Siyasi gündem

Siyasi gündem


Son askeri şûra sonrası her kafadan bir ses çıkıyor. 2 gün sürmesi beklenirken, şûranın 2 saatte tamamlanması, sürpriz terfiler birçok soruyu beraberinde getirdi. O günden sonra yapılan atamalar konusunda da herkes bir iddiayı gündeme getiriyor. MSB ve MİT arasında eskiden beri yakın bir bağ var, ama şimdi, bugün konu ayrı bir anlam kazanmış gibi sanki.

 

Bir yandan Türkiye’nin siyasi açıdan geleceği üzerine ihtimal hesapları yapılıyor. Bir yandan Anayasa değişikliği konuşuluyor, öte yandan cumhurbaşkanlığına kimin aday olacağı. Bir yandan da yıllardır beklenen kapsamlı bir bakanlar kurulu değişikliği gündemde. Aslında bu arada kaç tane bakan değişti? Ulaştırma Bakanı, Aile Bakanı, Ticaret Bakanı, Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı değişti. 

 

Görünen o ki, “Seyfiye”, “Mülkiye” ve “Muhaberat” çevrelerinde son günlerde ciddi bir hareketlilik var. Bu hareketliliğe bağlı olarak da söylentilerin ardı-arkası kesilmiyor. Söylentiler bazan şüyuu vukuundan beter bir hale dönüşebilir. Bu duruma son vermek için daha açık, net, şeffaf olmak ve suali mukadderlere cevap vermek gerek.

 

Bitmek bilmeyen FETÖ davaları, sonuçlanan BÇG ve 28 Şubat davası, nerede başlayıp, nerede bittiği belli olmayan FETÖ’cülerin kurguladıkları Ergenekon, Balyoz davaları, yolsuzluk iddiaları insanların kafasını fazlası ile karıştırmış durumda. Bir yandan KHK’larla görevden uzaklaştırılmış sıradan memurlar, öte yandan; kendilerine dokunulmayan, FETÖ ile ilişkili olduğu halde itibar gören, dokunulmaz birileri.

 

Şimdi 28 Şubatçı generallerin içeri alınmaları, Ulusalcılarla varılan mutabakat açısından yeni bir pazarlık kapısının açılmasına sebeb olabilir. Birileri şimdiden anayasa değişikliği çerçevesinde genel affı pazarlık konusu yapma hazırlığında sanki. Mahkemelerde o kadar çok dosya var ki, media, mafia, sermaye, siyaset, bürokrasi, akademi, yargı, emniyet, istihbarat, Ağar, Peker, Çakıcı, Kuzu, Zindaşti, troller, finans, borsa, gümrük, vakıf, dernek, parti, oda, futbol takımı, her çevreden birilerinin “görülmemesi gereken dava dosyaları” var. Bu durum yargıya olan güveni ciddi anlamda zedelemiş durumda.

 

Yasama, yürütme, yargıda, sermaye, siyaset, bürokrasi, media ve STKlarda, Cemaat yapılarında ciddi sorunlar var ve bu iş uzun süre böyle devam edemez. Bu iş nasıl çözülecek bilmiyorum. Dünya, bölge, ülke şartları çok içaçıcı değil ve gelecek günler de çok fazla umut vaad etmiyor. Eğer bu iş bugünden kontrol altına alınmazsa herkes için bu işin faturası çok ağır olacaktır.

 

Tek sıkıntısı olan AK Parti değil, CHP, MHP, HDP, İyi Parti, say sayabildiğin kadar. AK Parti’den ayrılanlar, yeni oluşumlar, hemen hepsinin karın ağrıları var. Bu arada partilerden istifalar da başladı. Dernekler, Vakıflarda da durum farklı değil. Cemaat yapıları da hızla irtifa kaybediyorlar. Tv’ler rating kaybediyor, gazeteler tiraj kaybediyor.

 

Bana kalırsa AF sorun çözmez, aksine tartışma, karşılıklı suçlamalar, tehditler, şantajlarla daha da içinden çıkılmaz bir hal alır. 

 

Çünkü bu işlerin bir ucunda siyaset, öteki ucunda para, beri tarafta sermaye, bir başka ucunda yabancı servisler, derin yapılar ve mafia var. Bu iş bir yerde patlar, yine birbirine girerler. Korkarım infazlar yaşanır. Çünkü çok insafsızca, hoyratça, acımasızca işler oldu bu arada. Bu iş, bu saatten sonra ne kadar gecikirse, o kadar zorlaşır ve bedeli o kadar ağır olur. Bana göre süreci tersine işletmek de mümkün değil. Tamam acele edilmesin, ama bazı şeyler için geç kalındı.

 

Bu durumda yeni bir yönetim kadrosuna ihtiyaç var. Seçim sonrası alındığı söylenen mesajın gereği yerine getirilmeli. Yeni süreç kimler tarafından nasıl şekillendirilecek, bunun açıkça ortaya konulması gerek. Şunu yaptık, bunu yaptık, biz gidersek, ötekiler gelir, o zaman bugünü de ararsınız” gibi söylemler geri tepiyor artık. Sistem değişikliğine gidilecek mi? Erken seçim olacak mı? Seçim öncesi anayasa, seçim ve siyasi partiler yasasında değişiklik olacak mı? Bu süreci kim nasıl yönetecek. Erdoğan bundan sonra nasıl bir yol izleyecek. AK Parti’nin başına yeni bir isim gelecekse kim gelecek.

 

Bakın, bu süreç böyle devam edecekse, bazı partiler için yeni tartışma gündemi “Partiler varlığını ya da bütünlüğünü koruyabilecek mi?”, sırada yeni siyasi oluşumlar var mı, bu onlarca siyasi parti arasında nasıl bir seçim ittifakı olacak ve seçim barajı ne olacak. Türkiye seçime dar bölge ile mi gidecek ya da nasıl bir seçim sistemi olacak? sorusu olacak. Bu durum hemen hemen mecliste grubu olan bütün partiler için geçerli.

 

Temel soru ya da sorunlardan biri şu: 

 

AK Parti yeni dönemde nasıl bir rota izleyecek? 

 

Bu yeni rotayı kim yönetecek.. Farklı eğilimdekiler, ya da parti içindeki grublar, mesela “AK Parti içindeki FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler ve AKP’nin papatyaları” bu denklemde nerede duracaklar?

 

Bu işin yerel yönetimlere yansıması nasıl olacak. 2023 hedefleri ve bundan sonraki yol haritası nasıl olacak? Bunun dış politikaya yansıması nasıl olacak? Mesela Kanal projesi, Göçmen politikası ne olacak? Hepsinden acil ve önemli olan adalete güven, piyasaya güven nasıl tesis edilecek ve ülke bu CoVID belasından, GreatReset’çilerin TransHumanizm politikasının bir parçası olan NeuraLink’e giden yolda 5G ve “Starlink çetesi”nden yakasını nasıl kurtaracak!

 

Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp