Siz bu halkın neyi oluyorsunuz?

Siz bu halkın neyi oluyorsunuz?


İki gündür önüme, AKP’li bir kadın vekilin açıklamaları düşüyor ve her okuduğumda başımı kaldırıp gayri ihtiyari soruyorum; 20 yıldır siyasi gücü ellerinde tutan bu kardeşlerimiz acaba halkın neresinde yaşıyorlar? Aramızda nasıl bir duvar var ki, birbirimizi göremiyoruz? Nitekim kadın vekil yakın tarihte vefat eden bir milletvekilinden bahsediyor ve “…sonradan öğrendim ki, vekilimizin Ankara’da bir aracı yokmuş, otobüsle meclise gidip gelirmiş” diyor ve halkın kullandığı ulaşım araçlarını kullanan vekili överken büyük bir şaşkınlığa kapıldığı her halinden belli oluyor. Kibrin tavan yaptığı bir dönemde bir vekilin halka katılması, halkın kullandığı araçları kullanması elbette takdir edilecek bir durum ve bu özelliği ile zihinlerde iz bırakan kardeşimizin mekânı cennet olsun ama kadın vekilin bunu olağanüstü bir durum olarak aktarmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Allah aşkına söyler misin bacım siz nerede yaşıyorsunuz? Halkla aranıza nasıl bir duvar ördünüz ki, onların her gün yaşadığı rutinleri kendinizden çok ötelerde görmektesiniz? Dünyanın en gelişmiş ülkelerini yöneten kişiler halkın kullandığı araçları kullanırken, semt pazarlarına çıkıp halkla birlikte alışveriş yaparken ve bu kişiler hayatlarını halktan biri olarak sürdürürken sizler hangi şartlarda yaşıyorsunuz ki bir vekilin halkın kullandığı araçları kullanarak işine gitmesine bu kadar yabancı kalmışsınız? Sizleri bu imkânlara taşıyan halka ne kadar uzaksınız? Bacım belki haberiniz yoktur isterseniz birkaç hatırlatmada bulunayım; dağların zirvesinden bakıp küçümsediğiniz halk sabahın erken bir vaktinde evinden çıkıp ağır koşullarda çalışıyor ancak ellerine geçen kazançla elzem ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyorlar. Faturaları ve kiraları ödedikten sonra geri kalan para ile bir ay boyunca patates tüketerek hayatlarını sürdürmeye çalışıyor ve üzerlerine yağan zam yağmuruna karşı direniyorlar. Hz. Ömer’in adaletini yeniden tesis edeceğiz deyip göz boyayan ve halkın oyları ile seçilen kardeşlerimiz onlarca ailenin rızkını bir saate, bir çantaya, bir araca, bir günlük tatile yatırırken insanlarımız günü kurtarabilmek için sadece kemer değil dişlerini de sıkıyorlar bacım… Ama anlıyorum ki sizler halkınıza o kadar yabancılaşmışsınız ki, onlarla bir araya gelmeyi, onların kullandıkları araçları kullanmayı bir lütuf olarak görmektesiniz… Lakin tevazudur insanı büyüten kibir değil. O nedenle şu saatten sonra doğru bir şey yapmak istiyorsanız başınızı aşağı eğip, halkın arasına katılın ve onların günü nasıl geçirdiklerini anlamaya çalışın. Birkaç saatliğine de olsa konforlu hayatlarınızdan uzaklaşıp sadeliği seçin, bu size bir şey kaybettirmez aksine kazandırır.

 

 

Görevini devrettikten sonra üniversitedeki işine dönen İran eski Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın otobüste halkla birlikte işine giderken çekilen fotoğrafı Müslüman halklar tarafından çok beğeni almış ve takdir edilmişti. Zira asırlardır, savaş ve yoksullukla mücadele eden Müslümanlar yöneticilerin lüks ve şatafat içinde yaşayıp halkları ile aralarına mesafe örmelerinden ciddi anlamda rahatsızlık duymaktalar. Kendileriyle yakın mesafede duran ve aynı hayatı paylaşan yöneticilerle ise duygudaşlık kuruyor ve onlara hayatlarında özel bir yer veriyorlar. Başta da dediğim gibi kibir insanı küçültür, tevazu ve sadelik ise büyütür.

Google+ WhatsApp