Savaşlardaki Barbarlıklar ve Asıl Sonuçlar

Savaşlardaki Barbarlıklar ve Asıl Sonuçlar


Modern dünyanın savaşları acımasızdır. Savaşların da hem insanî hem de vahşi olan tarafları var. Büyük yıkımlara neden olan savaşlar bütünüyle elbette ki vahşidir. Modern, kimyasal ve bombalarla olan savaşların yıkımı çok ağırdır. Etkili onlarca yıl sürer. Savaş olmadığı hâlde Çernobil’deki kimyasalların etkisi yıllarca sürdü. Kaldı ki bu bir kaza sonucuydu. Fakat kimyasallarla olan savaşların yıkımı ve etkisi on yılları aşıyor. Nagazaki, Vietnam, Ortadoğu savaşlarının yıkımı ve tahribatı çok büyük. Asıl bir de manevî yıkımlar var.

 

Batı, çok acımasız. Onların bütün dünyaları genelde emperyal çıkarlarıyla ilgili. Fakat bu salt emperyal olarak da görmemek gerekir. Bunun asıl amacı bir milletin ve toplumun kendilerine göre düzenlenmesi ve şekillenmesidir. Savaşların hem maddî hem de manevi yönlerini hedef alır. Özellikle Müslümanlar üzerinden. Çünkü Müslümanların dünyanın bir diğer yanıdır ve Hakikat medeniyetinin kendisini temsil ediyorlar. Batı düşüncesinin etkisinde olanlar özellikle bağımlı oldukları düşüncelerle sorunlara bakıyorlar. Emperyal düşence daha çok Amerika ve Batı’nın diğer ülkeleriyle sınırlandırılmak isteniyor bir kesimce. Ancak Rusya’nın onlardan kalan yanları yok. Dengelerini gözetiyorlar.

 

Suriye olayında Müslümanların zihin dünyaları da az karışmadı, ki hâlâ devam ediyor. Amerika’ya güvenen, bel bağlayanların bilinçaltı duyguları olduğu gibi duruyor. Rusların Suriye’ye müdahalesinden haklı olarak rahatsızdırlar. Ama bu, onların Amerika’ya olan yakınlıklarına da neden oluyor.

 

Ukrayna’nın şu savaşın sıcaklığında can havliyle AB topluluğuna girme isteği ise savaş sonrası düşüncesinin bir başka sonucu. Batı’nın istediği bir durum. Katolik ve Ortodoks dünyasının çekişmelerinin de bir sonucu. Fakat onların genel anlamda da rahatsız oldukları şudur ki, Hıristiyan dünyanın iki mezhebinin çatışmaları. Gene de savaşın sonucu onlar açısından çok daha önemli.

 

Rusya artık komünist bir yönetim değil. Bu düşünceden vaz geçtiği andan itibaren büyük bir çözülme yaşandı. Rusya biraz da geri çekilir gibi oldu. Toparlanma süreci de denilebilir buna. İç dünyasında yaşadığı yıkım, Komünizmin onlar üzerinde oluşturduğu olumsuzluk ve dağılış asıl sorunlarıydı. Yeniden geçmişiyle barışma Çarlık dönemi manevi ve Hıristiyanî birlik çok daha önemliydi. Putin döneminde Müslümanlara olan yaklaşımlarının etkisi de bu psikolojinin bir sonucu. Komünizm jakobenliğiyle baskı altında tutulan Müslümanları yanında tutma düşüncesi Moskova’da büyük bir cami açılışının neden başka bir şey olabilir mi? Müslümanlar ile yakınlaşmalarda da ilginç yöntemler geliştirdi Putin. Konuşmalarında Kur’an’dan ayetler seçmesi bir rastlantı olmasa gerek.

 

Rusya ile Batı arasındaki çekişmelere bir de bu açıdan bakmada yarar var.

 

Türkiye’ye dönük bakışının arka planının oluşturuyor. S-400 olayını da bir anımsamak gerekiyor. Amerika ile aramızın gergin olduğu bir döneme denk düşüyor.

 

Türkiye açısından bakıldığında nasıl bir açmaz olduğu da görülüyor. Amerika ile yeniden mi yakınlaşacağız? Gerçi pek uzak olmadık ama satrancın hamleleri gibi birbirimizin gözlerine ve alana bakarak öylesine uzatılıyor. Kim pes edecek, kim nasıl bir sonuç elde edecek?

 

Yanı başımızda, İsrail ile Suriye kangreni bitecek gibi değil. Amerika’nın bir ayağı orada. Rusya’nın bir ayağı orada.

 

Şeytanların savaşında hangi şeytanı mı tercih edeceğiz? Asıl soru bu.

 

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik durum, üretim yetersizliği, insanların kaçış duygusu, iş alanlarının olmayışı, büyük ve genç bir nüfus yapısı. Şundan eminiz ki gençlerin gözü Rusya blokunda değil. Asıl açmazlardan biri de budur. Gözleri Batı’da, Avrupa, Amerika ve Kanada’da.

Bir millete gelecek bakımından bir umut olunmayacaksa, gücün manevî yönü verilemezse savaşlar bitse de asıl yıkım manevî olacak. Bunun onarılması çok daha güç olacak.

Google+ WhatsApp