Sessizliğin ardındaki gizem

Sessizliğin ardındaki gizem


Durgun bir deniz gibiydi Gizem… Fırtına sonrası uykuya dalmış, engin dalgaları andırıyordu adeta. Bilirsiniz zahirine baktığınızda deniz boylu boyunca uzanmış bir atlas gibidir, sakindir, derinliğe doğru indiğinizde ise görünenin sadece sudan ibaret olmadığını fark edersiniz. O suskun dalgaların altında türlü türlü canlılar, kıymetli inciler ve daha birçok zenginlikler mevcuttur. Otizm teşhisi konulan Gizem’in dünyası da zengin kaynaklara sahip olan bir deniz gibiydi. Bütün güzelliklerini benliğinin hücrelerine gömmüştü Gizem, göz teması kurmuyor, tepki göstermiyor ve tenhalarda yaşamak istiyordu.

 

Hayata Gizem’in gözüyle bakan annenin onda ilk dikkat ettiği şey göz kontağı kuramaması olmuştu. Anne diğer çocuklarında rastlamadığı bir durumla karşılaşmış ve Gizemle bir türlü göz teması kuramamıştı. Anne ilk günlerde bunu utangaçlıkla, içedönüklükle ilişkilendirmiş ve önemsememişti. Ancak buna farklı belirtiler de eklenince yardım almaya karar vermiş ve Gizem’e otizm teşhisi konulmuştu. Anne otizm kavramını ilk işittiğinde yüreğinde derin bir sızı hissetmiş ve odasına çekilip hıçkırıklara boğulmuştu. Ancak daha sonra aynı kaderi paylaşan annelerle tanışıp, Gizem’in durumunu kabullenmiş ve tedaviye ağırlık vermişti.

 

Fırtına sonrası uykuya dalmış bir dalga gibiydi Gizem, dış dünya ile bağ kurmaktan kaçınıyor ve ruhunun derinliklerinde tenha bir köşeye çekiliyordu. Göz, insanın dış dünyaya açılan penceresidir oysa olayları izler, fotoğraflar, kayıt altına alır ve zihne aktarır. Gizem ise dışarıdan ziyade iç dünyasında oluşturduğu şehirde yaşıyor ve dünyayı iç gözü ile algılıyordu. O yüzden olup bitenleri umursamıyormuş gibi görünürdü hep.

 

Aile efradı bir araya geldiklerinde onu yaşıtları ile mukayese ediyor ve gelişimsel olarak geri kaldığını, insanlarla iletişim kurmakta zorlandığını söylüyorlardı. Oysa Gizem ancak belli kişilerle ve ilgi alanına uygun noktalarda iletişim kurabiliyor ve grup aktivitelerine katılmaktan kaçınıyordu. O yüreğinin derinliklerinde kurduğu ıssız şehrin sakiniydi ve dışarıda vuku bulan gürültüden, bitmek bilmeyen keşmekeşlerden, şiddet kokan nefeslerden uzaklaşarak, yalnızlığa çekiliyordu. Karmaşık bir bilmece gibiydi Gizem ve yaşadığı belirtiler nedeniyle gelişimini normal seyrinde sürdürememiş ve bu durum onun hayatını zorlaştırmaya başlamıştı. Yaşıtlarıyla uyum sağlamıyor ve gruba dahil olmaktan şiddetle kaçınıyordu. Aile özel durumu nedeniyle Gizem’e çok fazla vakit ayırıyor ve adeta sevgi seline boğuyorlardı. Fakat o sevginin duygusal boyutunu hissedemiyor, ihtiyaçlarının ne kadarının karşılandığına odaklanabiliyordu. Ona göre sevgi, annenin özenle yaptığı kurabiyeler ve babanın aldığı hediyelerdi, ona göre sevgi aile ile geçirdiği vakitlerdi. Gizem, duygularının kapılarını bir türlü açamıyor ve kıyılarda geziniyordu. İnsanların gösterdiği ilgiye karşılık veremiyor, göz göze gelmekten kaçınıyordu. Gizem neden insanlardan daha farklı olduğunu düşünür fakat makul bir cevap bulamıyor ve yalnızlaşıyordu.

 

Duygularını tanımlayamıyordu Gizem, arkadaşlarının kendisiyle niçin oynamak istemediklerini, niçin alay edip güldüklerini anlayamıyordu. Hangi davranışından dolayı dışlanıyordu, dikkatleri üzerine niçin çekiyordu bunları hiç bilmiyordu. Derslerinde son derece başarılıydı, ezberi çok kuvvetliydi, boş zamanlarında problem çözmekten keyif alıyordu. Ama insanların duygu dünyalarına tamamen yabancıydı, niçin güldüklerini, niçin hüzünlendiklerini, niçin sevindiklerini anlamlandıramıyordu. Gizem, gök mavisi denizin hep derinliklerinde saklanıyor ve suyun rengine, kokusuna, tadına odaklanamıyordu. Hayat onun için sadece denizin varlığından ve sunduklarından ibaretti. Gizem, bir süredir destek alıyordu ve bu sayede ötekilerle yavaş yavaş iletişim kurmaya başlamıştı ancak daha çok yol kat etmesi gerekirdi, bunun farkındaydı. Gizem, çakıl taşları ile kaplı bir patika yolda yürüyordu ve bu yorucu yolculuğunda kendisine eşlik eden anne onun eli, ayağı, gözü, kulağıydı. Gizem, annenin desteği ile yolculuğuna devam etmekteydi. Bu yolculuk onun hayatını değiştirecekti ama bunun için daha kaç ay ve kaç yıl geçecekti bunu tahmin etmek mümkün değildi.

Google+ WhatsApp