Şimdi de Başağa’dan darbe teşebbüsü

Şimdi de Başağa’dan darbe teşebbüsü


Libya’da küresel güçlerin ve Arap dünyasındaki dikta rejimlerinin desteğiyle hakimiyeti ele geçirme savaşını sürdürmeye çalışan Halife Hafter de 2014 yılında başkent Trablus’u ele geçirmek için iki kez darbe teşebbüsünde bulunmuştu. Hatta birincisinde, fitne örgütünün arkasında duran Suudi Arabistan darbenin başarılı olacağını kesin gibi gördüğü için ona bağlı medya organları Hafter’in adamlarının harekete geçmesinin hemen ardından, onun Trablus’ta kontrolü ele geçirdiği, Meclis binasına girdiği, yönetime el koyduğu vs. yönünde çok iddialı haberler yayınlamışlardı. Ama bekledikleri olmadı. Hafter’in adamları hiçbir şeyin kontrolünü ele geçiremedikleri gibi zelil bir şekilde kaçmak zorunda kalmışlardı. 

 

İkinci darbe teşebbüsünde Suud medyası ve onunla aynı çizgideki diğer medya organları biraz daha dikkatli olmayı, suyu görmeden paçaları sıvamamayı, olayların seyrini takip ederek gelişmelere göre haberler yayınlamayı tercih ettiler. Çünkü birinci teşebbüslerinde Hafter ile birlikte kendileri de çok fena rezil olmuşlardı. 

 

Hafter’in ikinci darbe teşebbüsü de başarılı olamadı ve adamları yine zelil olarak kaçmak zorunda kaldı. 

 

Sonra 2019 yılında, yine dikta rejimlerinin verdiği paralarla Afrika ülkelerinden topladığı paralı militanları kullanarak, Rusya’nın Wagner şirketinin ve Fransa’nın gönderdiği uzmanların ve askerlerin strateji destekleriyle Trablus’u silah gücüyle ele geçirmek istedi. Ama bu kez Türkiye’nin Trablus’taki yönetime sağladığı destek oyunlarını bozdu ve Hafter yine amacına ulaşamadı. Sonrasında Trablus’taki hükümetle bir anlaşma yapmayı kabul etmek zorunda kaldı. 

 

Fakat seçimin yaklaşmasına doğru uygun bir seçim yasası çıkarılması için uzlaşmaya yanaşmayarak anlaşmayı bozdu ve dünyevi çıkarlar karşılığında itibarını pazara çıkaran Fethi Başağa’ya paralel bir hükümet kurdurdu. 

 

Başağa, hükümeti kurmasından sonra, Tobruk’taki Temsilciler Meclisi’nin kendi hükümetini tanıdığını iddia ederek Trablus’taki devlet kurumlarının kendisine devredilmesini istedi. Oysa anlaşmaya göre Ulusal Birlik Hükümeti geçiş dönemi için kurulmuştu ve bu dönemde Trablus’taki hükümet ile Tobruk Temsilciler Meclisi karşılıklı olarak birbirini tanımışlardı. Bir tarafın tek başına hareket etmesi anlaşmanın bozulması anlamına geliyordu. Dolayısıyla Başağa’nın kurduğu paralel hükümetin anlaşmaya göre bir meşruiyeti yoktu. Ama, arkasındaki fitne hareketinin yönlendirmesiyle birtakım taktikler uygulamak istemişti. 

 

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’nin, anlaşmaya aykırı bir şekilde oluşturulan paralel hükümete yönetimi devretmeyeceğini açıklaması üzerine de Başağa, herhangi bir karışıklığa sebep olmamak için çalışmalarını Sirte’den yürüteceğini söylemişti. 

 

Ama sonrasında yine sözünde durmadı ve kurduğu hükümetin arkasında duran fitne örgütünün ağası Hafter’in yönlendirmeleriyle Trablus’u ele geçirerek bir darbe gerçekleştirmek amacıyla, 17 Mayıs Salı gecesi bir teşebbüste bulundu. 

 

Trablus’un kapılarına dayanmasıyla birlikte, aynen Hafter’in 2014’teki birinci darbe teşebbüsünde olduğu gibi kontrolü ele geçirmiş gibi hava estirmeye, halkın kendisine büyük destek verdiği yalanlarını savurmaya başladı. Ama Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti’nin askerlerinin karşısına çıkması üzerine çok fazla direnemedi ve kuyruğunu toplayıp kaçmak zorunda kaldı. Ama ne yazık ki onun bu teşebbüsü yine karışıklığa ve kan akmasına sebep oldu. Sonra da çalışmalarını Sirte’den yürüteceğini söylemeye devam etti. 

 

Hafter’in seçim yasası çıkarılması konusunda uzlaşmaya yanaşmamasının sebebi, dürüst ve gözlenebilir bir seçim yapılması durumunda kendisinin iktidarı elde edemeyeceğini bilmesiydi. O yüzden anlaşmayı bozarak yeniden fitne politikasını devreye sokma ihtiyacı duydu. 

 

Onun bu politikaya dönebileceği önceden tahmin ediliyordu. Çünkü daha önce kabul ettiği anlaşmaların da hiçbirine uymamış ve her keresinde oyun bozanlık yapmıştı. Ne yazık ki Fethi Başağa da onun bu kirli politikasına alet olarak halkına ihanet etmektedir.

Google+ WhatsApp