Savaşların Kazananı

Savaşların Kazananı


Medya ve iletişim çağında savaşın kazananı kim sorusu belki en önemlilerinden. Medya sektörü mü, silâh ve güç mü? Hangi millet bundan kârlı çıkıyor. Kazananlar büyük ölçüde belli. En belirsizlik mazlumlar ve halklar. Halkların tamamı içindir bu. Bazı halklar arada sıyrılıyor.

 

Belli bölgelerdeki savaşlar sonuçlanmadan önceden ne olacağı kestirilemez. Fakat bizce kestirilen bir şey var ki kazananları belli. Kaybedenler de. Mazlumlar her zaman için firavunların baskısı altında ezilirler. Firavunlar öteden beri var ve olmaya da devam edecekler. Çünkü onlar şeytanların temsilcileridirler. Onun uygulayıcıları ve piyonları.

 

Firavunların Mısır ehramları yeryüzünün zulüm uru gibi orada duruyor.

 

Çağdaş firavunların urları da, virüsleri de insanı kemiriyor. Kendilerine bir şey olmuyor mu oluyor elbette. Yüz yıla yakın belki daha fazla yaşayan dünyanın en azgın zengini, emek sömürücüsü öldü de gitti öte dünyaya. Bütün insanların sonu elbette ölüm. Ama bazıları, varlıklarına, zenginliklerine ve aşırılıklarına rağmen gene de sonları ölüm.

 

Bazı halklar var ki savaşlardan çıksalar da yenilmiyorlar. Onlar, kediler gibi dört ayakları üzerine düşüyorlar. Bunlar rastlantı mı, belli bir planın içinde yer alan farklı oyuncular mı, yani korunanlar mı?

 

Bazı insanlar yersiz ve yurtsuz kalıyor. Sığınacakları bir yer bulamıyorlar. Sonlarının ne olacağı endişesi, paniği ve telâşı onları daha çok yoruyor.

 

İnsanlık genel olarak ezilirken, arada, savaş anlarında bile kapitalist sistemin oyuncağı olmaktan kurtulamıyorlar. İnsanlık genel anlamda baskı altında ve genel bir sömürü çarkının aracı olmaktan kurtulamıyorlar.

 

Ukrayna’da savaş var. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, mazlum insanlar silâhların, bombaların hedefi iken, can havli içinde çırpınırlarken; “Kediler Günü”, “Kadınlar Günü” ve daha bilmem bir sürü “gün” içinde avunduruluyorlar. Ölen insanlığın bütünlüğü göz ardı oluyor. Kapitalist sistem savaş silâhları ve aletleriyle birlikte ürettiği diğer mallarını günler üzerinden özel kampanyalara dönüştürüyor. “Emekçi kadın”, asıl çilesini hayattan ve kapitalizmden çekiyor. Tuzu kuru olanlar için her gün gündür ve bayramdır.

 

Kapitalizmin kazanmadığı yer ve zaman yok. Yılın üç yüz altmış beş günü bölümlenerek kampanyalara dönüştürülüyor. Toplumun öylesine okumuşları bunun ideolojisinin bir aracı olmaktan kendilerini kurtaramıyorlar. Kimi çevrelerin de elbette işlerine geliyor.

 

Günümüzün baskın ideolojisi kapitalizmdir. Dünya çarkı onların etrafında dönüyor. Savaş da onların eseri. Mazlumlar, halklar ve insanlar onların büyük oyununun küçük figüranları.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy özel bir konumda. Yani Yahudi. Onun bertaraf olmasına izin verilmez. Fakat bu oyunun içinde nasıl bir aktör olacağı sonunun ne olacağı belli olmasa da kendisine bir şey olmayacağı kesin. Irkdaşları da güvenli yerdeler. İsrail’de törenlerle karşılanıyorlar ve iskân edilecekleri yerleri hazır.

 

Geride kalanların sonu ise belli bir yere kadar süründürülebilir sonra da kontrol altına alınırlar.

 

Kapitalizm hiçbir zaman kaybetmez.

 

Rusya artık o da kapitalist.

 

Merhum üstad Sezai Karakoç’un tanımlamasıyla şeytanın sol kanadıdırlar. Hiçbir zaman kaybetmeye oynamazlar. Belki de kâr marjları farklı olabilir. Bunda kazananın çok olanı olacağı gibi az olanı da olacak.

 

İnsan eşitsizliğin olduğu bu dünyada, bazılar fazla eşit ve üstün, bazıları ise alt katmanlarda yer alıyorlar.

 

Savaşları başlatanlar asla kaybetmeye oynamazlar. Sonuçlarının ne olacağını önceden kestiriyorlar. Kimi sapmalar olsa bile kısa sürede tekrar sistemi rayına oturturlar.

Google+ WhatsApp