Şeytanın kelime oyunları/2

Şeytanın kelime oyunları/2


Mürşidi şeriat olmayanın mürşidi şeytan olur. Şeytan ne ister, ne yapmamız işine gelir, başarılı olmak için neleri kullanır, nelerden haz etmez, hangi tür eylem ve söylemler şeytanidir… İtiraflarını kendisinden dinleyelim, ibret alalım;  “- İkilik olmazsa ‘ben’ var olamam. Bunun için hep ayırımı körüklerim. Ayırım da yetmez. Unsurların birbirine düşman olmalarına çalışırım. Benim esas düşmanım insandır. Onun benden üstün olamayacağını kanıtlamaya and içtim. İnsana insanlığını unutturmak vazifemdir. İnsanın ruhunu besleyen damarları körelterek ona toz topraktan öte bir kıymeti olmadığını telkin etmeye uğraşırım. Kendine inancını yitirmesiyle Yaradan’a inancını yitirmesi aynı kapıya çıkacaktır, benim kapıma…

 

- Her şey benim elimde bir silaha dönüşebilir, keza en çok ilim bende var. Tüm peygamberleri tanıdım, tüm kitapları bilirim. Her kılığa girerim. Aracı amaç gibi gösteririm. İki doğrunun yanına ustaca bir yanlış katıp ayağınızı kaydırabilirim. Aklın yarısı bana hizmet eder, oradan hep konuşurum, şüphe ve vesvese veririm. Bakarsınız sizi güç ile büyülerim, ya da sağlığınızı bozarım, sevdiklerinizi çalarım, sizi korkutur, umutsuzluğa, isyana sürüklerim. Kalbinizin sesini duymamanız için elimden gelen gürültüyü yaparım. Teslim olana dek sizinle uğraşırım.

 

- İnsana kibir aşılamak en etkili yöntemlerimdendir. Onun kibrini kâh övgüyle kah yergiyle körüklerim. Yeter ki kendini ötekinden ayrı görsün, hep kendiyle meşgul olsun. Kendini üstün görürse diğerlerini değersiz bulacak, zalim olacaktır. Kendini alçak görürse haset edecek, kıskanacak, karamsarlığa kapılacak, yine zalim olacaktır. İnsanın kendine zulüm etmesi yeterlidir, ama herkese zulüm etmesi daha da iyidir. Bunun için mesela ‘adalet’ kavramını kullanır, deforme ederim, yargılayıp, ceza vermeye hakkı olduğunu insana fısıldar, işine geldiği gibi hüküm vermesi için kılıflar uydururum. Anlayış ve merhamet duygularını zayıflık gibi algılatırım. Yanlışa alkış tutar, yanlışı popülerleştirir, moda haline getiririm.

 

- Sizi uyuşturmak için dünya dolusu cephanem vardır. Kavramların içini boşaltır, mal biriktirmeyi başarı, şehveti aşk, boş hayalleri cennet, tembelliği rahat, acıyı zevk, putperestliği din gibi gösterebilirim. Bir hapla mutluluğu vadederim ve sizi yavaş yavaş kölem yaparım.

 

- Ne zaman bir toplumda refah, sevgi, bilgelik, faydalı üretim, inanç yükselişe geçen değerler olmaya başlar, hemen dikkatimi oraya yöneltir, o düzeni bozmak için gayretimi arttırırım. Bir yere saldıracağım zaman mümkünse önce kalbe ve başa saldırır, ölümcül darbeyi hemen vurmayı isterim. Bir toplumun kalbi yüksek manevi değerler sergileyen kişilerde atar, onların ortamını bozmak, öğretilerini yozlaştırmak, hatta ayıplı hale getirmek, kitleleri bu gibi zatlara düşman etmek faydalıdır. Ardından başa vurma zamanıdır. İnsanlar duyguları manipüle edilerek kolaylıkla bindikleri dalı kesebilir, pire için yorgan yakabilirler, sonuçları düşünemeyecek kadar sersemleşirler. Toplumu manevi önderlerden ve güçlü bir liderden yoksun bıraktığımda gerisi kolaydır. Denize düşen yılana sarılacaktır. İnsana değer vermeyen bendendir.

 

- İnsanların Allah’ın sevgisine layık olmadıklarını kanıtlamak için onları kendi rızalarıyla hayırlı yoldan uzaklaştırmak lazımdır. Bunun için dinin rehberliğini kötü göstermek adına dindarların içine sızarım. Hele sonunda din adına hareket eder gibi gözüken ve “doğrusu benim yolum” diyen grupları birbirine düşürür, rezil edersem halk sonunda “demek din kötü bir şeymiş” diye düşünmeye başlar. Böylece kuruyla beraber yaş da yanacağından gerçek dindarlardan da kurtulurum.” 

 

Allah’ın dünyasında Allah’ın diniyle idare olunmaya müsaade etmeyen, İslâm’ın değerleriyle mukayyed kalmayı gereksiz görenler adeta şöyle diyorlar: “Şeytan olmanız insan olmanızdan daha iyi, hem cehennem çok eğlenceli… Haydi, oraya gidelim…” diyorlar. Müslümanların coğrafyasında kelimelerin kıyamı yerine kelimelerin kıyımı hüküm sürmektedir. Tevhid aşısı yapılmamış kelimelerle nesiller tüketilmektedir. Müslümanlar olarak dinimizden akıp gelen kelimelerimize sahip çıkmamız, dinimize, imanımıza, namusumuza ve vatanımıza sahip çıkmamız kadar önemlidir.

 

Allah’ın adını ya da dinini istismar ederek insanları ‘Allah ile Aldatma’ işi, şeytanın kelime oyunlarındandır. Asrımızda küresel emperyalistlerin ve bölgesel işbirlikçilerinin bilinçli ve kasıtlı olarak “Allah ile aldatıp” saptırma projeleri ve bunları bilinçli olarak yaymaya çalışanlar şeytanın kelime oyunlarıyla oyalama, saptırma kategorisine girmektedirler. Bu bağlamda, “Ilımlı İslâm”, “Amerikan İslâm’ı”, “Avrupa İslâm’ı”, “Demokratik İslâm”, “Liberal İslâm”, “Sosyalist İslâm”, “Türk-İslâm Sentezi” ve tüm “Statüko Dinleri” ve bunları oluşturup yaymaya çalışanlar, şeytanın kelime oyunlarıyla insanları saptırma misyonunu devam ettirmektedirler. İslâmî kelime ve kavramları kullanarak bâtıl sistem ve ideolojileri kitleler nezdinde İslâmi gösterip meşrulaştırmak, şeytanın kelime oyunlarına kurban gitmektir. 

Google+ WhatsApp