Şiddet bir zayıflık belirtisidir

Şiddet bir zayıflık belirtisidir


İki arkadaşı tarafından ağır şekilde darp edilen Elif’in cesedi uçurumun kıyısında bulundu. Genç kızın şaibeli ölümünün arkasındaki sır perdesi aralanmaya çalışılırken, son yıllarda tehlikeli boyutlara ulaşan şiddet ve akran zorbalığı yeniden tartışmaya açıldı. Ne yazık ki seküler kültürün ıssız ve insansız atmosferinde kendilerine bir hayat arayan bu çocuklar, şiddeti kendilerini ifade edebilecekleri bir güç olarak görüp, suça meyilli hale geliyorlar.

 

Annenin ifadelerinden ve canilerin WhatsApp yazışmalarından anlaşıldığına göre Elif’i ağır şekilde darp eden, saçlarından tutup yerden yere vuran o kız olayı planlayıp, kurbanını sabahın erken bir saatinde aramış ve ikna etmiş, arkadaşıyla yaptığı görüşmelerinde ise onu tenha bir yere götürüp darp edeceğini belirtmiş.  Kurbanına şiddet uygularken görüntülenmesini isteyen kız, belli ki bu tavrının akranları arasında kendisine güç kazandıracağına inanıyor ve Elif’i tuzağa düşürüp ağır şekilde darp ediyor. Şiddeti bir güç olarak gören ve zayıfları ezerek varlık gösterebileceğine inanan genç birey ve onun izinde yürüyen onlarca çocuk ne yazık ki sokaklarımızda tehlike saçıyor. Vicdani hassasiyetlerini kaybeden ve eylemlerinin sonucunu muhakeme edemeyen genç bireyler kaba kuvveti bir araç olarak görüyor ve sürdürüyorlar. Oysa şiddet bir güç değil aksine zayıflık belirtisidir, kendilerini normal şekilde ifade edemeyen anti sosyal kişilerin başvurdukları patolojik bir yöntem, ilkel bir tavırdır.

 

Uçurumun kıyısında iki kız tarafından darp edilen Elif, az sonra hayata veda edeceğinin farkında değil, annesinin özenle taradığı saçlarını caninin ellerinden kurtarmaya çalışıyor fakat muvaffak olamıyor. İki kız onu ağır şekilde darp ederken iki adam acının, çaresizliğin ve ölümün resmini çekiyor. O görüntüler şiddetten zevk alan, şiddeti bir güç olarak gören bir neslin hayata ve insana bakışını yansıtıyor ve sokaklarımızda kol gezen tehlikeye işaret ediyor. Z kuşağı olarak tanımlanan bu çocuklar “ben” duygusu ile hareket ediyor ve muhatabına karşı hiçbir merhamet hissi taşımıyor. Acıma duyguları yok, farklılıklara tahammülleri yok, kardeşlik, dostluk gibi değerleri hiç tanımıyorlar, kaba kuvveti güç olarak görüyor ve grup içinde bu yönleri ile öne çıkmak istiyorlar.

 

Elif’in ailesi yaşadıkları ağır travmaya rağmen, Anadolu kokan tavırlarından ve duruşlarından ödün vermiyor; anne, kızını darp eden caniye ismi ile hitap edip “nasıl kıydın” diye soruyor,  baba kızı ile ilgili duygularını aktarırken hıçkırıklara boğuluyor fakat ne yazık ki böyle bir ailenin gölgesinde büyüyen Elif, dış dünyaya açıldığında bambaşka bir iklimle karşılaşıyor ve şiddet odaklı arkadaşların kurbanı oluyor.

 

Arkadaşları tarafından şiddete maruz kalan ve cesedi uçurumun kıyısında bulunan Elif’in durumu sıklıkla dillendirilen akran zorbalığının ulaştığı tehlikeli boyutlara işaret ediyor. Kıyıda kalan ve seslerini duyuramayan birçok kurbanın olduğunu tahmin etmekte güçlük çekmiyoruz ve endişelerimiz artıyor, bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğini ise merakla bekliyoruz. Elif’i tuzağa düşüren bu caniler hak ettikleri cezayı almalıdırlar. Bunu önemsiyoruz,  zira hukukun buradaki tavrı caniler için caydırıcı olacak kurbanların ise yüreğine su serpecektir.

 

Hikayesi uçurumun kıyısında sona eren Elif, cinayete mi kurban gitti ya da şiddetten kaçarken uçurumdan mı düştü belirlenmeli ve onu kurban seçenler ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Caniler adalet önünde hesap vermezlerse, vicdani hassasiyetleri gelişmemiş, insanlaşamamış ağır kişilik bozukluğuna müptela olan gençler bundan cesaret alıp içlerindeki canavarı meydana çıkarmaktan kaçınmayacak ve dehşet saçmaya devam edeceklerdir. O nedenle bu davanın seyri oldukça önemli.

Google+ WhatsApp