Savaşın cilveleri…

Savaşın cilveleri…


Savaş bir tasarım işidir. Evvelinde uzun uzun plânlanır. Nasıl seyredebileceği, hangi tarafın baskın bir kuvvet olduğu, zafere yakın olduğu üzerine çeşitli tahminler yapılır. Çok defâ yapılan, tarafların silâh, mühimmat, araç-gereç, ateş güçlerinin mukayesesidir. Maddî değerlendirmelerdir bunlar. Ama kuvveden fiile gelindiğinde, hâdise artık açık uçlu bir hâle gelmiştir. Burada ölçümlenemeyen kıstaslar devreye girer. Sevk ve idârede yaşanan zaaflar veyâ beceriler, ama en mühimi savaşma azim ve kararlılığı, savaşın gidişâtını belirlemeye başlar. Sürprizler de burada ortaya çıkar. Bir bakarız ki, kâğıt üzerinde zayıf görünen bir kuvvet, o başlangıçta ölçülemeyen üstünlüğüyle savaşın gâlibi hâline gelmiştir. Diğer taraftan, eğer savaş, konvansiyonel örüntüsünde olduğu üzere, iki ordunun, bir sahada karşılaşmasına dayanıyorsa farklı; işgâl savaşıysa farklı seyredecektir. Başka bir husus da, muharebe kazanmakla harp kazanmak arasındaki farktır. Hannibal’ın kazandığı Pirus Zaferi bunun en bilinen misâlidir. Modern savaşlarda da bunun karşılıkları yok değildir. Meselâ II. Genel Savaş içinde Hitler orduları muharebeleri kazanıyor, Rusya içlerine doğru hızla ilerliyordu. Ama her muharebe başarısı onu, nihayette uğrayacağı ağır mağlûbiyete taşımaktaydı. Mareşal Jukov, inceden inceye bunun hesâbını yapıyor ve nihayetinde başarıyordu.

 

Rusya-Ukrayna savaşı -her ne kadar resmen bu sıfatı kullanmak zorsa da- başladı. Evvelinde yapılan yorum ve değerlendirmeler, Rus ordusunun, Ukrayna ordusundan katbekat kuvvetli olduğu, kısa bir zaman zarfında rakibini ezeceği, Ukrayna’yı işgâl edip kontrolü sağlayacağı istikâmetindeydi. Hattâ bazı yorumcular bunun 36 saatte gerçekleşeceğini iddia ediyorlardı. Rus ordusunun saldırısını başlatmasının üzerinden beş gün geçti. Ruslar hiç beklemedikleri bir dirençle karşılaştı. Kiev önlerine geldiler. Ama hâlâ hâkimiyet sağlayamadılar. Harkov’da bile tablo farklı değil. 600.000 kilometrekarelik, üstelik dümdüz bir coğrafyada, Rus ordusuyla göğüs göğüse çarpışmak Ukrayna ordusunu kısa zaman içinde bozguna uğratabilirdi. Ukrayna kurmay aklı bunu görmüş olmalı ki, savaşı bir şehir savaşı hâline getirdi. Zelenski, yaptığı açıklamalarda devamlı olarak bunu vurguluyor ve şehirlerini sokak sokak savunacaklarını söylüyor.

 

Bu gelişme savaşın mukadderatını değiştirecektir. Ukraynalılar, giderek savaşma azim ve kararlılıklarını artıracak, daha sert direnecek, Rusya ise daha vahşi saldırılar gerçekleştirecektir. Neticenin değişeceğini, Ukraynalıların direnişlerinin Rus ordusunu durduracağını zannetmiyorum. Ama bu direnişin devâm etmesi ve savaşı kazanmak adına ödedikleri bedel büyüyecek, uygulayacakları vahşet ise muhtemel zaferlerine en koyusundan, silinse de çıkmayacak bir kara çalacaktır.

 

Şimdi Angloamerikan blokunun ne için Rusya’yı, Ukrayna’yı iterek bu savaşa mecbûr bıraktığını anlayabiliyoruz. Ukrayna’yı, Rusya için Afganistan’dan beter bir bataklık yapmak için. Putin’e savaş dışında bir seçenek bırakmadılar. Ukrayna’nın şehir savaşları içinde onu yıpratmasını istediler. Rus ordusunun ateş gücüne diyecek yok. Ama savaşma azim ve kararlılığı çok başka bir şey. Rus ordusunda bunun hangi mertebede olduğunu düşünmek gerekiyor. Diğer taraftan Rusların durumu Afganistan’dan beter diyorum; çünkü unutmayalım nihâyetinde bu savaş bir kardeşler savaşıdır. Evet, Afganistan çok zorlu bir coğrafyaydı; Ukrayna ise çok kolay bir coğrafya.. Ama Ukrayna’da savaşan Rus askerlerinin büyük çoğunluğunun Ukraynalı akrabaları var. Bu savaşın bir kardeş katline dönüşmesinin doğuracağı çok ağır sorunlar var. Rus askerlerinin, saldırı pozisyonunda oldukları için zâten, savunma durumunda olan Ukraynalılara göre düşük olan savaşma azim ve kararlılığını daha da düşüreceğini öngörmek zor olmasa gerekir. Rusya’da bu savaşa karşı çıkan ve eylemler düzenleyen on binlerce muhalif Rus’un sayılarının katlanması, yüzbinlere, belki de milyonlara ulaşmasının, evet neticede bunları bastırabilir, ama Putin’in başını ne kadar ağrıtacağını hesaba katmak gerekir. Putin bunları görmedi mi? Elbette gördü. Ama Angloamerikan blokun sıkıştırması karşısında yapacağı bir şey kalmadı… Evet, neticede, her türlü bedeli ödeyerek kendi hâkimiyet alanında kontrolü sağlayacak. Ama dünyânın lânetlediği, itibârını kaybetmiş, tecrit edilmiş bir devlet olarak. Bu süreç Rusya’nın İranlaştırılma sürecidir.

 

Rusya’yı ekonomik olarak zor duruma sokacak kararlar da peşi sıra geldi. Borsası dibe vuruyor. Ruble hızla değer kaybediyor. En vurucu darbe, kısmen de olsa Swift’ten çıkarılması oldu. Finansal hazırlıklarıyla bunları bir dereceye kadar karşılayacaktır. Ama nereye kadar?

 

Angloamerikan kanat istediklerini elde ediyor. Rusya ile Avrupa’yı koparıyor. Rusya’yı yalnızlaştırıyor. Bu, Çin’i, Avrupa’ya bağlayan Tek Yol Projesi’ni de sekteye uğratıyor. Buralarda olup bitenlerin aksisedâsı Çin’de işitiliyor. Tehlikeli, çok tehlikeli bir oyun bu…

Google+ WhatsApp