Sevgiyi ertelemeyin

Sevgiyi ertelemeyin


Salgın hastalık sosyal hayatımızı bütünüyle etki altına aldı. Bu sancılı süreçte akraba, komşu ve arkadaş ziyaretlerini sınırlandırarak olası tehlikelere karşı önlem almaya çalıştık. Yoğun bir korku pompalandı ve kendimizi bir tehlike çemberinin içinde hissettik. Çocuklarımıza sarılmaktan, anne babamızla yan yana gelmekten, dostlarımızla oturup hasbıhal etmekten kaçındık. Dünya bir kalbur gibi sallandı ve binlerce insan o kalburdan süzülerek sevdiklerine veda etti.

 

Bulaş endişesi ile ziyaret edemediğimiz yakınlarımızın ölüm haberi yüreğimize bir hançer gibi saplandı ve keşkelerimizle teselli bulmaya çalıştık. Anı yaşamak ve ona göre hareket etmek söylemine yakın duran biri değilim ancak “anın” içinde büyük fırsatlar barındırdığına inanıyorum. O yüzden sevdiklerimizle bugün geçirebileceğimiz vakitlerin yarınlara ertelenmemesi gerektiğine inanıyorum.

 

Yakınlarımızla sohbet ederken, birkaç yıl öncesine gidip iç geçiriyor ve hele şu virüs bir gitsin yine bir araya gelir sohbet ederiz deyip, hayırlı temennilerde bulunuyoruz. Fakat virüs ne zaman gidecek? Ortam sakinleştiğinde sevdiklerimizin kaçı hayatta olacak? Zaman neyi getirecek, neyi götürecek bilme şansımız yok. O yüzden iyi şeyleri ertelemekten ve sevdiklerimizle geçireceğimiz vakitleri yarınlara bırakmaktan şiddetle kaçınıp, bugünün farkına varabilmeliyiz. Yarınların nelere gebe olduğunu bilemeyiz, bugüne dönüp, sevdiklerimizi aramalı, kırdığımız gönülleri onarmalı, yakınlarımızla helalleşmeli ve vicdanımızın yükünü hafifletmeliyiz.

 

Siz siz olun sevgiyi ertelemeyin, şartlarınız ne olursa olsun iyilik biriktirin, dünyanın bir konaklama mekânı olduğunu unutmayın ve başınızı toprağa eğip tevazuda buluşun.

 

Sevgiyi yarınlara bırakmayın zira yarın kalktığınızda ziyaretine niyetlendiğiniz bir yakınınızın ölüm haberiyle uyanabilirsiniz, dalından kopan çiçeklerin toprakla buluştuğu ana rastlayabilirsiniz, kulaklarınızı okşayan seslerin, ruhunuzu dinlendiren ifadelerin, içinizi aydınlatan bakışların bir anda uçup gittiğine şahit olabilirsiniz. O nedenle iyilikleri ertelemeyin, yüreğinizde biriktirip de kimselere veremediğiniz sevgiyi parmaklarınızın ucuyla savurun sevdiklerinize, savurun üzdüklerinize, savurun bütün saf yüreklere.

 

Farkında mısınız? Sonsuza doğru akan okyanusta bir zerreyiz ve hızla ilerliyoruz. Fakat gözlerimize perdeler inmiş ve vaktin geçtiğini fark edemiyoruz. Sanki günler, haftalar, aylar hiç geçmeyecekmiş, mevsimler devir daim etmeyecekmiş, doğanlar büyümeyecek, büyüyenler yaşlanmayacakmış hissine kapılıyor ve zamanın mıhlanacağını düşünüyoruz.  Oysa zaman daralıyor, vakit azalıyor ve aldığımız her nefeste ebedi göçe bir lahza daha yaklaşıyoruz. O nedenle dikkatli ve rikkatli olmak zorundayız.

Google+ WhatsApp