Sen sus Ahmet Bey, Sare Hanım konuşsun!

Sen sus Ahmet Bey, Sare Hanım konuşsun!


Profesör olmaya gerek yok..

 

Derin okumalar yapmaya, şu kadar kitap yazmaya, hele hele Stratejik Derinlik türünden entel-dantel kavramlar oluşturarak, birkaç dilde kitap bastırmaya hiç gerek yok. 

 

Azıcık olayları takip etme merakınız var ise..

 

Gözünüzü hırs bürümeden yorum yapmayı becerebilirseniz, egonuzun esiri olmazsanız..

 

Başörtü yasağı konusunda bu ülkede kimler asli suçlu, kimler tali suçlu, kimler de ölümüne mücadele ederek o yasağı kaldırmıştır, çok net görülüyor..

 

Değerlendirme çok basit..

 

Bu ülkede yıllarca sürdürülen başörtü yasağının, siyasi partiler içinde birinci sorumlusu CHP’dir..

 

Hiç tereddütsüz. Hiç tartışmasız..

 

İkinci sırada sorumlu siyasi parti, Turgut Özal sonrasındaki Anavatan Partisi’dir..

 

Üçüncü sırada da, 1999 MHP’sini dolaylı kusurlu gösterebiliriz..

 

Bu gerçeğe rağmen, eşi de başörtü mağduru olan Ahmet Davutoğlu, sırf bugün savrulduğu başörtü düşmanlarının öncülüğündeki ittifakı masum göstermek için..

 

Şu sözleri sarfetmiş;

 

“Bu memlekette 28 Şubat’tan son bahsetmesi gereken kişi Sayın Bahçeli’dir. Çünkü, 28 Şubat’ın Başbakan Yardımcısıdır. 28 Şubat’ta başörtüsü yasağını TBMM’de kim meşru kıldı? Başörtülü olarak milletvekili seçilen bir hanımefendiyi, baskı uygulayarak başını açtırıp Meclis’e kim soktu? Bahçeli soktu. Şimdi 28 Şubat’tan nasıl bahsediyor?”

 

Peşinen söyleyeyim..

 

18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra, MHP’nin, Fazilet partisi ve DYP ile koalisyon hükümeti kurması çok daha doğru ve başörtünün serbest bırakılması mücadelesine sahip çıkan bir tavır olurdu.

 

Çünkü MHP, “Biz Refah’a, Fazilet’e benzemeyiz, masaya yumruğumuzu vurduk mu, başörtü sorununu çözeriz” söylemi ile hayatında ilk defa yüzde 17 oy almıştı..

 

Üstelik FP’den bir (Merve Kavakçı), MHP’den de bir (Nesrin Ünal) milletvekili başörtülü olarak seçilmişti..

 

İkisi de başlarını açmadan yemin ettiklerinde, sol ceberutların yapacakları hiçbir şey yoktu.. FP ve MHP’nin ikisinin de dışarda kaldığı bir hükümet modelinin hayata geçme ihtimali sıfırdı..

 

Ama MHP, Nesrin Ünal’a başörtüsünü açtırdı.. Hata idi, dün de eleştirdik, bugün de eleştiriyoruz..

 

Daha vahimi, MHP’nin hükümet kurma noktasında tercihi, başörtü yasağını kaldırmak isteyen partiler olması gerekir iken..

 

Onlar, başörtü yasağını devam ettirecek olan DSP’yi (CHP), Bülent Ecevit’i  tercih ettiler..

 

Bu, MHP’nin hatasıdır..

 

Ama, Ahmet Davutoğlu, başörtü yasağı konusunu, bu olaya indirgeyip, hele hele CHP’yi aklamaya kalkarsa..

 

Yasağın Anayasa Mahkemesi tarafından ihdas edilmesinde birinci aktör olarak görev yapan CHP’den bahsetmeden..

 

Yasağın konulmasında bile değil, kaldırılmasında dolaylı kusuru olan MHP’yi, “En son konuşacak kişi” gibi göstermeye kalkarsa..

 

‘Orda dur’ demek de bizim vazifemiz..

 

Bizim de, Ahmet beyin eşi ve başörtü mağduru Sare Davutoğlu’nun da vazifesi..

 

Birebir zulmü, Sare hanım yaşadı çünkü..

 

Ne oldu mesela, kronolojik olarak hatırlatalım..

 

1989’da Turgut Özal’ın ANAP’ı, üniversitede kılık kıyafeti serbest bıraktığında.. Anayasa Mahkemesi’ne gidip, meşhur “Başörtü laikliğe aykırıdır” kararını aldıran (o günkü CHP) SHP’dir..

 

Yani yasağın başı, CHP’dir..

 

28 Şubat süreci ile başbakanlıktan indirilen Erbakan sonrasında, başörtü yasağını üniversitelerde yoğun olarak uygulatan DSP’dir (O günkü CHP).

 

1999’da Merve Kavakçı’ya yemin ettirmeyen DSP’dir (CHP).

 

Evet, 1999’da, milletvekili seçilen Nesrin Ünal’a başını açtıran ve başörtü özgürlükçüleri yerine Ecevit ile hükümet olmayı tercih eden MHP’dir ve bu açıdan hatalıdır..

 

Ama sonrasında, MHP kendisini kısmen affettirmiştir.

 

Nasıl?

 

2002’de AK Parti kurucularının bazıları başörtülü diye Yargıtay Başsavcısı’nın Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmesinde, MHP bu talebe destek vermemiştir. CHP ise destek vermiştir.

 

2007’de, Abdullah Gül cumhurbaşkanı adayı olduğunda, sırf eşi başörtülü diye seçtirmeme amaçlı yaygarayı çıkartan CHP’dir. MHP o yaygaraya destek vermemiştir.

 

2007 milletvekili seçiminden sonra, Abdullah Gül TBMM’de cumhurbaşkanı seçilirken, CHP’liler yine, “Eşi başörtülü birisi cumhurbaşkanı olamaz” dediğinde, MHP bu boykota destek vermemiştir.. TBMM’ye girmiş, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmesini hukuk dışı protestolarla önlemeye kalkışmamış, kalkışanlara destek vermemiştir. CHP’liler bu sebeple de, MHP’yi ağır ifadelerle tahkir etmişlerdir.

 

Ve çok önemli bir dönüm noktası..

 

2008 yılında başörtü yasağı ile ilgili TBMM’de çok önemli bir anayasa değişikliği yapıldığında.

 

AK Parti ile MHP yasağı kaldıracak yönde oy kullandılar.

 

CHP ise, yasağı kaldıracak teklife ret oyu verdi.

 

Devam ediyoruz..

 

2008 yılındaki bu anayasa değişikliğinden hemen sonra, başörtü yasağı kaldırıldı diye, Yargıtay Başsavcısı, Ak Parti’ye kapatma davası açtı.

 

MHP, bu dava aleyhine açıklamalar yaparken, CHP açıkça, ‘AK Parti kapatılmayı hakketmiştir’ dedi...

 

Ahmet Davutoğlu, o tarihte bu gelişmeleri kendisi yakinen takip etmedi ise..

 

MHP’nin 1999’daki yanlışına takılıp kaldı ise.. Eşi Sare hanıma sorsun.. Ondan bilgi alsın.. Sonra konuşsun..

 

Ak Parti hakkında kapatma yerine hazine yardımı kesilmesi kararı verildiğinde, MHP kararın aleyhine açıklama yapmış, CHP ise desteklemişti. 

 

2011’den itibaren üniversiteli öğrenciler, liseli öğrenciler, memurlar ve tüm herkes için getirilen başörtü serbestiyetinde, CHP’liler, örneğin avukatlar için Danıştay’a müracaat ederek, yasağın devam etmesini istemişlerse de.

 

MHP’li hiçbir milletvekili, böyle bir talepte bulunmamış, yasağın sürmesi yönünde dava da açmamış, talepte de bulunmamışlardır. Yasaktan yana bir açıklama da yapmamışlardır..

 

Tüm bu kronolojik listede, profesör olmanıza falan gerek yok..

 

Basit bir inceleme ile..

 

MHP’nin bir kusuru var ise, CHP’nin 10 açık ve kasti suçu olduğu ortadadır..

 

Buna rağmen..

 

Ahmet Davutoğlu, MHP’yi suçlayıp, CHP’yi aklamaya çalışırsa..

 

“En son konuşacak kişi” diyerek, Bahçeli’nin durumunun, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dan daha kötü olduğunu söylerse..

 

Kendisine söylenecek tek şey vardır:

 

Allah kimseyi hırsına mağlup etmesin. Egosunun esiri etmesin..

 

Allah hidayet versin.

 

“Kılıçdaroğlu başörtü yasağı sebebi ile helalleşmek istiyorsa” diyenlere de..

 

“Bahçeli hiçbir zaman başörtü yasak olsun demedi ki, şimdi de helalleşmek istesin. Bahçeli, nasıl olur da, Kılıçdaroğlu’ndan daha yasakçı gibi gösterilir” hatırlatmasını yapıp..

 

“Adalet” diye yola çıkanların, nasıl zalimliklere soyunduklarını, suçluları suçsuz.. küçük küçük kusurluları da, nasıl zalimce asli suçlu gibi gösterdiklerini önlerine koymuş olalım..

Google+ WhatsApp