, özellikle de size “Vay canına” dedirtenlerin yaptıklarını görünce..

 

Mideniz bulanıyor, kusasınız geliyor..

 

Suud vatandaşı Cemal Kaşıkçı’nın, Suud Konsolosluğu’nda, Suud vatandaşı kişiler tarafından öldürülmesinin Türkiye’yi ilgilendirdiği alan ne?

 

Sadece ve sadece, cinayetin işlendiği Suud Konsolosluğu’nun, Türkiye toprakları içinde olması..

 

 Ki; Türkiye, suça ait delilleri toplamış, dosyalamış, iddianameyi hazırlayıp davayı açmış.

 

Ama ahlaksız Batı, sanıklar hakkında çıkartılan yakalama kararları hakkında Türkiye’ye destek vermemiş..

 

4 yıl boyunca, dava bir arpa boyu yol alamamış. Çünkü sanıklar mahkeme huzurunda ifade vermeden, davanın sonuçlanması mümkün değil..

 

Tıpkı Fetullah Gülen’in. Tıpkı Murat Karayılan’ın.. Suçları çok açık olduğu halde.. Haklarında açılan davaların, yıllardır bitirilememesi, ifadeleri alınamadığı için mahkumiyet kararlarının çıkartılamamasında yaşanılanlar gibi.  

 

Dava Suud’a devredilmeseydi, olacağı söyleyeyim:

 

21 yıl daha duruşmalar yapılır, hakimlerimiz 4-5 ayda bir dosyayı raftan indirip, “Duruşma açıldı. Sanıkların yurtdışında oldukları, yakalanamadıkları görüldü” diye başlayıp, “Duruşmanın ... bırakılmasına” diye biten cümlelerle oyalanıp, duracaktı..

 

Her şeye rağmen, “Keşke, dava devam etseydi. Her duruşma vesilesi ile, “İnterpol ahlaksızlığı sürüyor. Haklarında yakalama kararı olan sanıkları, İnterpol yakalamadı. Şu ülkede görüldüğü belirtilen sanık hakkında, İnterpol yakalama kararının infazını gerçekleştirmedi’ diyerek batı devletlerinin ahlaksızlığını hatırlatmış olurduk” diyebilirsiniz..

 

“Suudi veliahd prensinin de sorumlu tutulduğu cinayetin failleri Türk yargısına teslim edilmediği halde, Suud’lu yöneticiler, Avrupa ülkeleri tarafından, ABD tarafından kırmızı halı serilerek karşılanıyor. Bu ne ahlaksızlık” diyerek, dünya devletlerinin çakallıklarını anlatırken somut örneğini de vermiş olurdunuz..

 

Ama.

 

“Kaç dolara sattınız” derseniz.

 

“Egemenlik hakkımız devredildi” derseniz..

 

Riyakarlık yapmış olursunuz..

 

Geçmişte sizin yaptıklarınız, ayaklarınıza dolanır..

 

Nitekim dolandı da..

 

Bugün birinci sayfamızda ayrıntıları verilen olay, tam da Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel Başkanı olduğu CHP’nin hükümette olduğu ve hatta uygulamaya imza atan Adalet Bakanlığı koltuğunda CHP’li Mehmet Moğultay’ın olduğu döneme ait bir örnek.

 

Olayı başından aktarayım..

 

Anavatan Partisi’nin tek başına iktidarda olduğu 5 Nisan 1991’de, Irak’ta Türkmenlerin ve Kürtlerin öldürülmesini protesto amacı ile, İstanbul’daki Irak Başkonsolosluğu önünde, özellikle Türkmenlerin katıldığı gösteri yapılıyor.

 

Biraz taşkınlık da var ama.

 

Her gösteride olabilecek türden..

 

Ama, Irak konsolosluğu içinden bir kişi, dışarı otomatik silahlarla ateş açıyor ve iki Türk vatandaşı, ölüyor..

 

Ne beklersiniz.

 

“Hayyt. İki vatandaşımızı silahla tarayan adamı, gelir, alır, yargılarız” denilmesini..

 

 Tam 20 gün boyunca, Türk polisi, Irak Konsolosluğuna giremiyor. 

 

Sebebi tahmin ediyorsunuz: Şu uluslararası sözleşme. Bu ikili ilişkiler vesair..

 

İki Türk’ün, Türk topraklarında öldürüldüğü bir olay için, konsolosluğa girişte 20 gün beklenmiş. Cemal Kaşıkçı’da ise, cinayetin Türkiye’yi direkt ilgilendirdiği bir yönü olmadığı halde, hemen 8. gün, konsolosluğa girildi ve aramalar yapıldı..

 

“Bu kıyas, Anavatan Partisi ile AK Parti arasında. CHP ile ne ilgisi var” diyeceksiniz. 

 

Oraya da geliyorum..

 

İki vatandaşımızı öldüren Irak Konsolosluğunda ateşe unvanlı Ayad Faik Taha, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıyor ve Adalet Bakanı koltuğunda Seyfi Oktay’ın oturduğu 10.03.1992 tarihinde cezası kesiliyor.

 

Ceza ne mi?

 

Komik..

 

Önce 30 yıl hapis. Ardından haksız tahrik indirimi.. 

 

Konsolosluk binasının ikinci katındaki ataşe, bina dışındaki göstericiye otomatik silahla ateş ediyor.. İki vatandaşımızı öldürüyor.. Ve CHP’li Adalet Bakanı döneminde, haksız tahrik indirimi alıyor..

 

Durun, beceriksizlik, egemenliğin satışı ise, en kralından satışın hikayesi bitmedi..

 

Fail indirimli cezasını çekerken, Adalet Bakanlığı koltuğunda yine bir CHP’li olan Mehmet Moğultay’ın oturduğu dönemde, Irak ile anlaşma yapılıyor..

 

Ve..

 

Duy kemal, duy.

 

Duy, Kemal’in ortağı Meral, duy!

 

Egemenliğin devri diyorsanız, en kralı burda..

 

En inanılmazı burda..

 

İki vatandaşımızı, bizim toprağımızda otomatik silahla öldüren katilin cezası Türk cezaevinde tamamlatılmıyor, Irak’a veriliyor, “Senin cezaevinde infazı tamamla” diyoruz.

 

Kaşıkçı’da, kesilmiş bir ceza yok. Fail cezaevinde değil.. Ölen Türk değil, öldüren Türk değil..

 

Kılıçdaroğlu efeleniyor: “Hani egemenliğimiz?”

 

CHP’li Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay’ın Adalet Bakanlığı koltuğunda oturduğu dönemlerde, iki Türk’ü öldüren katil. Yakalanmış iken. Cezası bol kepçeden indirimli (16 yıla kadar indiriliyor) veriliyor. Katil, Türk cezaevinde iken, Irak’a veriyoruz..

 

“Cezasının geri kalan bölümünü, sizin cezaevinizde geçirmesine onay veriyoruz” diyoruz..

 

Haydi şimdi çıksın Kemal bey halkın huzuruna. Çıksın partisinin grubuna..

 

“Kaşıkçı davasında egemenlik hakkımız devredildi” desin.

 

Verdiğim Ayad Faik Taha örneğinin utancı altında kalmadan, Seyfi Oktay’ın-Mehmet Moğultay’ın, Iraklı katili nasıl koruyup kolladıkları ve sonra da kurtardıkları örneğimize rağmen konuşabiliyorsa, buyursun konuşsun..

 

Meral hanım da..

 

Girdiği CHP ittifakının, kendisini hangi rezil uygulamalara götürebileceğini düşünmeden yoluna devam edecekse, buyursun etsin..

Google+ WhatsApp