Sihirli Değnek

Sihirli Değnek


 

Hiç kimse annesinden bir inanca sahip olarak doğmaz. ‘İnanç’ veya ‘inançsızlık’ sonradan edinilir.

 

‘İnanç’ denilen şeyde etken olan; bilgiden ziyade kişinin İKNÂ olmasıdır.

 

Hangi türden olursa olsun ve bilgi seviyesi ne olursa olsun bir insanın bir şeye inanması için “akıl, irade, temyiz, seçme, korkma, sevme vs.” gibi sahip olduğu insânî yetiler yeterlidir.

 

Aslına bakılırsa sorun tam da bundan sonra başlamaktadır. Çünkü kişinin bir şeye imân etmesi çok kolaydır ama o imânını sürdürebilmesi çok zordur.

 

Kişinin o imânını sürekli hale getirebilmesi için imân ettiği şeyin o kişinin imân ettikten sonra yaşayacağı olaylarda veya edindiği bilgilerde ona yeterli gelmesi, karşılaştığı sorunları çözmede başarı göstermesi gerekmektedir.

 

Edinilen her bilgide kişiyi açmaza götüren, bilgiyi kapsamada ve o bilgiden kaynaklanan soruları cevaplamada üstünlük göstermeyen bir inanç asla sürdürülemez.

 

Kişinin hayatında karşılaştığı zorlukları aşmasında başrolü oynamayan, sorunları çözmesinde en dominant unsur olmayan bir imân asla sürdürülemez.

 

İmân edilen şeyin imân edilme değerini ispat etmesi, imân etmekle o kişiye yanlış yapmamış olduğunu göstermesi gerekmektedir.

 

Buna şöyle bir örnek verelim... Komünizm mutlak bir adalet sağlama iddiası ile ortaya çıktı ve çok kısa bir zaman içinde felsefenin F’sini bile bilmeyen çiftçiler, köylüler, işçiler kısaca proletarya komünizme İMÂN etti ama sorunları çözmede yetersiz kalan komünizm kendisine imân edenleri hep hayal kırıklığına uğrattı... Sonuçta komünizmi kuran bizzat proletaryanın kendisi ondan vazgeçti.

 

Tam bu noktada şöyle bir itiraz gelebilir: “İyi ama komünizmin başarısızlığı diye bir şey yoktur, tam tersi komünizmin düzgün uygulanmamasından kaynaklanan bir başarısızlık vardır. Dolayısıyla bu, komünizmin değil ona sâdık kalmayan insanların başarısızlığıdır.” Bu itiraz çok haklı ve yerinde bir itirazdır.

 

Nasıl ki müslümanların başarısızlığı İslâm’a mâl edilemez ise komünist olduğunu iddia edenlerin başarısızlığı da komünizme mâl edilemez.

 

Bu durumda İMÂN edilecek şey hususunda iki durum ortaya çıkmaktadır:

 

1- Bir şeye imân edersiniz ve inandığınız o şeyin sizin bütün ihtiyaçlarınızı karşılayacağına PEŞÎNEN inanırsınız... Bu noktada, inandığınız şey siz yaşadıkça, olaylarla karşılaştıkça ya sizdeki o imânı pekiştirip sağlamlaştıracak ya da sizi ondan vazgeçirecektir. Yani imân ettiğiniz şey ya tam bir hayal kırıklığı ya da tam bir güven oluşturacaktır.

 

2- İmân edilecek şeyin imân edilmeye değer bir şey olduğunu bilgi olarak bilirsiniz ama onun zaman içinde üstün gelmesini, sorunları çözmesini görmek istersiniz yani ona “Sana inanacağım ama hele kendini bir göster.” demiş olursunuz.

 

Allah’ın kitabı haricinde inanılacak şeylerin tamamı ÖNCE İSPAT sonra İMÂN isteyen şeylerdir. Fakat Allah’ın kitabı önce imân sonra İSPAT edilmeye lâyık tek şeydir. Bu da her aklı olanın çok kolay bir şekilde kavrayabileceği SÂDE bir temel üzerine binâ edilir...

 

ÇÜNKÜ ALLAH KUSURSUZDUR

 

Yüce Allah’ın kitabına olan güven; onu tebliğ eden resûl, onu getiren Cebrail, onu okuyan âlim üzerinden olmaz ve asla da olmamalıdır.

 

Allah’ın kitabına olan GÜVEN; onun ALLAH’IN KİTABI olmasındandır... Cebrail’e, Mele-i A’lâya, meleklere olan imânımız bu kitaptan dolayıdır. Yani onlara bakıp kitaba değil, kitaba bakıp onlara imân ederiz.

 

Bu kitap olmadan ne resûllerin ne meleklerin ne cebrailin ne de ahiretin bir anlamı vardır. Fakat bu kitap olmasa bile yaratılmış âyetler ALLAH’ı anlamlı kılmaya yetmekte ve hatta fazla bile gelmektedir. Çünkü varlığın tamamı ALLAH’I GÖSTEREN ÂYETLERDİR.

 

Ama varlığın içinde Cebrail’i, resûlleri, melekleri gösteren tek bir âyet yoktur. Onları gösteren âyetler Kur’an’ın içindedir.

 

Eğer Yüce Allah kitap göndermemiş olsaydı bizim onlar hakkında sahih bir bilgiye sahip olmamız imkânsızdı. Hatta haberdar olmamız bile imkânsızdı.

 

Bu yüzden kendileri hakkında Yüce Allah haber vermez ise haberdar olunamayacak şeyler/kişiler ancak Allah’ın kitabı ile değer kazanır, hiçbiri de Allah’ın kitabına değer katamaz. Bu noktada Kur’an’ın her şeye yeten bir kitap olduğuna ya imân edilir ya da bir köşeye kurularak küstahça “Hele bana her şeye yeten bir kitap olduğunu ispatla, ondan sonra senin her şeye yeten bir kitap olup olmadığına karar verir imân ederim.” denilir.

 

Yüce Allah’ın güvenilir bir İlâh olduğunu anlamak için tek satır Kur’an bilmeye gerek yoktur. Buna imân etmek için etrafımızı saran milyonlarca varlık yeterlidir. Taşa dönüşmemiş bir kalp ve göz sahibi olmak yeterlidir.

 

Tam burada Ya Allah’ın insanlığa KİTAP gönderip kılavuzluk eden bir İLÂH olduğuna imân edersiniz veya etmezsiniz. Aslında mesele bu kadar basit ve sâdedir. Bundan sonrasında imân edilmezse zaten o kişi bu yazının konusu değildir. İmân edilirse iki durum söz konusudur:

 

Yaşadıkça, sorunlarla karşılaştıkça her şeye yettiğine inandığınız kitap ya sizi ne kadar isabetli bir şeye inandığınız konusunda daha da iknâ edecek ya da zaman içinde sizi hayal kırıklığına uğratacaktır.

 

Her şeye yettiğine PEŞÎNEN imân ettiğiniz kitabın yaşamda karşılaşılan sorunları çözmede başarısız kalması, ihtilâfları gidermede doğru önermeler getirmemesi, karanlıkları aydınlatmada sönük kalması elbette ki tam bir hayal kırıklığı olacaktır.

 

Üstelik bu hayal kırıklığı kitaba duyulan bir hayal kırıklığı değil, Allah’a duyulan bir hayal kırıklığı olacaktır. Yani kitabın başarısızlığı ne resûllerin ne Cebrail’in ne meleklerin ne de Mele-i A’lâ’nın hânesine yazılacak bir başarısızlıktır; bu, Yüce Allah’ın hânesine yazılacak bir başarısızlık anlamına gelecektir.

 

Her şeye yeten bir kitap göndermemenin, akıllı ve iradeli varlıklara kılavuz olacak evsafta olmayan bir kitap göndermenin kusuru Allah’ın kusuru olacaktır...

 

Bu kitabın PEŞÎNEN eksik bir kitap olduğunu kabul etmek ama daha sonrasında bu kitabın eksiksiz bir kitap olduğu sonucuna çıkmak hayal kırıklığı değil, GÜZEL BİR SÜRPRİZ olur... Ama eksiksiz bir kitap olduğuna peşînen imân ettikten sonra eksikliklerle karşılaşmak tam bir hayal kırıklığı olacaktır.

 

İşte tam bu noktada “KUR’AN’I KUR’AN ile anlamak” birçok metodun içinden seçilen bir okuma metodu olmanın çok ötesine geçerek İMÂN edilen bir şey hâline gelmektedir. Çünkü “Kur’an’ı Kur’an ile anlama”nın temelinde Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olduğuna PEŞÎNEN duyulan bir imân vardır.

 

İşte “Kur’an’ı Kur’an ile anlamak” ya bizi tam bir hayal kırıklığına uğratacaktır ya da öğrendikçe ayağımızı sağlamlaştıran bir imân olmaya devam edecektir. Yani SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR İMÂN OLMAYA DEVAM EDECEKTİR.

 

Bu iki durumdan hangisine uğrayacağımız tamamen Kitab’ın başarısına bağlıdır. Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olduğuna PEŞÎNEN imân etmek beraberinde çok büyük bir beklentiyi getirecektir ve getirmelidir de...

 

Eksiksiz olduğuna peşînen imân edilmiş bir kitaptan tüm sorunları hem de eksiksiz bir şekilde çözmesini beklemek zaten olması gereken doğal bir durumdur.

 

Tam bu noktada “Ben Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olduğuna imân ettim, öyleyse sihirli değnek gibi her şeyi bir anda güllük gülistanlık etmesi gerekir.” şeklinde bir söylemin ve beklentinin içine girmek aptallıktan öte bir şey olacaktır.

 

Çünkü Kuran’ın eksiksiz bir kitap olduğunu kuşatmak için her şeyden önce EKSİKSİZ BİR ANLAMA YETENEĞİNE SAHİP OLMAK GEREKMEKTEDİR.

 

Kur’an’dan, eksiksiz bir kitap olduğunu sihir yaparak göstermesini beklemek hem zulüm hem de akılsızlık olacaktır.

 

Çünkü Kur’an eksiksiz bir kitaptır ve kılavuzu olmaz ise her durumda eksik kalacak insanı eksiksiz düşünmeye götürme iddiasındadır.

 

İnsanın biriktirdiği kişisel veya genel MÜKTESEBÂTIN Kur’an’ın değerini ortaya çıkarmak için yeterli ölçeğe sahip bir TERÂZİ olarak görülmesi Kur’an’a yapılacak en büyük haksızlık olacaktır.

 

Çünkü insanın TERÂZİ diyerek düşüncelerini kendisinde tarttığı sistem eksiksiz olsaydı insanın hiç hata yapmaması, hiç günah işlememesi gerekirdi.

 

Eğer şu yeryüzünde geçmişte veya günümüzde “BEN HİÇ YANILMADIM, BEN HİÇ UNUTMADIM, BEN HİÇ HATA YAPMADIM.” diyen biri varsa ONUN ZATEN KUR’AN’A İHTİYACI YOKTUR demektir.

 

Kendim üzerinden örnek verecek olursam...

 

Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olduğuna PEŞÎNEN imân etmiş biriyim. Bugüne kadar yaptığım Kur’an okumalarında Kur’an’ın bir eksikliğini göremedim, bulamadım. Bu yüzden her Kur’an okuyuşum benim PEŞÎNEN yaptığım bu imânın ne kadar iknâ edici olduğunu ispatladı.

 

Kur’an’dan; kafamdaki yanlış düşünceleri, gönlümdeki yanlış hisleri bir dokunuşla düzelten sihirli bir kitap olmasını hiç beklemedim.

 

Çünkü burada sorun teşkil eden şey Kur’an’ın eksiksiz bir kitap oluşu değil BENİM EKSİKLİKLERLE DOLU BİR VARLIK OLMAMDI.

 

Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olduğunu sihirli değnek gibi göstermesinden değil, EKSİKLERİMİ TAMAMLAMASINDAN ANLADIM.

 

Beni kendisinden başkasına muhtaç bırakmamasından anladım.

 

İşte bu noktada “Kur’an’ı Kur’an ile anlamak” denen şeyin metotlar arasında duran bir metot değil, İMÂN edilmesi gereken temel dayanak olduğunu da kavradım.

 

Çünkü Kur’an’ın insanın eksiklerini tamamlayan mükemmel bir kitap, insanı karanlıklardan aydınlığa çıkaran sönmez bir NUR, tüm hastalıkları tedavi eden müşfik bir ŞİFÂCI olduğunu anlamanın “Kur’an’ı Kur’an ile anlamak”tan başka bir yolu yoktur.

 

Ve bu bir tercih değil, BİR ZORUNLULUKTUR.

 

Burada bir sorunun doğru sorulması gerekmektedir.

 

Mümin olduğunu iddia edenlere “KUR’AN EKSİKSİZ BİR KİTAPTIR, KUR’AN HER ŞEYE YETEN BİR KİTAPTIR!” dediğimizde onlar fal taşı gibi açılmış gözlerle biraz da bizim böylesi bir “saçmalığa” inanıyor olmamıza acıyan gözlerle bakarak gayriihtiyârî ağızlarından şu soruyu çıkarıyorlar: “Bu kadar küçük çaplı bir kitap nasıl olur da her şeye yeter? Yazılması 1400 yıl önce bitmiş, donmuş bir kitap nasıl olur da durmadan ilerleyen ve gelişen insana yeter?” Bu soru şeytanın sorusudur. Bir mümin için asıl sorulması gereken soru şudur: “KUR’AN VARKEN İNSAN TÜRÜ NASIL OLUR DA BU KADAR SAÇMALAR? NASIL OLUR DA KENDİ KENDİNİ BU KADAR KOYU KARANLIKLARA MAHKÛM EDER? NASIL OLUR DA KUR’AN GİBİ BİR KİTAP VARKEN BU KADAR SAPITIR?

 

Kur’an’ın her şeye yeten bir kitap olduğunu anlamak için ONU GÖNDEREN’E DİKKAT ETMEK yeterlidir.

 

Vesselâm.

Google+ WhatsApp