Siyaset ve terör

Siyaset ve terör


Benim kitaplarımdan birinin adı da “Terörist kim”. Terörü anlamak istiyorsanız, önce teröristi tanımanız gerekiyor. “Terör” tek başına “gaye ve yöntemi, nihai hedefi” itibarı ile sorgulanan bir eylem. Ama genel anlamda “Kaybedilen kurtuluş savaşlarına ‘terör’, kazanılan terör eylemlerine ise ‘kurtuluş savaşı’ derler.

 

Allah (cc) bize “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın” derken bu konuya işaret ediyor olmasın sakın! Melek’le Şeytan’ı karıştırmamak gerek. 

 

Dışarıdan baktığınızda, kullandıkları araçlar ve eylem biçimi olarak çok fazla bir fark görmeyebilirsin. Sonuçta bu konuda vereceğiniz hüküm büyük ölçüde değer yargılarınızla ilgili sübjektif olacaktır. 

 

Eğer savaşan taraflar ölüme koşuyorlarsa bunun bir anlamı olmalı. Bu gerçeğin sadece bir kısmı. “Savaş”ı da “terör”ü de genel anlamda devleti yönetenler çıkarır. Terör “Özel harp”tir, “soğuk harp”tir, “psikolojik harp”tir, “vekalet savaşı”dır, “Kontrollü bunalım stratejisi”dir, “ötekileri birbirine kırdırmak için bir araç”tır. 

 

Birileri aynı ülkenin çocuklarının kanları ve gözyaşları üzerinden kendilerine servet ve iktidar üretmek istiyorsa böyle yaparlar. Dini (Mezhebi), etnik, ideolojik, politik (Ekonomik ve yönetimle ilgili), felsefi ve vijdani kanaat farklılıkları üzerinden insanları birbirine kırdırırlar. İşçi-patron, kadın-erkek, tüm farklılıklar çatışma sebebi olabilir.

 

Bakın bazı devletler kuruluştan “Haydut”dur. Ya da sonradan darbe ya da başka bir yolla haydutlar devleti ele geçirdiklerinde toplumu ve başka halkları ezerler. Allah namuslu insanları adil bir devletten mahrum etmesin. Zalimlere gelince o devlet onların başına Allah’ın cezasıdır. Devleti milletinin başına bela olmuş bir topluma başka bela gerekmez.  Bakın içine devletin ajanları sızmamış savaş, terör ve Mafia yoktur. İçinde devletin eli olmadan bu yapılar uzun süre yaşayamaz. Hatta bunları o devletler kurar ve yönetirler!. 

 

“Derin devlet” böyle bir şeydir. Aşı yapmak da böyle bir şeydir. Hasta olmamak için zayıflatılmış ve kontrollü mikrobu vücuda zerk edersiniz. Aşınızı başkası yapıyorsa, bugünkü salgın üzerinden tartışılan çerçevede işler karışır. Antibiyotik tedavisi de böyledir. Mikrobu öldürmek için icabında faydalı mikrobu da öldürürler. CHP zamanında Dersim’deki operasyon böyle bir operasyondu. Bugünkü Güneydoğudaki terörün köklerini biraz bu geçmişte aramak gerek.

 

Terörü diğer şiddet eylemlerinden ayıran şey nedir? “Siyasi” olması. Bir de siyasi gayesine ulaşmak için topluma korku salması. Gerçek hedefine ulaşması için herhangi bir kişiyi gözü kara bir şekilde hedef seçebilmesi. 

 

Hani kıyamet alameti olarak “ölenin niye öldüğü, öldürenin niye öldürüldüğünü bilmediği” bir çatışma. Siyaset olmadan ya da devleti ele geçirmek için hareket eden bir örgüt yoksa terörden söz edilemez. Siyasi maksadı yoksa eşkıyadır, Mafya’dır, katildir, zalimdir, öyle bir şeydir. 

 

İşin içine siyaset girdi mi birinin hain ilan ettiğini ötekisi şehid, birinin şehid ilan ettiğini ötekisi hain ilan eder. Oysa şehidlik dini bir kavramdır ve ancak Allah yolunda ve O’nun rızasına dayalı bir cihadla şehid olunur. 

 

Ötekiler kendi adamlarını “ulusal kahraman”, “demokrasi kahramanı” filan ilan etsinler. 

 

Kavramların içini boşalttığınızda, ortaya çıkan sonuç sadece propaganda amaçlı bir slogan şeklinde bir illüzyon için kullanılmış oluyor ve bu şekilde yapılan bir işten de bir medeniyet damıtamazsınız. En çok demokrasi, insan hakları, hukuk devletinden ve çevrecilikten söz ediyor. 

 

Onlara bakın; sadece sözlerine değil, ya da parmakları ile işaret ettikleri yöne değil, nereden geldikleri ve ayaklarının nereye gittiğine bakın, o zaman gerçeği anlarsınız. 

 

Magna Carta ya da Westefelya anlaşmasının, kilise, kıral, derebeyler arasında sömürü mirasının ve salınan vergilerin nasıl paylaşılacağı ile ilgili bir sözleşmedir bunlar. Hep yazıyorum, 1962’ye kadar hayvanat bahçelerinin yanında, insanlaşma aşamasını tamamlamamış maymunlar diye zenciler, kızılderililer, Tasmanya’lılar sergileniyordu. Kölelik Fransa’da 1848’de, ABD’de ise kanlı bir iç savaş sonrasında 1865’te kaldırıldı. En son köleliğin resmen sona ermesi 1980’de oldu. Kölelik resmen sona erse de, kölelik şartlarında bugün özellikle Afrika’da ve Asya’da yaşayan insanlar var. 

 

Çöplüklerden yiyecek bir şeyler aramak için çöpleri karıştıran insanlar, aslında batının ve onların yerli işbirlikçilerinin refah ve mutluluğunun harcını karıştırıyorlar.

 

Derin devlet, soğuk savaş, Özel Harp, Çekiç Güç, bunların hepsi terör örgütü idi aslında. BÇG’yi, FETÖ’yi, Emire Kalkancı’yı kim niçin örgütledi. Ya da PKK’yı, PYD’yi, DAEŞ’i, Halkın Mücahidlerini kim örgütledi. 

 

Filistin’in işgali sürecindeki daha sonra iktidar olan Siyonist terör örgütlerinin arkasında kim vardı! 30’a yakın ülkenin sınır, rejim ve iktidar yapılarını değiştirmekten söz edenler neden söz ediyorlardı ve bunu neden ve nasıl yapacaklardı. Kadife devrimler, Arap baharlarının arkasında ne vardı. 11 Eylül saldırısını kim gerçekleştirdi, Afganistan’ı, Irak’ı kim niçin ve nasıl işgal etti!? 

 

Batılılar ilk defa ülkelere sınır çizmiyorlar, ya da o ülkelerin rejimlerini ve iktidarlarını tayin etmiyorlar. Bunlar sadece Arabistan’da, Afrika’da değiller. Her yerdeler. İngiliz Milletler Topluluğunun 50 üyesi var. Afrika’da 30’a yakın ülkenin parası Fransız Merkez Bankası tarafından, Afrika Frangı adıyla basılır. Bağımsız gibi gözüken ülkelerin büyük bir bölümünün garantörleri ABD’dir, İngiltere’dir, Fransa’dır. Hollanda’nın, Belçika’nın sömürgeleri vardır. Almanya ve Japonya hâlâ işgal altındaki ülkedir. Güney Kore ve Kuzey Kore, Çin ve ABD’nin garantör olduğu ülkelerdir. Hangi bağımsızlık, hangi egemenlik, hangi demokrasi, hangi hukuk, hangi adalet?!. 

 

Türkiye bugünlere gelene kadar on yılda bir darbe olan bir ülke değil mi? Ulus devletin çoğu, BM Güvenlik konseyi daimi üyelerinden oluşuyor. ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya.. Hepsi de demokrasi ve özgürlük vaad ediyordu güya! 

 

Birileri mazlum milletlerin gençlerinin kanları ve gözyaşları üzerine iktidar ve servet edinmek için onları birbirine kırdırdılar, onlara silah verdiler, terör örgütleri organize ettiler. 

 

Güya hep terörü örgütlediler ve 6. Kol faaliyetleri, Soğuk harp taktikleri ile dini, etnik, ideolojik, politik, felsefi ve vijdani kanaat farklılıkları üzerinden terör estirdiler. Bunun adı toplum mühendisliği idi. Eğitim ve media bu kanlı senaryonun aracı oldu. 

 

Bu kavganın adı “Kontrollü bunalım stratejisi” idi. Dün bunun adı “Vekalet savaşları” idi. Şimdiki adı Grip savaşları!?

 

Bundan sonrası için dikkat edelim. Ülkemiz, bölgemiz hedefte. Bu Şeytani örgütlerin hedefinde dünya var. Bazı gerçekleri daha fazla ve açık şekilde anlatmaya gerek var mı. Anlayın işte. 

 

Şeytan bu aylarda fazla mesai yapacak. Şeytan sadece sıradan insanlarla ilgilenmiyor, Media, Mafia, sermaye, siyaset, bürokrasi, sivil toplum, akademi üzerinden giderse toplumu daha kolay ifsad edeceğini biliyor, onun için öyle yapıyor. Şeytanın hilelerine karşı İlahi uyarılar için Kitaba bakın, Resulullah’ın ümmetine uyarılarına bakın. 

 

Unutmayın ki biz, hatemünnebi olan, ahir zaman Peygamberinin ümmetiyiz. 

 

Selâm ve dua ile.

Google+ WhatsApp